<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Gazete Yazıyor</title>
    <link>https://www.sokgazetesi.com.tr</link>
    <description>Haberler, son dakika haberleri, Türkiye'den ve dünyadan en güncel gelişmeler, magazin, ekonomi, spor, gündem ve tüm gazete haberleri ŞOK GAZETESİ'nde</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.sokgazetesi.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 21 Jun 2026 16:25:38 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.sokgazetesi.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[İş yerinde bu hareketlere dikkat: Fazla ayakta kalmak gebeliği nasıl etkiliyor?]]></title>
      <link>https://www.sokgazetesi.com.tr/is-yerinde-bu-hareketlere-dikkat-fazla-ayakta-kalmak-gebeligi-nasil-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sokgazetesi.com.tr/is-yerinde-bu-hareketlere-dikkat-fazla-ayakta-kalmak-gebeligi-nasil-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni bir araştırma, hamileliğin ilk dönemlerinde iş yerinde uzun süre ayakta kalmanın, öne eğilmenin ve fazla yürümenin düşük yapma riskini artırdığını ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Danimarka’da yapılan geniş kapsamlı bir araştırma, gebelik döneminde iş yerindeki fiziksel aktivite düzeyinin düşük yapma riskiyle ilişkili olabileceğini ortaya koydu.</p>

<h2><strong>475 BİN KADININ VERİLERİ İNCELENDİ</strong></h2>

<p>Bispebjerg Hastanesi ve Kopenhag Üniversitesi’nden araştırmacılar, 2004-2018 yılları arasında gebelik yaşayan 475 bin 312 kadına ait 800 binden fazla veriyi analiz etti.</p>

<p>Çalışmada, hamile kadınların iş yerindeki fiziksel hareketleri detaylı şekilde incelendi.</p>

<h2><strong>İŞ YERİ AKTİVİTESİ TEK TEK DEĞERLENDİRİLDİ</strong></h2>

<p>Araştırmada, aktivite takip cihazlarından elde edilen veriler kullanılarak kadınların ayakta durma, yürüme ve 30 derece veya daha fazla öne eğilme süreleri ölçüldü.</p>

<p>Bu veriler üzerinden gebelik sürecindeki fiziksel yükün etkileri değerlendirildi.</p>

<h2><strong>DÜŞÜK RİSKİYLE İLİŞKİLİ BULGULAR</strong></h2>

<p>Sonuçlara göre, uzun süre ayakta kalma, fazla yürüme ve öne eğilme davranışlarının düşük yapma riskiyle ilişkili olduğu tespit edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>8 saatlik iş gününde 30 derece ve üzeri eğilerek geçirilen her ek saatin düşük riskini yüzde 36 artırdığı belirlendi.</p>

<p>Yürüyerek geçirilen her ek saatin riskte yüzde 18 artışa neden olduğu, ayakta durmanın etkisinin ise yüzde 3 seviyesinde kaldığı kaydedildi.</p>

<h2><strong>ARAŞTIRMA DERGİDE YAYIMLANDI</strong></h2>

<p>Elde edilen bulguların “Occupational and Environmental Medicine” adlı bilimsel dergide yayımlandığı bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sokgazetesi.com.tr/is-yerinde-bu-hareketlere-dikkat-fazla-ayakta-kalmak-gebeligi-nasil-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 19:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sokgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sokgazetesi-com-tr/uploads/2023/11/hamilelik5.jpg" type="image/jpeg" length="15790"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Memişoğlu açıkladı: Türkiye 60 yeni hastaneye kavuşuyor!]]></title>
      <link>https://www.sokgazetesi.com.tr/bakan-memisoglu-acikladi-turkiye-60-yeni-hastaneye-kavusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sokgazetesi.com.tr/bakan-memisoglu-acikladi-turkiye-60-yeni-hastaneye-kavusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Geçen sene yaklaşık 30 tane hastane hizmete aldık, bu sene de hedefimiz Türkiye genelinde şehir hastaneleri dahil 60 hastaneyi insanlarımızın hizmetine sunmak." dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, A Haber canlı yayınında sağlık sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak hem mevcut uygulamaları hem de gelecek hedeflerini anlattı.</p>

<h2><strong>KOVİD-19 SÜRECİ VE TEFTİŞ PROGRAMI</strong></h2>

<p>Memişoğlu, Türkiye’nin Kovid-19 salgın sürecini başarılı şekilde yönettiğini belirterek, Bakanlık tarafından yürütülen teftiş programının üçüncü aşamasına geçildiğini söyledi. Yaklaşık 50 ili kapsayan denetimlerde, sağlık hizmetlerinin tüm yönleriyle değerlendirildiğini ifade etti.</p>

<h2><strong>SAĞLIK SİSTEMİNE “CHECK-UP” UYGULAMASI</strong></h2>

<p>Bakan Memişoğlu, teftişlerle hastanelerin alım süreçlerinden personel yönetimine kadar birçok alanın incelendiğini belirterek, sistemin adeta “check-up”tan geçirildiğini söyledi. Olası risklerin önceden tespit edilerek yöneticilerin uyarıldığını aktardı.</p>

<h2><strong>RANDEVU SİSTEMİNDE DÜZENLEMELER</strong></h2>

<p>2024 yılında yaşanan randevu yoğunluğuna değinen Memişoğlu, 3,9 milyon kişinin randevu beklediğini hatırlattı. Bu sorunu çözmek için uzman atamaları ve yeni muayene üniteleri kurulduğunu, özellikle göz ve KBB branşlarında kapasite artırıldığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>AİLE HEKİMLİĞİ SİSTEMİ GÜÇLENDİRİLDİ</strong></h2>

<p>Aile hekimliği mevzuatında yapılan değişikliklerle 31 milyon kişiye tarama yapıldığını belirten Bakan, birçok sağlık sorununun hastaneye gitmeden çözülebildiğini söyledi. Aile hekimlerinin artık 1859 ilacı yazabildiğini de açıkladı.</p>

<h2><strong>HASTANELERDE KAPASİTE ARTIŞI</strong></h2>

<p>Türkiye’nin sağlık altyapısında büyük bir gelişim yaşandığını vurgulayan Memişoğlu, 27 şehir hastanesinin hizmette olduğunu, yeni hastanelerin de inşa edildiğini söyledi. Bu yıl toplam 60 hastanenin hizmete alınmasının hedeflendiğini belirtti.</p>

<h2><strong>YOĞUN BAKIM VE SAĞLIK ALTYAPISI</strong></h2>

<p>Yoğun bakım kapasitesinin 48 bine ulaştığını ifade eden Bakan, bu rakamın Avrupa ortalamasının oldukça üzerinde olduğunu belirtti. Ayrıca yeni hastanelerin deprem izolatörlü olarak inşa edildiğini söyledi.</p>

<h2><strong>PERSONEL ALIMI VE İSTİHDAM PLANLARI</strong></h2>

<p>Sağlık alanında 2024 KPSS ile 47 bin personel alımı yapıldığını aktaran Memişoğlu, 2026 yılı sonunda yeni bir alım planlandığını ifade etti. Sağlık çalışanlarının özel üniteler açabilmesine imkân tanındığını da söyledi.</p>

<h2><strong>ERKEN TEŞHİS VE KANSERLE MÜCADELE</strong></h2>

<p>Son 5 ayda yaklaşık 3 bin kişiye erken kanser teşhisi konulduğunu belirten Bakan, erken teşhisin hayati önem taşıdığını vurguladı. Aile hekimleri aracılığıyla riskli bireylerin tespit edilerek tedavi sürecine alındığını söyledi.</p>

<h2><strong>SİGARA VE SAĞLIKLI YAŞAM HEDEFİ</strong></h2>

<p>Türkiye’de sigara kullanım oranına dikkat çeken Memişoğlu, sigara bırakma polikliniklerinin yaygınlaştırıldığını ve mobil ekiplerin sahada olduğunu belirtti. Hedeflerinin Türkiye’yi “dumansız ülke” haline getirmek olduğunu ifade etti.</p>

<h2><strong>AŞILAMA VE YERLİ ÜRETİM HEDEFİ</strong></h2>

<p>Türkiye’nin aşılama oranlarının yüksek olduğunu vurgulayan Bakan, 13 aşının ücretsiz olarak uygulandığını söyledi. Bu aşıların yerli üretimi için çalışmaların başlatıldığını ve kısa sürede üretimin hedeflendiğini belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sokgazetesi.com.tr/bakan-memisoglu-acikladi-turkiye-60-yeni-hastaneye-kavusuyor</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 20:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sokgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sokgazetesi-com-tr/uploads/2025/09/saglik-bakan.jpg" type="image/jpeg" length="19544"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakanlıktan kritik açıklama: Sınava girmeden uzmanlık yok]]></title>
      <link>https://www.sokgazetesi.com.tr/bakanliktan-kritik-aciklama-sinava-girmeden-uzmanlik-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sokgazetesi.com.tr/bakanliktan-kritik-aciklama-sinava-girmeden-uzmanlik-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, doktorasını tamamlayan diş hekimlerinin uzmanlık belgesi alabilmesi için yeni kriterler belirledi. Tıpta Uzmanlık Kurulu’nun aldığı karara göre, uzmanlık belgesi için artık DUS’tan yeterli puan alınması ve ilgili eğitim müfredatının tamamlanması gerekecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, doktoralı diş hekimlerinin uzmanlık süreçlerine ilişkin uzun süredir devam eden tartışmalara açıklık getiren yeni düzenlemeyi duyurdu. Tıpta Uzmanlık Kurulu’nun (TUK) 151. toplantısında alınan kararla uzmanlık belgesi için yeni şartlar belirlendi.</p>

<h2><strong>DUS ŞARTI GETİRİLDİ</strong></h2>

<p>Bakanlığın açıklamasına göre, doktora eğitimini tamamlayan veya halen sürdüren diş hekimlerinin uzmanlık sürecine dahil olabilmeleri için Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı’na (DUS) girmeleri gerekecek.</p>

<h2><strong>UZMANLIK İÇİN İKİ KRİTER</strong></h2>

<p>Yeni düzenleme kapsamında adayların, kendi branşlarında uzmanlık programına yerleşmeye yetecek düzeyde DUS puanı alması ve uzmanlık eğitim müfredatındaki teorik ile pratik eğitimleri tamamladığını belgelemesi şart koşuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>ATAMA GARANTİSİ YOK</strong></h2>

<p>Sağlık Bakanlığı, DUS’a girmenin tek başına herhangi bir kadro tahsisi, atama veya doğrudan yerleştirme hakkı sağlamadığını vurgulayarak, düzenlemenin yalnızca uzmanlık belgesi sürecini kapsadığını belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sokgazetesi.com.tr/bakanliktan-kritik-aciklama-sinava-girmeden-uzmanlik-yok</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 22:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sokgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sokgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/ekran-resmi-2026-06-17-221621.png" type="image/jpeg" length="63463"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ece İrtem'in ölümü sonrası uzmanından kalp krizi uyarısı! Kadınlardaki gizli belirtileri tek tek saydı]]></title>
      <link>https://www.sokgazetesi.com.tr/ece-irtemin-olumu-sonrasi-uzmanindan-kalp-krizi-uyarisi-kadinlardaki-gizli-belirtileri-tek-tek-saydi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sokgazetesi.com.tr/ece-irtemin-olumu-sonrasi-uzmanindan-kalp-krizi-uyarisi-kadinlardaki-gizli-belirtileri-tek-tek-saydi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[35 yaşında hayatını kaybeden oyuncu Ece İrtem'in vefatı büyük üzüntü yarattı. Acı olayın ardından Kardiyoloji Uzmanı Türker Papuccu, kadınlarda kalp krizinin çoğu zaman klasik belirtilerle ortaya çıkmadığını belirterek önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Televizyon dünyasını yasa boğan Ece İrtem'in vefatı, genç yaşta görülen kalp krizi vakalarını yeniden gündeme taşıdı. Son olarak Kızılcık Şerbeti dizisinde canlandırdığı Işıl karakteriyle izleyici karşısına çıkan oyuncunun ölümünün ardından uzmanlar özellikle kadınlarda görülen kalp krizi belirtilerine dikkat çekti.</p>

<h2><strong>İLK AÇIKLAMA AVUKATINDAN GELDİ</strong></h2>

<p>Ece İrtem'in vefatına ilişkin ilk açıklama avukatı <strong>Uğur Gökkoyun</strong> tarafından yapıldı. Gökkoyun, müvekkilinin evinde annesiyle birlikte bulunduğu sırada yaşamını yitirdiğini belirterek, ilk değerlendirmelere göre ölüm nedeninin kalp krizi olabileceğini söyledi.</p>

<p>Açıklamada soruşturmanın sürdüğü ve kesin sonucun yapılacak otopsi incelemesinin ardından netleşeceği ifade edildi.</p>

<p>[related-posts id="195035" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<h2><strong>KADINLARDA BELİRTİLER HER ZAMAN AYNI OLMUYOR</strong></h2>

<p>Kardiyoloji Uzmanı <strong>Türker Papuccu</strong>, kadınlarda kalp krizinin erkeklerden farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini söyledi.</p>

<p>Papuccu, göğsün ortasında baskı hissi şeklindeki klasik belirtilerin her vakada görülmediğini belirterek; açıklanamayan halsizlik, nefes darlığı, mide bulantısı, sırt, boyun veya çene ağrısı ile soğuk terlemenin önemli işaretler arasında yer alabildiğini ifade etti.</p>

<p>[related-posts id="195025" color="bg-primary"][/related-posts]</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>"SİNYALLER BAŞKA RAHATSIZLIKLARLA KARIŞTIRILABİLİYOR"</strong></h2>

<p>Kadınların damar yapısı ve hormonal özelliklerinin belirtilerin farklı seyretmesine neden olabileceğini vurgulayan Papuccu, bazı vakalarda belirtilerin oldukça silik görülebildiğini söyledi.</p>

<p>Uzman isim, nedeni açıklanamayan ve ani başlayan şikâyetlerin hafife alınmaması gerektiğini belirterek, bu tür durumlarda vakit kaybetmeden tıbbi değerlendirme yapılmasının hayati önem taşıdığına dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ERHAN ALVEROĞLU</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sokgazetesi.com.tr/ece-irtemin-olumu-sonrasi-uzmanindan-kalp-krizi-uyarisi-kadinlardaki-gizli-belirtileri-tek-tek-saydi</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sokgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sokgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/ece-32.png" type="image/jpeg" length="25256"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk Kızılay'a senenin ilk 5 ayında 1 milyon 246 bin ünite kan bağışı yapıldı]]></title>
      <link>https://www.sokgazetesi.com.tr/turk-kizilaya-senenin-ilk-5-ayinda-1-milyon-246-bin-unite-kan-bagisi-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sokgazetesi.com.tr/turk-kizilaya-senenin-ilk-5-ayinda-1-milyon-246-bin-unite-kan-bagisi-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Kızılay, senenin yani 2026'nın ilk 5 ayında 1 milyon 246 bin 400 ünite kan bağışı yapıldığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Kızılay, 14 Haziran Dünya Gönüllü Kan Bağışçıları Günü dolayısıyla yılın ilk beş ayına ilişkin kan bağışı verilerini paylaştı. Açıklanan rakamlara göre 2026 yılının ilk beş ayında 1 milyon 197 bin 512 düzenli bağışçının katkısıyla toplam 1 milyon 246 bin 400 ünite kan bağışı toplandı.</p>

<h2><strong>BAĞIŞÇILARIN YÜZDE 21'İ GENÇLERDEN OLUŞTU</strong></h2>

<p>Kızılay'ın verilerine göre kan bağışında bulunanların yüzde 21'ini 18-24 yaş grubundaki gençler oluşturdu. Bağışçı profilinde erkeklerin oranı yüzde 85 olarak kaydedilirken, kadın bağışçıların oranı ise yüzde 15 oldu.</p>

<p>Kuruluş, gönüllü kan bağışı kültürünü yaygınlaştırmak amacıyla eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarını da sürdürdü. Bu kapsamda yılın ilk beş ayında gerçekleştirilen 2 bin 197 eğitim faaliyetiyle toplam 1 milyon 225 bin 50 kişiye ulaşıldığı bildirildi.</p>

<h2><strong>GEÇEN YIL REKOR KIRILMIŞTI</strong></h2>

<p>Türk Kızılay, 2025 yılında 3 milyon 41 bin 278 ünite kan bağışı alarak kuruluş tarihindeki en yüksek yıllık bağış rakamına ulaşmıştı. Yetkililer, bu başarının gönüllü bağışçıların desteğiyle mümkün olduğunu vurguladı.</p>

<h2><strong>40 BİNİ AŞKIN YENİ BAĞIŞÇI HAVUZU OLUŞTURULDU</strong></h2>

<p>Talasemi Federasyonu ve Kan Hastalıkları Federasyonu iş birliğiyle yürütülen "Biz İyilik Severiz" Projesi kapsamında 40 bin 783 kişilik yeni bir bağışçı havuzu oluşturuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Proje sayesinde 4 bin 63 düzenli bağışçı sisteme kazandırılırken, 247 hasta ile bağışçı eşleşmesi gerçekleştirildi. Ayrıca gönüllü kan bağışını artırmak amacıyla 82 kurum ve kuruluşla iş birliği yapıldığı belirtildi.</p>

<h2><strong>"HASTAYA KAN, ORMANA CAN" PROJESİYLE MİLYONLARCA FİDAN DİKİLDİ</strong></h2>

<p>Kızılay'ın çevre odaklı sosyal sorumluluk projeleri de devam ediyor. "Hastaya Kan, Ormana Can" projesi kapsamında 1 milyon 579 bin 400 bağışçının desteğiyle toplam 4 milyon 738 bin 200 fidan toprakla buluşturuldu.</p>

<h2><strong>TÜRKÖK'TE 1,2 MİLYONU AŞKIN GÖNÜLLÜ BAĞIŞÇI</strong></h2>

<p>Türk Kızılay ile Sağlık Bakanlığı iş birliğinde yürütülen Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezi (TÜRKÖK) çalışmalarında da önemli rakamlara ulaşıldı.</p>

<p>Aktif kök hücre bağışçısı adayı sayısı 1 milyon 231 bin 392'ye yükselirken, 2014 yılından bu yana 36 bin 905 hasta-bağışçı eşleşmesi gerçekleştirildi. Bu süreçte 8 bin 500 kişiden kök hücre toplama işlemi başarıyla tamamlandı.</p>

<h2><strong>PROTÜRK PROJESİYLE KRİTİK İLAÇLAR YERLİ ÜRETİLECEK</strong></h2>

<p>Türk Kızılay, gönüllü bağışçılardan elde edilen plazmayı yüksek katma değerli ilaçlara dönüştürmeyi amaçlayan Protürk Projesi kapsamında da çalışmalarını sürdürüyor.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla temeli atılan Ankara'nın Çubuk ilçesindeki Türk Kızılay Protürk Plazma İlaç Tesisi'nde albümin, immünoglobulin ve pıhtılaşma faktörleri gibi kritik plazma ürünlerinin yurt içinde üretilmesi hedefleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ELİF AKSU</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sokgazetesi.com.tr/turk-kizilaya-senenin-ilk-5-ayinda-1-milyon-246-bin-unite-kan-bagisi-yapildi</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 16:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sokgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sokgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/turk-kizilayi.jpg" type="image/jpeg" length="76984"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Maaşı düşünmekten kafam çalışmıyor' diyenler haklıymış: Para stresi IQ'dan çalıyor]]></title>
      <link>https://www.sokgazetesi.com.tr/maasi-dusunmekten-kafam-calismiyor-diyenler-hakliymis-para-stresi-iqdan-caliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sokgazetesi.com.tr/maasi-dusunmekten-kafam-calismiyor-diyenler-hakliymis-para-stresi-iqdan-caliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD ve Hindistan'da yapılan iki ayrı araştırma, maddi sıkıntıların insanların bilişsel performansını ciddi şekilde etkilediğini ortaya koydu. Araştırmalara göre parasal kaygılar, dikkat ve problem çözme becerilerinde geçici düşüşe yol açabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Maddi sıkıntıların insan zihni üzerindeki etkisini inceleyen araştırmalar dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. ABD ve Hindistan'da gerçekleştirilen iki ayrı deneyde, ekonomik baskının bireylerin bilişsel performansını geçici olarak düşürdüğü tespit edildi.</p>

<h2><strong>13 IQ PUANLIK DÜŞÜŞ</strong></h2>

<p>ABD'de bir alışveriş merkezinde yapılan deneyde düşük ve orta gelirli kişilere araç tamiri gibi yüksek maliyetli senaryolar sunuldu. Araştırmada, düşük gelir grubundaki kişilerin bu senaryoları düşündükleri sırada akışkan zekâyı ölçen testlerde performanslarının ortalama <strong>13 IQ puanı düştüğü</strong> görüldü.</p>

<p>Uzmanlar bu etkinin, bir gece uykusuz kalmanın yarattığı zihinsel yorgunluğa benzer olduğunu belirtti.</p>

<p><img alt="Para Kapak" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://sokgazetesicomtr.teimg.com/sokgazetesi-com-tr/uploads/2025/08/para-kapak.webp" width="1280" /></p>

<h2><strong>AYNI KİŞİLERDE PARA GELİNCE SONUÇ DEĞİŞTİ</strong></h2>

<p>Hindistan'da şeker kamışı çiftçileri üzerinde yapılan araştırmada ise aynı kişiler hasat öncesi ve hasat sonrası test edildi.</p>

<p>Gelir elde etmeden önce maddi baskı altında bulunan çiftçilerin bilişsel performanslarında yaklaşık <strong>9-10 IQ puanlık düşüş</strong> gözlemlendi. Hasat sonrası gelir elde ettiklerinde ise test sonuçlarının yeniden yükseldiği görüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>"ZEKA KAYBI DEĞİL"</strong></h2>

<p>Araştırmacılar, bunun kalıcı bir zekâ kaybı olmadığının altını çizdi. Uzmanlara göre maddi kaygılar beynin dikkat, planlama ve problem çözme gibi kaynaklarını meşgul ederek geçici bir "zihinsel bant genişliği vergisi" oluşturuyor.</p>

<p>Parasal baskı ortadan kalktığında ise bilişsel performans yeniden normal seviyelere dönüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ERHAN ALVEROĞLU</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sokgazetesi.com.tr/maasi-dusunmekten-kafam-calismiyor-diyenler-hakliymis-para-stresi-iqdan-caliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 15:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sokgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sokgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/demet/maas.png" type="image/jpeg" length="17133"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Memişoğlu: "Türkiye Sağlık Teknolojisi üreten bir merkez olmalı"]]></title>
      <link>https://www.sokgazetesi.com.tr/bakan-memisoglu-turkiye-saglik-teknolojisi-ureten-bir-merkez-olmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sokgazetesi.com.tr/bakan-memisoglu-turkiye-saglik-teknolojisi-ureten-bir-merkez-olmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Sağlık Bakanlığı olarak en büyük hedeflerimizden biri, Türkiye'nin sadece sağlık hizmeti değil sağlık teknolojisini üreten bir merkez olmasıdır." dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakan Memişoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde son 24 yılda sağlık alanında elde edilen başarıların temelinde ülkedeki beşeri sermayenin yattığını belirtti. Sağlık çalışanlarının insanları iyileştirme ve onlara şifa verme konusundaki çabalarını takdir eden Memişoğlu, sağlık eğitiminde bilgi, yetenek ve uygulamanın bir arada güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Gençlere seslenerek kendisinden daha iyi eğitimli ve yeterli olmalarını arzuladığını ifade eden Bakan, ülkenin gelişimini ancak bu şekilde hep birlikte sağlayabileceklerini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>SAĞLIK TEKNOLOJİSİ ÜRETİMİ HEDEFİ</strong></h2>

<p>Sağlık Bakanlığı'nın en büyük hedeflerinden birinin Türkiye'yi sadece sağlık hizmeti sunan değil, sağlık teknolojisi üreten bir merkez haline getirmek olduğunu ifade eden Memişoğlu, Türkiye'nin hem altyapı hem de insan gücü bakımından bu kapasiteye sahip olduğunu belirtti. Üniversiteler, araştırmacılar, bilim insanları, gençler, yatırımcılar ve sanayicilerle birlikte güçlü bir ekosistem oluşturulması gerektiğine dikkat çekti.</p>

<h2><strong>"ÜRETEN SAĞLIK PORTALI" İLE YENİLİKÇİ FİKİRLERE DESTEK</strong></h2>

<p>Bakan Memişoğlu, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) bünyesinde hayata geçirilen "Üreten Sağlık Portalı" hakkında bilgi vererek, sağlık alanında yeni fikri olan herkesi bu platforma davet etti. Bakanlık ve TÜSEB olarak, portal üzerinden fikirlerini paylaşanların mülkiyet haklarını kendilerine vererek, bu fikirlerin ticari ürüne dönüşmesi için gerekli araştırma, planlama, sanayi bağlantıları ve finansman desteğini sağladıklarını belirtti.</p>

<h2><strong>VİTAL SİMÜLASYON MERKEZİ HİZMETE AÇILDI</strong></h2>

<p>Konuşmaların ardından Bakan Memişoğlu, katılımcılarla birlikte Lokman Hekim Üniversitesi Vital Simülasyon Merkezi'nin açılış kurdelesini kesti. Açılış töreninden sonra merkezi gezen Memişoğlu, yetkililerden merkezin faaliyetleri hakkında detaylı bilgi aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sokgazetesi.com.tr/bakan-memisoglu-turkiye-saglik-teknolojisi-ureten-bir-merkez-olmali</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 20:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sokgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sokgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/ekran-resmi-2026-06-11-200732.png" type="image/jpeg" length="92663"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yalnızlık beyni tehdit ediyor: Alzheimer riski artıyor]]></title>
      <link>https://www.sokgazetesi.com.tr/yalnizlik-beyni-tehdit-ediyor-alzheimer-riski-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sokgazetesi.com.tr/yalnizlik-beyni-tehdit-ediyor-alzheimer-riski-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Alzheimer Derneği Marmara Şube Başkanı Prof. Dr. Aslı Demirtaş Tatlıdede, yalnız hissetmenin Alzheimer riskini yaklaşık yüzde 40 artırdığını belirterek, sosyalleşmenin ve aktif yaşamın hastalıktan korunmada önemli rol oynadığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Edirne Belediyesince Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Beyin Sağlığı ve Alzheimer’dan Korunma” panelinde uzmanlar, hastalıktan korunmada yaşam tarzının önemine dikkat çekti. Panelde düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme ve sosyal yaşamın beyin sağlığı üzerindeki etkileri ele alındı.</p>

<h2><strong>YALNIZLIK VE YAŞAM TARZI RİSKLERİ</strong></h2>

<p>Uzmanlar, obezite, diyabet ve insülin direncinin Alzheimer açısından önemli risk faktörleri arasında yer aldığını belirtti. Konuşmacılar, kişinin çevresinde insanlar olsa bile kendini yalnız hissetmesinin hastalık riskini artırabileceğini vurguladı.</p>

<p>Panelde, sosyal izolasyonun sigara kullanımı kadar etkili olabildiği ve Alzheimer riskini yüzde 40’a kadar artırabileceği ifade edildi.</p>

<h2><strong>BEYNİ KORUMADA AKTİF YAŞAM ÖNEMLİ</strong></h2>

<p>İyi yaşlanmanın büyük ölçüde bireysel yaşam tercihleriyle ilişkili olduğunu belirten uzmanlar, sosyalleşme, yeni beceriler edinme ve zihinsel aktivitelerin koruyucu etkisine dikkat çekti.</p>

<p>Dayanıklılık ve koordinasyon egzersizlerinin yanı sıra yeni bir dil öğrenmek, dans etmek, enstrüman çalmak gibi aktivitelerin beyin sağlığını desteklediği ifade edildi.</p>

<h2><strong>FİZİKSEL AKTİVİTE HASTALIK RİSKİNİ AZALTIYOR</strong></h2>

<p>Türkiye Alzheimer Derneği Marmara Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Burcu Ersöz Hüseyinsinoğlu, sağlıklı kas yapısının zihinsel işlevlerle doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi.</p>

<p>Hüseyinsinoğlu, düzenli fiziksel aktivitenin birçok hastalığın yanı sıra Alzheimer tipi demans riskini de azalttığını ve hastaneye başvuru ile ilaç kullanım ihtiyacını düşürdüğünü ifade etti.</p>

<h2><strong>TÜRKİYE’DE ALZHEIMER VAKALARI ARTIYOR</strong></h2>

<p>Türkiye Alzheimer Derneği Marmara Şubesi Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Zeynep Tüfekçioğlu Korkmaz ise yaşlı nüfusun artmasıyla birlikte Alzheimer vakalarında da yükseliş beklendiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Korkmaz, Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 10’unun 65 yaş ve üzeri bireylerden oluştuğunu belirterek, yaşın en önemli risk faktörlerinden biri olduğunu ancak her yaşlının Alzheimer olmayacağını vurguladı.</p>

<h2><strong>YENİ TEDAVİLER UMUT VERİYOR</strong></h2>

<p>Korkmaz ayrıca, Alzheimer hastalığının erken evresinde kullanılan bazı yeni ilaçların Türkiye’de de yakın zamanda erişime sunulmasının beklendiğini ifade etti. Damar yoluyla uygulanan bu tedavilerin hastalığın ilerlemesini yaklaşık yüzde 30 oranında yavaşlatabildiğini belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sokgazetesi.com.tr/yalnizlik-beyni-tehdit-ediyor-alzheimer-riski-artiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 19:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sokgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sokgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/ekran-resmi-2026-06-11-190340.png" type="image/jpeg" length="48536"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TBV ve Akdeniz Belediyeler Birliği'nden örnek bir iş birliği: Korucu Sağlık Eğitimi]]></title>
      <link>https://www.sokgazetesi.com.tr/tbv-ve-akdeniz-belediyeler-birliginden-ornek-bir-is-birligi-korucu-saglik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sokgazetesi.com.tr/tbv-ve-akdeniz-belediyeler-birliginden-ornek-bir-is-birligi-korucu-saglik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de her yıl milyonlarca kişiyi etkileyen kronik hastalıklarla mücadelede yerel yönetimlerin rolünü güçlendirecek önemli bir adım atıldı. Koruyucu sağlık hizmetlerini toplumun her kesimine ulaştırmak amacıyla Akdeniz Belediyeler Birliği ile Türk Böbrek Vakfı arasında kapsamlı bir iş birliği protokolü imzalandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eğitimlerden sağlık taramalarına, sempozyumlardan farkındalık çalışmalarına kadar geniş bir yelpazede uygulanacak programlarla, kronik hastalıkların önlenmesine yönelik yerel ölçekte güçlü bir sağlık hareketi başlatıldı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 10 At 23.33.03" class="detail-photo img-fluid" height="466" src="https://sokgazetesicomtr.teimg.com/sokgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-10-at-233303.jpeg" width="700" /></p>

<h2><strong>SAĞLIKLI YAŞAM KÜLTÜRÜ YAYGINLAŞTIRILACAK</strong></h2>

<p>Protokol kapsamında belediyelerde eğitim programları, sağlık taramaları, sempozyumlar ve farkındalık etkinlikleri düzenlenecek. Türk Böbrek Vakfı’nın uzun yıllardır sürdürdüğü “Böbrek Sağlığı için Beslenme ve Hayat Tarzı Önerileri” eğitimleri, üye belediyeler aracılığıyla vatandaşlarla buluşturulacak.</p>

<p>Programlarda sağlıklı beslenme, yeterli su tüketimi, obeziteyle mücadele ile diyabet ve hipertansiyon gibi böbrek sağlığını doğrudan etkileyen hastalıklara karşı bilinçlendirme çalışmaları yapılacak. Uzmanların katılacağı panel ve söyleşilerle sağlık okuryazarlığının artırılması da hedefler arasında yer alıyor.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 10 At 23.37.02" class="detail-photo img-fluid" height="466" src="https://sokgazetesicomtr.teimg.com/sokgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-10-at-233702.jpeg" width="700" /></p>

<h6><i>Türk Böbrek Vakfı Genel Koordinatör Yardımcısı - Fatih Gökyıldız, Gönen Belediye Başkanı - Osman Kesmen, Acıpayam Belediye Başkanı - Levent Yıldırım, Döşemealtı Belediye Başkanı - Menderes Dal, AKBB Genel Sekreteri- Süreyya İşeri, Finike Belediye Başkanı - Mustafa Geyikçi, Alanya Belediye Başkanı - Osman Tarık Özçelik, Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, Burdur Belediye Başkanı ve AKBB Başkanı - Ali Orkun Ercengiz, Kepez Belediye Başkanı - Mesut Kocagöz, Akseki Belediye Başkanı - İlkay Akça, Senirkent Belediye Başkanı - Hüseyin Baykal, Pamukkale Belediye Başkanı - Ali Rıza Ertemür, Elmalı Belediye Başkanı - Halil Öztürk</i></h6>

<h2><strong>HASTALIK OLUŞMADAN ÖNLEM ALIN </strong></h2>

<p>Proje paydaşları, Türkiye’de kronik böbrek hastalığı ve buna bağlı risk faktörlerinin giderek arttığına dikkat çekerek, en önemli mücadelenin hastalık ortaya çıkmadan önce verilmesi gerektiğini vurguluyor.</p>

<p>Yerel yönetimlerin vatandaşla doğrudan temas kurabilen yapısının, koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılmasında kritik rol oynadığı belirtilirken, bu sayede sağlık bilincinin toplum genelinde güçlendirilmesi amaçlanıyor.</p>

<h2><strong>YERELDEN ULUSALA SAĞLIK MODELİ</strong></h2>

<p>Hayata geçirilen iş birliği, yerel yönetimler ile sivil toplum kuruluşlarının toplum sağlığı alanında geliştirdiği örnek modeller arasında gösteriliyor. Uzmanlara göre bu tür projeler, yalnızca hastalıkların önlenmesine değil, aynı zamanda sağlık harcamalarının azaltılmasına ve yaşam kalitesinin yükseltilmesine de katkı sunuyor.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 10 At 23.33.59" class="detail-photo img-fluid" height="466" src="https://sokgazetesicomtr.teimg.com/sokgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-10-at-233359.jpeg" width="700" /></p>

<h2><strong>BAŞKANLAR PROTOKOLDE BULUŞTU</strong></h2>

<p>Türk Böbrek Vakfı Genel Koordinatör Yardımcısı - Fatih Gökyıldız</p>

<p>Gönen Belediye Başkanı - Osman Kesmen</p>

<p>Acıpayam Belediye Başkanı - Levent Yıldırım</p>

<p>Döşemealtı Belediye Başkanı - Menderes Dal</p>

<p>AKBB Genel Sekreteri- Süreyya İşeri</p>

<p>Finike Belediye Başkanı - Mustafa Geyikçi</p>

<p>Alanya Belediye Başkanı - Osman Tarık Özçelik</p>

<p>Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk</p>

<p>Burdur Belediye Başkanı ve AKBB Başkanı - Ali Orkun Ercengiz</p>

<p>Kepez Belediye Başkanı - Mesut Kocagöz</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Akseki Belediye Başkanı - İlkay Akça</p>

<p>Senirkent Belediye Başkanı - Hüseyin Baykal</p>

<p>Pamukkale Belediye Başkanı - Ali Rıza Ertemür</p>

<p>Elmalı Belediye Başkanı - Halil Öztürk</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ELİF AKSU</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sokgazetesi.com.tr/tbv-ve-akdeniz-belediyeler-birliginden-ornek-bir-is-birligi-korucu-saglik-egitimi</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 10:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sokgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sokgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/ekran-resmi-2026-06-11-101443.png" type="image/jpeg" length="59899"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kene alarmı büyüyor! Prof. Dr. Mehmet Ceyhan kritik illeri tek tek açıkladı]]></title>
      <link>https://www.sokgazetesi.com.tr/kene-alarmi-buyuyor-prof-dr-mehmet-ceyhan-kritik-illeri-tek-tek-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sokgazetesi.com.tr/kene-alarmi-buyuyor-prof-dr-mehmet-ceyhan-kritik-illeri-tek-tek-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarının gelmesiyle birlikte kene vakalarında yaşanan artış endişe yaratırken, Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan'dan hayati uyarılar geldi. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi'nin grip belirtileriyle karıştırılabildiğini belirten Ceyhan, özellikle bazı illerde yaşayan vatandaşların daha dikkatli olması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'de yaz sıcaklarının etkisini artırmasıyla birlikte kene vakaları yeniden gündemin üst sıralarına yerleşti. Özellikle Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) nedeniyle yaşanan can kayıpları endişeyi artırırken uzmanlar haziran ve temmuz aylarının kritik dönem olduğuna dikkat çekiyor.</p>

<p>Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, TGRT'ye yaptığı değerlendirmede bu yıl kene popülasyonunun geçen yıllara göre daha yüksek olabileceğini söyledi.</p>

<h2><strong>"BU YIL KENE SAYISI DAHA FAZLA OLABİLİR"</strong></h2>

<p>Yılın ilk aylarında etkili olan yoğun yağışların kene popülasyonunu artırabileceğini belirten Ceyhan, özellikle kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşların daha fazla risk altında olduğunu ifade etti.</p>

<p>Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, <strong>"Bu yıl daha yüksek olması bekleniyor. Yılın ilk dönemi çok yağışlı geçti. Otlar daha da büyüdü. Bu nedenle tarım ve hayvancılıkla uğraşanların daha fazla keneye maruz kalabileceği düşünülüyor"</strong> dedi.</p>

<h2><strong>GRİPLE KARIŞTIRILIYOR</strong></h2>

<p>KKKA'nın ilk belirtilerinin çoğu zaman grip ile karıştırıldığını belirten Ceyhan, vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyardı.</p>

<p>Hastalığın belirtileri arasında:</p>

<p>— Ateş</p>

<p>— Baş ağrısı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>— Kas ağrıları</p>

<p>— Şiddetli halsizlik</p>

<p>— İştahsızlık</p>

<p>— Kusma ve ishal yer alıyor.</p>

<p>Uzmanlara göre erken teşhis büyük önem taşırken, geç kalınması durumunda kanamalı döneme geçilerek hayati risk artabiliyor.</p>

<h2><strong>BU İLLERDE YAŞAYANLAR DİKKAT</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, Türkiye'de KKKA vakalarının daha çok belirli bölgelerde görüldüğünü belirterek şu illeri sıraladı:</p>

<p>— Ankara</p>

<p>— Tokat</p>

<p>— Çorum</p>

<p>— Sivas</p>

<p>— Erzurum</p>

<p>— Trabzon</p>

<p>— Giresun</p>

<p>Ceyhan, Karadeniz'in doğusu ile İç Anadolu ve Doğu Anadolu'nun kuzey kesimlerinde yaşayan vatandaşların daha dikkatli olması gerektiğini söyledi.</p>

<h2><strong>KOLONYA VE SİRKE YÖNTEMİNE DİKKAT</strong></h2>

<p>Halk arasında yaygın olarak kullanılan kolonya, sirke ve sigara gibi yöntemlerin tehlikeli olduğunu vurgulayan Ceyhan, yanlış müdahalelerin virüs bulaşma riskini artırabileceğini belirtti.</p>

<p><strong>"Kolonya, sirke ve sigara yöntemleri yanlış. Bunlar kenenin taşıdığı virüsleri daha fazla boşaltmasına neden olabilir"</strong> diyen Ceyhan, kenenin bilinçsizce çıkarılmaması gerektiğini ifade etti.</p>

<h2><strong>İLK 10 GÜN KRİTİK</strong></h2>

<p>Uzmanlar, kene teması sonrasında ilk 10 günün kritik olduğunu vurguluyor. Bu süreçte ateş, halsizlik, baş ağrısı veya kas ağrısı gibi belirtiler ortaya çıkarsa vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği belirtiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>SAFA KAAN ÖZTÜRK</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sokgazetesi.com.tr/kene-alarmi-buyuyor-prof-dr-mehmet-ceyhan-kritik-illeri-tek-tek-acikladi</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 12:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sokgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sokgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/demet/kene.png" type="image/jpeg" length="16240"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DSÖ'den Ebola uyarısı: 'Virüs beklediğimizden çok daha hızlı yayılıyor!']]></title>
      <link>https://www.sokgazetesi.com.tr/dsoden-ebola-uyarisi-virus-bekledigimizden-cok-daha-hizli-yayiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sokgazetesi.com.tr/dsoden-ebola-uyarisi-virus-bekledigimizden-cok-daha-hizli-yayiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Sağlık Acil Durum Uyarıları ve Müdahale Operasyonları Direktörü Abdirahman Mahamud, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde (KDC) devam eden Ebola salgınında kontrol altına alma çalışmalarının gerisinde kalındığını açıkladı. Mahamud, test ve temas takibi faaliyetlerinde ilerleme sağlanmasına rağmen sahada ciddi zorlukların sürdüğünü ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi'ndeki toplantıda konuşan DSÖ yetkilisi Mahamud, KDC'deki durumu değerlendirdi. Salgının üç haftadan uzun süredir devam ettiğini belirten Mahamud, 8 Haziran itibarıyla 550 doğrulanmış vaka ve 101 ölüm yaşandığını açıkladı. Mahamud, test ve temas takibi faaliyetlerinin artmasıyla vaka sayısının yükseldiğini ifade etse de, "Salgının kontrol eğrisinin gerisindeyiz ve birçok zorluk devam ediyor" diyerek durumun ciddiyetini vurguladı.</p>

<h2><strong>VAKALARIN MERKEZİ: ITURI EYALETİ</strong></h2>

<p>Ebola salgınının KDC'de belirli bir bölgede yoğunlaştığı dikkat çekiyor. Doğrulanmış vakaların yüzde 94'ünün (487 vaka) Ituri eyaletinde kaydedildiği bildirildi. Yetkililer, yaklaşık 100 şüpheli vaka üzerinde de soruşturmanın sürdüğünü ve vakaların doğrulanması ya da reddedilmesi için çalışmaların devam ettiğini kaydetti.</p>

<h2><strong>UGANDA'DA SON DURUM</strong></h2>

<p>Uganda'daki salgın tablosuna da değinen Mahamud, ülkede 19 doğrulanmış vaka ve 2 ölüm gerçekleştiğini belirtti. İyi haber ise Uganda genelinde şu aşamada topluluk içi bulaşma (halk arasında yayılma) olduğuna dair herhangi bir kanıtın bulunmaması. DSÖ, bölgedeki yerel yetkililerle koordineli bir şekilde destek çalışmalarını sürdürüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>SALGININ ARKA PLANI: BUNDIBUGYO VARYANTI</strong></h2>

<p>KDC'nin doğusunda 15 Mayıs'ta ilan edilen salgın, sağlık camiasında endişe yaratıyor. Söz konusu salgının, oldukça nadir görülen ve literatürde "Bundibugyo" olarak bilinen bir Ebola varyantından kaynaklandığı belirtiliyor. Bu varyantın en korkutucu yanı ise halihazırda onaylanmış bir tedavisinin veya geliştirilmiş bir aşısının bulunmaması.</p>

<h2><strong>VAKA SAYISI 1000'İ AŞTI</strong></h2>

<p>DSÖ'nün 17 Mayıs'ta "uluslararası halk sağlığı acil durumu" ilan etmesine neden olan bu yeni salgın dalgasında, toplam vaka sayısının 1000 eşiğini geçtiği rapor edildi. Uluslararası sağlık otoriteleri, bölgedeki lojistik ve tıbbi zorlukların salgını durdurma çabalarını sekteye uğrattığına dikkat çekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sokgazetesi.com.tr/dsoden-ebola-uyarisi-virus-bekledigimizden-cok-daha-hizli-yayiliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 20:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sokgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sokgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/ebola.jpg" type="image/jpeg" length="75116"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kırım Kongo kanamalı ateşi’ne karşı 7 kritik önlem!]]></title>
      <link>https://www.sokgazetesi.com.tr/kirim-kongo-kanamali-atesine-karsi-7-kritik-onlem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sokgazetesi.com.tr/kirim-kongo-kanamali-atesine-karsi-7-kritik-onlem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Havaların ısınmasıyla birlikte piknik, kamp, tarım ve doğa aktiviteleri yoğunlaşırken, açık alanlarda kene tutunmasına bağlı olarak Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) riski de artıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kene tutunması, özellikle kırsal, çayırlık ve ormanlık alanlarda daha sık görülmektedir. Erken fark edilmediğinde ölümcül sonuçlara yol açabilen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), enfekte kenelerin insan vücuduna tutunmasıyla bulaşabildiği gibi, enfekte hayvanların kan ve vücut sıvılarıyla veya hastaların kan ve vücut sıvılarıyla korunmasız temas sonucu da bulaşabilmektedir. Özellikle bahar ve yaz aylarında doğayla temasın artması nedeniyle bu konuda doğru bilgilenmek hayati önem taşır.</p>

<h2><strong>HASTALIĞIN BELİRTİLERİ VE ERKEN TANI</strong></h2>

<p>Dr. Dilara Akman, hastalığın genellikle kene tutunmasından 1-3 gün sonra, en geç 10 gün içinde belirti verdiğini ifade etmektedir. İlk bulgular arasında ani başlayan yüksek ateş, halsizlik, kas-eklem ağrıları, baş ağrısı, bulantı, karın ağrısı ve ishal yer almaktadır. İlerleyen dönemde ciltte morluklar, burun veya diş eti kanaması ile idrar ya da dışkıda kanama görülebilir. Ateşle birlikte yaygın vücut ağrısı ve kanama bulguları olan hastalarda KKKA mutlaka akla getirilmelidir. Erken tanı ve doğru tedavi, hastalığın yönetiminde hayat kurtarıcı bir role sahiptir.</p>

<h2><strong>AÇIK ALANLARDA KORUYUCU KIYAFET GİYİN</strong></h2>

<p>Piknik, kamp, doğa yürüyüşü veya tarla-bahçe işleri sırasında mümkün olduğunca uzun kollu giysiler tercih edilmeli ve pantolon paçaları çorap içine sokulmalıdır. Ayrıca, kenelerin daha kolay fark edilebilmesi için açık renkli kıyafetlerin kullanılması önerilmektedir.</p>

<h2><strong>KENE KOVUCU ÜRÜNLERDEN YARARLANIN</strong></h2>

<p>Cilde veya kıyafetlere uygulanabilen, Sağlık Bakanlığı onaylı kene kovucu ürünler riskli bölgelerde koruyucu olabilir. Ancak bu ürünlerin kullanım talimatlarına uygun şekilde uygulanması gerekmektedir.</p>

<h2><strong>DOĞADAN DÖNDÜKTEN SONRA VÜCUT KONTROLÜ YAPIN</strong></h2>

<p>Kene vücudun her yerinde olabilir; ancak genellikle saçlı deri, kulak arkası, koltuk altı, kasık bölgesi ve diz arkası gibi fark edilmesi zor alanlara tutunmayı tercih eder. Açık alandan dönüşte, kişinin hem kendisini hem de çocuklarını, tüm kıyafetlerini çıkararak dikkatlice kontrol etmesi büyük önem taşır. Kene vücuttan ne kadar kısa sürede uzaklaştırılırsa hastalık riski o kadar azalır.</p>

<h2><strong>KENEYİ YANLIŞ YÖNTEMLERLE ÇIKARMAYIN</strong></h2>

<p>Kenenin üzerine kolonya, sigara, sabun, deterjan veya kimyasal madde dökmek son derece yanlış bir uygulamadır. Bu tür yöntemler kenenin strese girerek taşıdığı virüsü daha fazla salgılamasına neden olabilir ve bulaş riskini artırabilir.</p>

<h2><strong>KENEYE ÇIPLAK ELLE TEMAS ETMEYİN</strong></h2>

<p>Kene ezilmemeli ve çıplak elle tutulmamalıdır; çünkü virüs, ezilen kenenin vücut sıvılarıyla temas sonrası da bulaşabilir. Bir cımbız veya kene kartı yardımıyla, kenenin vücuda girdiği en yakın noktadan (baş kısmından) tutularak tek hamlede dik bir şekilde çekilmelidir. Eğer kişi kendine güvenemiyorsa vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır.</p>

<h2><strong>HAYVAN TEMASI SIRASINDA DİKKATLİ OLUN</strong></h2>

<p>Hastalık sadece kene tutunmasıyla değil, enfekte hayvanların kan ve vücut sıvılarıyla temas yoluyla da bulaşabilir. Özellikle hayvancılıkla uğraşan kişilerin eldiven ve koruyucu ekipman kullanması büyük önem arz eder.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>KENE TUTUNMASINDAN SONRA 10 GÜN BELİRTİLERE DİKKAT EDİN</strong></h2>

<p>Kene tutunması durumunda ateş, halsizlik, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı veya kanama bulguları açısından ilk 10 gün kritik öneme sahiptir. Herhangi bir şikayet gelişmesi halinde mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. KKKA tedavisi ihmal edildiğinde ağır sonuçlara yol açabilen ciddi bir enfeksiyon hastalığıdır. Tüm tedavi yöntemlerine rağmen bazen ağır vakalar kaybedilebildiği için, korunma önlemleri kritiktir; doğru bilgi, erken farkındalık ve basit korunma yollarıyla hastalık büyük ölçüde önlenebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sokgazetesi.com.tr/kirim-kongo-kanamali-atesine-karsi-7-kritik-onlem</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 23:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sokgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sokgazetesi-com-tr/uploads/2023/04/kene1.jpg" type="image/jpeg" length="14404"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fazla kilolardan hızla kurtulurken sağlığınızı riske atmayın]]></title>
      <link>https://www.sokgazetesi.com.tr/fazla-kilolardan-hizla-kurtulurken-sagliginizi-riske-atmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sokgazetesi.com.tr/fazla-kilolardan-hizla-kurtulurken-sagliginizi-riske-atmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günümüzde kilo verme amacıyla kullanılan ve zayıflama iğnesi olarak bilinen ilaçlar, birçok kişinin dikkatini çekiyor. Ancak bu ilaçların yalnızca kilo kaybı sağlayan basit bir yöntem olarak görülmesi önemli sağlık risklerini beraberinde getirebilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle uzman değerlendirmesi olmadan kullanılan veya hızlı kilo verme beklentisiyle tercih edilen uygulamalar, sindirim sistemi başta olmak üzere çeşitli organ sistemleri üzerinde istenmeyen etkilere yol açabiliyor.</p>

<p>Kilo artışının nedenleri kişiden kişiye değişebiliyor. Hormonal düzensizlikler, insülin direnci ve yeme davranışını etkileyen nörolojik ya da psikolojik faktörler kilo alımında belirleyici rol oynayabiliyor.</p>

<p>Kilo verme sürecine başlamadan önce bireyin yaşı, mevcut kilosu, metabolik durumu ve aile öyküsünün ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Halil Genç, diyabet, tiroit hastalıkları, pankreas hastalıkları ve metabolik sendrom gibi durumların mutlaka dikkate alınması gerektiğini ifade ediyor.</p>

<h2><strong>SADECE BİRKAÇ KİLO İÇİN İLAÇ KULLANILMAMALI</strong></h2>

<p>Uzmanlar, yalnızca birkaç kilo fazlası bulunan kişilerin hızlı sonuç almak amacıyla ilaç kullanımına yönelmesinin doğru olmadığını vurguluyor.</p>

<p>Doç. Dr. Halil Genç, bu tür tedavilerin estetik amaçlı hızlı kilo verme yöntemi olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, “Her tıbbi tedavide olduğu gibi yarar-risk dengesi dikkate alınmalı ve karar kişiye özel verilmelidir” diyor.</p>

<h2><strong>SİNDİRİM SİSTEMİNDE YAVAŞLAMA GÖRÜLEBİLİYOR</strong></h2>

<p>Zayıflama amacıyla kullanılan bazı ilaçlar mide boşalmasını yavaşlatarak tokluk hissini artırabiliyor. Ancak bu durum bazı kişilerde sindirim sistemi şikâyetlerine yol açabiliyor.</p>

<p>Kontrolsüz kullanımda veya doz artışlarında; bulantı, kusma, şişkinlik, hazımsızlık, karın ağrısı, kabızlık ve reflü gibi belirtiler görülebiliyor. Uzmanlara göre mide ve bağırsak hareketlerindeki yavaşlama yaşam kalitesini olumsuz etkileyebiliyor.</p>

<h2><strong>HIZLI KİLO KAYBI SAFRA KESESİNİ ETKİLEYEBİLİYOR</strong></h2>

<p>Hızlı kilo kaybı, safra kesesi sağlığı üzerinde de risk oluşturabiliyor. Kısa sürede gerçekleşen kilo kayıplarında safra taşı oluşma ihtimali artabiliyor.</p>

<p>Doç. Dr. Halil Genç, kontrolsüz kilo kaybının metabolik dengeyi etkilediğini belirterek, “Safra kesesi fonksiyonlarında değişiklikler görülebilir ve bu durum bazı bireylerde taş oluşum riskini artırabilir” ifadelerini kullanıyor.</p>

<h2><strong>PANKREAS SAĞLIĞI DİKKATE ALINMALI</strong></h2>

<p>Pankreas, sindirim sistemi için kritik bir organ olarak öne çıkıyor. Bu nedenle pankreas hastalığı öyküsü bulunan bireylerde tedavi planlaması daha dikkatli yapılmalı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, özellikle pankreatit geçirmiş ya da ailesinde pankreas hastalığı bulunan kişilerin tedavi öncesinde ayrıntılı değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.</p>

<h2><strong>BAĞIRSAK SAĞLIĞI BESLENMEYLE DOĞRUDAN İLİŞKİLİ</strong></h2>

<p>Hızlı kilo verme sürecinde düşük lif tüketimi, yetersiz protein alımı ve düzensiz beslenme bağırsak hareketlerinde değişikliklere yol açabiliyor. Bu durum kabızlık veya sindirim düzeninde bozulmalar şeklinde ortaya çıkabiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, kilo verme sürecinde yalnızca kalori hesabına odaklanılmaması gerektiğini, protein, lif, vitamin ve mineral dengesinin de korunmasının önem taşıdığını belirtiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sokgazetesi.com.tr/fazla-kilolardan-hizla-kurtulurken-sagliginizi-riske-atmayin</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 23:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sokgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sokgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/s-a-g-l-i-k-27.jpg" type="image/jpeg" length="73240"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sigara sadece sağlığı değil, hayatın tadını da bozuyor]]></title>
      <link>https://www.sokgazetesi.com.tr/sigara-sadece-sagligi-degil-hayatin-tadini-da-bozuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sokgazetesi.com.tr/sigara-sadece-sagligi-degil-hayatin-tadini-da-bozuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Mehmet Emre Üstündağ, sigaranın ağız, boğaz ve solunum yolları üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekerek kullanımın kulak burun boğaz bölgesinde ciddi ve kalıcı sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Sigaranın yalnızca akciğerleri değil kulak burun boğaz sistemini de doğrudan etkilediğini belirterek, toksik maddelerin ağız, boğaz, ses telleri ve burun mukozasında kalıcı hasara yol açabileceğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>TAT VE KOKU KAYBI EN ERKEN BELİRTİLERDEN</strong></h2>

<p>Sigaranın erken etkilerinden birinin tat ve koku alma duyusunda azalma olduğunu vurgulayan Üstündağ, özellikle yoğun sigara kullanımında bu kaybın daha belirgin hale geldiğini ve yaşam kalitesini düşürdüğünü ifade etti.</p>

<h2><strong>ERKEN UYARI: SES KISIKLIĞI</strong></h2>

<p>Sigaranın ses tellerinde tahriş ve ödem oluşturabileceğini belirten Üstündağ, iki haftadan uzun süren ses kısıklıklarının mutlaka dikkate alınması gerektiğini söyledi.</p>

<h2><strong>BURUN VE SİNÜSLER DE ZARAR GÖRÜYOR</strong></h2>

<p>Sigaranın burun mukozasında şişmeye neden olarak kronik sinüzit, burun tıkanıklığı ve geniz akıntısı gibi sorunları artırabileceğini belirten Üstündağ, bağışıklık sisteminin de olumsuz etkilendiğini ifade etti.</p>

<h2><strong>PASİF İÇİCİLİK DE CİDDİ RİSK TAŞIYOR</strong></h2>

<p>Pasif içiciliğin de en az aktif kullanım kadar tehlikeli olduğunu vurgulayan Üstündağ, özellikle çocuklarda solunum yolu hastalıkları ve enfeksiyonların daha sık görüldüğünü söyledi.</p>

<h2><strong>SİGARA BIRAKILINCA VÜCUT KENDİNİ ONARIYOR</strong></h2>

<p>Sigaranın bırakılmasıyla birlikte tat ve koku duyusunun zamanla iyileştiğini belirten Üstündağ, enfeksiyon riskinin azaldığını ve genel sağlık durumunun olumlu yönde değiştiğini ifade etti.</p>

<h2><strong>KBB KONTROLLERİ İHMAL EDİLMEMELİ</strong></h2>

<p>Uzun süreli sigara kullananların düzenli KBB muayenesi yaptırması gerektiğini vurgulayan Üstündağ, geçmeyen yaralar, ses kısıklığı ve yutma güçlüğü gibi belirtilerin erken teşhis açısından önemli olduğunu söyledi.</p>
</section>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sokgazetesi.com.tr/sigara-sadece-sagligi-degil-hayatin-tadini-da-bozuyor</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 19:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sokgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sokgazetesi-com-tr/uploads/2025/07/sigara-zammi-ne-kadar-oldu-1.webp" type="image/jpeg" length="91222"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gece gelen sinsi tehlike: Diş sıkma hayatınızı nasıl karartıyor?]]></title>
      <link>https://www.sokgazetesi.com.tr/gece-gelen-sinsi-tehlike-dis-sikma-hayatinizi-nasil-karartiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sokgazetesi.com.tr/gece-gelen-sinsi-tehlike-dis-sikma-hayatinizi-nasil-karartiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uyurken farkında olmadan diş sıkmak, zamanla çene ağrısı, baş ağrısı ve diş aşınmalarına yol açabiliyor. Özellikle stresle bağlantılı olan bu sorun, tedavi edilmediğinde hem ağız sağlığını hem de yaşam kalitesini olumsuz etkileyebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Biruni Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Cenk Durmuşlar, çoğu zaman uyku sırasında fark edilmeden gerçekleştirilen diş sıkmanın, dişlerde aşınma ve çene eklemlerinde ağrıya yol açabileceğini belirtti.</p>

<p>Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Durmuşlar, diş sıkma ve gıcırdatma alışkanlığının çoğu zaman fark edilmeden ilerlediğini belirterek, sabahları yaşanan baş ağrısının nedeninin diş sıkma eylemi yüzünden olabileceğini aktardı.</p>

<h1>BRUKSİZM YAŞAM KALİTESİNİ OLUMSUZ ETKİLİYOR</h1>

<p>Durmuşlar, toplumda yaygın görülen ancak çoğu zaman geç fark edilen diş sıkma probleminin yalnızca ağız ve diş sağlığını değil, çene eklemlerini, yüz kaslarını ve yaşam kalitesini de olumsuz etkileyebildiğini kaydetti.</p>

<p>Diş sıkma ve gıcırdatmanın tıbbi olarak "bruksizm" olarak adlandırıldığını ifade eden Durmuşlar, bu durumun genellikle kişinin farkında olmadan, özellikle uyku sırasında meydana geldiğini belirtti.</p>

<p>Birçok kişinin dişlerini sıktığını ancak sabah ortaya çıkan belirtiler sayesinde fark edebildiğini aktaran Durmuşlar, "Sabah baş ağrısıyla uyanıyorsanız nedeni diş sıkma olabilir. Bunun yanında çene yorgunluğu, yüz kaslarında ağrı, dişlerde hassasiyet ve kulak çevresinde rahatsızlık hissi de önemli belirtiler arasında yer alıyor." bilgisini verdi.</p>

<h1>TEDAVİ EDİLMEZSE KALICI HASARLARA YOL AÇABİLİR</h1>

<p>Bruksizmin zamanla dişlerde aşınma, çatlak ve kırıklara neden olabileceğini vurgulayan Durmuşlar, sürekli uygulanan baskının çene eklemleri üzerinde de ciddi yük oluşturduğunu kaydetti.</p>

<p>Durmuşlar, "Tedavi edilmeyen diş sıkma alışkanlığı, çene ekleminde ağrıya, ağız açmada zorluklara ve çiğneme fonksiyonlarında bozulmalara yol açabiliyor. Bazı hastalarda kronikleşen baş ağrılarının altında da bu problem yatabiliyor." ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>STRES VE KAYGI ÖNEMLİ TETİKLEYİCİLER ARASINDA</strong></h2>

<p>Diş sıkmanın ortaya çıkmasında birçok faktörün etkili olabildiğini belirten Durmuşlar, özellikle yoğun stres ve kaygının önemli tetikleyiciler arasında bulunduğunu vurguladı.</p>

<p>Modern yaşamın getirdiği yoğun tempo, uyku düzensizlikleri ve psikolojik baskının diş sıkma vakalarının artmasına neden olabildiğini ifade eden Durmuşlar, bu nedenle yalnızca dişlerin değil, yaşam alışkanlıklarının da değerlendirilmesi gerektiğini aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>ERKEN MÜDAHALE TEDAVİDE ÖNEM TAŞIYOR</strong></h2>

<p>Tedavinin kişiye özel planlandığını belirten Durmuşlar, erken dönemde alınacak önlemlerin kalıcı hasarların önüne geçebileceğini kaydetti.</p>

<p>Gece plaklarının dişler üzerindeki baskıyı azaltarak aşınmaları önlemeye yardımcı olduğunu ifade eden Durmuşlar, gerekli durumlarda stres yönetimi ve farklı uzmanlık alanlarının desteğinin de tedavi sürecine dahil edilebildiğini vurguladı.</p>

<p>Son yıllarda diş sıkma şikayeti bulunan bazı hastalarda "masseter botoksu" uygulamasının da tedavi seçenekleri arasında değerlendirilebildiğini belirten Durmuşlar, bu yöntemin çiğneme kaslarının aşırı kuvvetle çalışmasını azaltmaya yardımcı olabildiğini aktardı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sokgazetesi.com.tr/gece-gelen-sinsi-tehlike-dis-sikma-hayatinizi-nasil-karartiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 17:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sokgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sokgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/ekran-resmi-2026-06-03-171245.png" type="image/jpeg" length="32930"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nobel ödüllü psikolog Simon'a göre mutluluğun sırrını işte bu! Ne para ne aşk ne kariyer...]]></title>
      <link>https://www.sokgazetesi.com.tr/nobel-odullu-psikolog-simona-gore-mutlulugun-sirrini-iste-bu-ne-para-ne-ask-ne-kariyer</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sokgazetesi.com.tr/nobel-odullu-psikolog-simona-gore-mutlulugun-sirrini-iste-bu-ne-para-ne-ask-ne-kariyer" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nobel ödüllü psikolog ve ekonomist Herbert Simon'a göre insanların en büyük hatalarından biri her zaman "en iyisini" aramak. Simon, mutluluğun sırrının kusursuz olanı bulmak değil, "yeterince iyi" olanı kabul edebilmekten geçtiğini savunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mutluluk denildiğinde akla çoğu zaman para, aşk, kariyer ya da başarı geliyor. Ancak yapay zekâ ve bilişsel psikoloji alanındaki çalışmalarıyla tanınan Nobel ödüllü bilim insanı Herbert Simon'a göre insanların mutsuzluğunun temelinde bambaşka bir neden yatıyor.</p>

<p>Simon'un yaklaşımına göre modern insan, sahip olduğu seçeneklerin fazlalığı nedeniyle sürekli daha iyisini arıyor ve bu arayış çoğu zaman mutluluğu elinden alıyor.</p>

<h2><strong>"EN İYİSİNİ ARAMAK" MUTSUZ EDİYOR</strong></h2>

<p>Psikologların "maksimizasyon" olarak tanımladığı davranış biçimi, her konuda en iyi seçeneği bulmaya çalışmayı ifade ediyor.</p>

<p>Ancak Simon'a göre sorun, hedefe ulaşmak değil; o hedefe ulaşmaya çalışırken geçirilen yorucu süreçte başlıyor. İnsanlar sürekli daha iyi bir ev, daha iyi bir iş, daha iyi bir ilişki ya da daha iyi bir hayat ararken sahip olduklarının değerini kaybedebiliyor.</p>

<h2><strong>"YETERİNCE İYİ" FELSEFESİ</strong></h2>

<p>Herbert Simon bu noktada "satisficing" yani "tatmin edici seçim" kavramını ortaya atıyor. Buna göre insan, sonsuz seçenekler arasında mükemmeli aramak yerine kendi kriterlerine göre yeterince iyi olanı seçmeli ve yoluna devam etmeli.</p>

<p>Simon'un hayatında da bu yaklaşımı uyguladığı belirtiliyor. Aynı marka çoraplar giymesi, yıllarca aynı evde yaşaması ve günlük rutinlerini sadeleştirmesi, küçük kararlar için enerji harcamamasını sağlıyordu.</p>

<h2><strong>ARAŞTIRMALAR DA AYNI SONUCU GÖSTERİYOR</strong></h2>

<p>Yapılan psikolojik araştırmalar, sürekli maksimumu hedefleyen insanların daha fazla pişmanlık yaşadığını, hayatlarından daha az memnun olduğunu ve kendilerini daha sık başkalarıyla kıyasladığını ortaya koyuyor. Buna karşılık "yeterince iyi" yaklaşımını benimseyen kişiler, verdikleri kararlardan daha fazla tatmin duyuyor ve daha mutlu hissediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre sosyal medya da bu döngüyü güçlendiriyor. İnsanlar başkalarının yalnızca mutlu anlarını gördükleri için kendi hayatlarını eksik hissetmeye başlıyor. Bu durum da sürekli daha iyisini arama isteğini körüklüyor.</p>

<h2><strong>MUTLULUĞUN FORMÜLÜ</strong></h2>

<p>Herbert Simon'un yaklaşımına göre mutluluğun yolu, her konuda kusursuzu aramaktan vazgeçmekten geçiyor. İster iş, ister ilişki, ister günlük hayat tercihleri olsun; kişi kendisi için "yeterince iyi" olan noktayı belirleyip orada durabilirse hem zamanını hem de enerjisini gerçekten önemli olan şeylere ayırabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ERHAN ALVEROĞLU</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sokgazetesi.com.tr/nobel-odullu-psikolog-simona-gore-mutlulugun-sirrini-iste-bu-ne-para-ne-ask-ne-kariyer</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 10:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sokgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sokgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/demet/mutluluk.png" type="image/jpeg" length="84181"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklar neden daha az hareket ediyor?]]></title>
      <link>https://www.sokgazetesi.com.tr/cocuklar-neden-daha-az-hareket-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sokgazetesi.com.tr/cocuklar-neden-daha-az-hareket-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Teknolojinin günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmesi, çocukların fiziksel aktivite alışkanlıklarını da önemli ölçüde değiştiriyor. Artan ekran süresi, kapalı alanlarda geçirilen zamanın çoğalması ve hareketsiz yaşam alışkanlıkları, çocukluk çağında fiziksel aktivite düzeylerinin azalmasına neden oluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, çocukların düzenli fiziksel aktiviteye katılmasının yalnızca fiziksel sağlık açısından değil, zihinsel ve duygusal gelişim açısından da kritik önem taşıdığını vurguluyor.</p>

<h2><strong>FİZİKSEL AKTİVİTE BEYİN GELİŞİMİNİ DESTEKLİYOR</strong></h2>

<p>Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Fikret İşbilir, hareketli yaşamın çocukların gelişiminde temel bir rol oynadığını belirtiyor.</p>

<p>Uzm. Dr. İşbilir, düzenli hareket eden çocuklarda kas ve iskelet sistemi gelişiminin yanı sıra dikkat, odaklanma ve öğrenme becerilerinde de olumlu etkiler görüldüğünü ifade ederek, fiziksel aktivitenin beyne giden kan akışını ve oksijen miktarını artırdığını söylüyor.</p>

<h2><strong>EKRAN SÜRESİ HAREKETİ AZALTIYOR</strong></h2>

<p>Günümüzde çocukların önemli bir kısmının zamanını ekran karşısında geçirdiğine dikkat çekilirken, bu durumun fiziksel aktiviteyi ciddi şekilde azalttığı belirtiliyor. Uzmanlar, dijital ve fiziksel yaşam arasındaki dengenin aileler tarafından iyi kurulması gerektiğini vurguluyor.</p>

<p>Önerilen ekran süreleri ise şöyle sıralanıyor:</p>

<p>0-2 yaş: Ekran süresi önerilmez<br />
2-5 yaş: Günde en fazla 1 saat<br />
6 yaş ve üzeri: Günde 1,5–2 saat ile sınırlı olmalı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>HAREKET SADECE SPORLA SINIRLI DEĞİL</strong></h2>

<p>Uzmanlara göre çocukların aktif olması için profesyonel spor yapmaları şart değil. Günlük yaşam içinde yapılan basit aktiviteler de yeterli olabiliyor.</p>

<p>Parkta oyun oynamak, bisiklete binmek, yürüyüş yapmak, ip atlamak ve açık havada vakit geçirmek bu kapsamda değerlendiriliyor. Çocukların günde en az 60 dakika orta ve yüksek tempolu hareket etmeleri öneriliyor.</p>

<h2><strong>AİLELER ÖRNEK OLMALI</strong></h2>

<p>Çocukların hareket alışkanlığı kazanmasında ailelerin rolünün büyük olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, ebeveynlerin aktif yaşam tarzının çocuklar için en güçlü örnek olduğunu ifade ediyor.</p>

<p>Ailece yapılan yürüyüşler, doğa gezileri ve açık hava aktivitelerinin çocuklarda hareketi bir alışkanlık haline getirdiği vurgulanıyor.</p>

<h2><strong>AKTİF ÇOCUKLUK SAĞLIKLI GELECEK DEMEK</strong></h2>

<p>Uzmanlar, çocuklukta kazanılan hareket alışkanlıklarının yetişkinlik dönemine taşındığını belirterek, aktif yaşamın obezite, diyabet ve kalp-damar hastalıkları riskini azalttığını ifade ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sokgazetesi.com.tr/cocuklar-neden-daha-az-hareket-ediyor</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 21:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sokgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sokgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/hareket-1.jpg" type="image/jpeg" length="51675"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'nin sağlık tablosu ortaya çıktı: Rakamlar endişelendirdi]]></title>
      <link>https://www.sokgazetesi.com.tr/turkiyenin-saglik-tablosu-ortaya-cikti-rakamlar-endiselendirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sokgazetesi.com.tr/turkiyenin-saglik-tablosu-ortaya-cikti-rakamlar-endiselendirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2025 Türkiye Sağlık Araştırması sonuçları, toplum sağlığına ilişkin dikkat çekici verileri ortaya koydu. Araştırmaya göre obezite ve tütün kullanımı artış gösterirken, fiziksel hareketsizlik de yüksek seviyelere ulaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Türkiye Sağlık Araştırması 2025 sonuçlarını yayımladı. Veriler, obezite ve tütün kullanımında artış yaşanırken, fiziksel hareketsizliğin de yüksek seviyelere ulaştığını ortaya koydu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>OBEZİTE ORANI YÜZDE 21,8’E YÜKSELDİ</strong></h2>

<p>Araştırmaya göre, 15 yaş ve üzeri bireylerde obezite oranı son üç yılda yüzde 20,2’den yüzde 21,8’e çıktı. Kadınların yüzde 24,8’i obez olurken, yüzde 32,2’si obez öncesi kategorisinde yer aldı. Erkeklerde ise obezite oranı yüzde 18,7, obez öncesi oranı ise yüzde 43,1 olarak kaydedildi.</p>

<h2><strong>FİZİKSEL AKTİVİTE EKSİKLİĞİ DİKKAT ÇEKİYOR</strong></h2>

<p>Fiziksel aktivite yapmayan bireylerin oranı kadınlarda yüzde 89,7, erkeklerde ise yüzde 83,5 olarak belirlendi. Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği haftalık en az 150 dakika aktivite hedefini karşılayanların oranı oldukça düşük kaldı.</p>

<h2><strong>HAZIRLIKLI OLMAYAN YAŞAM TARZI ETKİLERİ ARTIYOR</strong></h2>

<p>Merdiven inip çıkmada zorluk yaşayanların oranı yüzde 6,0 olarak ölçülürken, bu durum kadınlarda yüzde 8,3 ile erkeklere kıyasla daha yüksek çıktı. Yürüme ve hatırlama güçlüğü gibi sorunlar da kadınlarda daha yaygın görüldü.</p>

<h2><strong>TÜTÜN KULLANIMI YÜZDE 30,1’E YÜKSELDİ</strong></h2>

<p>Her gün tütün ürünü kullananların oranı 2025 yılında yüzde 30,1’e çıktı. Bu oran erkeklerde yüzde 42,9, kadınlarda ise yüzde 17,5 olarak hesaplandı. Tütün kullanmayanların oranı ise düşüş gösterdi.</p>

<h2><strong>ALKOL KULLANIMI ARTIŞTA</strong></h2>

<p>Son 12 ayda alkol kullanan bireylerin oranı yüzde 12,6’ya yükseldi. Erkeklerde bu oran yüzde 18,7, kadınlarda ise yüzde 6,6 olarak kaydedildi.</p>

<h2><strong>ÇOCUKLARDA EN SIK GÖRÜLEN SAĞLIK SORUNU: ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONU</strong></h2>

<p>0-6 yaş grubunda en yaygın hastalık yüzde 28,5 ile üst solunum yolu enfeksiyonu olurken, 7-14 yaş grubunda da bu sorun yüzde 24,6 ile ilk sırada yer aldı. İshal ve ağız-diş sağlığı problemleri diğer yaygın sağlık sorunları arasında bulundu.</p>

<h2><strong>BEL VE BOYUN RAHATSIZLIKLARI İLK SIRADA</strong></h2>

<p>15 yaş ve üzeri bireylerde en sık görülen sağlık sorunları arasında yüzde 24,3 ile bel bölgesi problemleri ilk sırada yer aldı. Bunu hipertansiyon, boyun rahatsızlıkları ve diyabet izledi.</p>

<h2><strong>KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ YETERLİ SEVİYEDE DEĞİL</strong></h2>

<p>40 yaş üstü kadınlarda mamografi yaptırma oranı yüzde 16,7’ye yükselirken, hiç yaptırmayanların oranı yüzde 42,4 olarak kaydedildi. Smear testi yaptırmayan kadınların oranı ise yüzde 59 seviyesinde kaldı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sokgazetesi.com.tr/turkiyenin-saglik-tablosu-ortaya-cikti-rakamlar-endiselendirdi</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 17:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sokgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sokgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/ekran-resmi-2026-06-02-175043.png" type="image/jpeg" length="31743"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uykusuzluğa son veren 5 altın kural]]></title>
      <link>https://www.sokgazetesi.com.tr/uykusuzluga-son-veren-5-altin-kural</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sokgazetesi.com.tr/uykusuzluga-son-veren-5-altin-kural" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“Gece boyunca dönüp duruyorum”, “Sabah kalkınca sanki hiç uyumamış gibi oluyorum”, “Başımı yastığa koyuyorum ama saatlerce uyuyamıyorum” diyenlerin sayısı her geçen gün artıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uykusuzluk çoğu zaman stres, kaygı ve yoğun yaşam temposuyla ilişkilendirilse de uzmanlar, burun ve boğaz kaynaklı sağlık sorunlarının da kaliteli uykuyu ciddi şekilde etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Özellikle horlama, burun tıkanıklığı ve uyku sırasında nefes alma problemleri, kişinin gece boyunca dinlenmesini engelleyebiliyor.</p>

<h2><strong>UYKU APNESİ SESSİZCE İLERLİYOR</strong></h2>

<p>Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar, uyku apnesinin gece boyunca nefesin kısa süreli durmasına neden olduğunu belirterek, bu durumun kişinin farkında olmadan defalarca tekrarlanabildiğini söyledi. Uyku apnesi yaşayan kişilerde sabah yorgun uyanma, gün içinde uyuklama, dikkat dağınıklığı ve odaklanma güçlüğü görülebiliyor.</p>

<h2><strong>TEDAVİ EDİLMEZSE CİDDİ RİSKLER OLUŞTURABİLİR</strong></h2>

<p>Burun eğriliği, geniz eti ve bademcik büyümesi, alerjik burun tıkanıklığı ile damak ve küçük dil sarkması gibi sorunların hava yolunu daralttığını belirten uzmanlar, tedavi edilmeyen uyku apnesinin yüksek tansiyon, kalp hastalıkları, diyabet, depresyon ve felç riskini artırabileceğini vurguluyor.</p>

<h2><strong>ÇOCUKLARDA DA GÖRÜLEBİLİYOR</strong></h2>

<p>Uyku sırasında nefes alma problemleri yalnızca yetişkinleri etkilemiyor. Çocuklarda geniz eti ve bademcik büyümesine bağlı olarak horlama, ağız açık uyuma ve huzursuz uyku görülebiliyor. Bu durumun dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü ve büyüme-gelişme sorunlarına yol açabileceği belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>UYKUYU BOZAN ALIŞKANLIKLARA DİKKAT</strong></h2>

<p>Uzmanlara göre geç saatlere kadar telefon, tablet ve televizyon kullanımı melatonin üretimini azaltarak uyku kalitesini düşürüyor. Düzensiz uyku saatleri, stres, ağır yemekler, kafein tüketimi ve uygun olmayan uyku ortamı da sık uyanmalara neden olabiliyor.</p>

<h2><strong>UYKUSUZLUĞA KARŞI 5 ETKİLİ ÖNLEM</strong></h2>

<ul>
 <li>Sabah yorgun uyanıyor ve gün içinde uyukluyorsanız sağlık kontrolünden geçin.</li>
 <li>Burun tıkanıklığı, geniz eti, bademcik veya burun eğriliği gibi sorunları ihmal etmeyin.</li>
 <li>Yatmadan önce telefon, tablet ve televizyon kullanımını sınırlandırın.</li>
 <li>Her gün aynı saatlerde uyuyup uyanmaya özen gösterin.</li>
 <li>Akşam saatlerinde kahve, çay ve ağır yemeklerden uzak durun.</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sokgazetesi.com.tr/uykusuzluga-son-veren-5-altin-kural</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 22:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sokgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sokgazetesi-com-tr/uploads/2024/01/uykusuzluk-2.jpg" type="image/jpeg" length="28865"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma ortaya çıkardı: Ölüme yaklaşan insanlar rüyalarında ne görüyor?]]></title>
      <link>https://www.sokgazetesi.com.tr/arastirma-ortaya-cikardi-olume-yaklasan-insanlar-ruyalarinda-ne-goruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sokgazetesi.com.tr/arastirma-ortaya-cikardi-olume-yaklasan-insanlar-ruyalarinda-ne-goruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ölüme yaklaşan insanların gördüğü rüyalar üzerine yapılan araştırmalar dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Bilim insanlarına göre birçok kişi son günlerinde ölmüş yakınlarını, eski dostlarını ya da evcil hayvanlarını görüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ölüme yaklaşan insanların yaşadığı sıra dışı deneyimler bilim dünyasının da ilgisini çekmeye devam ediyor. ABD'li nörobiyolog ve palyatif bakım uzmanı Dr. Christopher Kerr ile İtalyan psikolog Elisa Rabitti'nin araştırmaları, yaşamın son dönemlerinde görülen rüyalar ve görüler hakkında çarpıcı veriler ortaya koydu.</p>

<h2><strong>HER 10 KİŞİDEN 9'U BENZER DENEYİM YAŞIYOR</strong></h2>

<p>Araştırmalara göre ölüme yaklaşan kişilerin yaklaşık yüzde 90'ı en az bir kez "ölüm öncesi rüya veya görü" olarak tanımlanan deneyimleri yaşıyor.</p>

<p>Uzmanlar, bu durumun yaş, kültür veya sosyal çevreden bağımsız şekilde ortaya çıktığını belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>EN SIK GÖRÜLENLER ÖLMÜŞ YAKINLAR VE EVCİL HAYVANLAR</strong></h2>

<p>Çalışmalarda en dikkat çeken detaylardan biri ise rüyalarda görülen kişiler oldu.</p>

<p>Ölüme yaklaşan birçok insanın rüyalarında hayatını kaybetmiş aile üyelerini, yakın dostlarını veya evcil hayvanlarını gördüğü belirtildi. Bu karşılaşmaların büyük bölümünün kişiye huzur ve teselli verdiği ifade edildi.</p>

<h2><strong>YOLCULUK VE HAZIRLIK TEMASI ÖNE ÇIKIYOR</strong></h2>

<p>Araştırmalara göre bu rüyalarda sık sık yolculuk, hazırlanma ve bir yere gitme temaları yer alıyor.</p>

<p>Bazı kişiler geçmişte yaşadığı kırgınlıkları yeniden hatırlarken, bazıları ise yarım kalan ilişkileri zihninde tamamlıyor. Suçluluk ve pişmanlık duygularının da bu süreçte ortaya çıkabildiği belirtiliyor.</p>

<h2><strong>BAZILARI HUZUR VERİYOR, BAZILARI SARSIYOR</strong></h2>

<p>Uzmanlar, ölüm öncesi rüyaların çoğunlukla sakinleştirici ve anlamlandırıcı bir etki yarattığını ifade ediyor.</p>

<p>Ancak bazı durumlarda bu deneyimler geçmişte çözülememiş sorunları ve derin pişmanlıkları gün yüzüne çıkardığı için rahatsız edici de olabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ERHAN ALVEROĞLU</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sokgazetesi.com.tr/arastirma-ortaya-cikardi-olume-yaklasan-insanlar-ruyalarinda-ne-goruyor</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 00:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sokgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sokgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/demet/ruya.png" type="image/jpeg" length="14314"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
