1918’de Birinci Dünya Savaşı sona erdiğinde Osmanlı İmparatorluğu ağır bir yenilgi yaşamıştı. Mondros Ateşkes Antlaşması’nın ardından Anadolu’nun birçok noktası işgal edilmeye başlanırken, İstanbul da İngiliz kontrolü altına girmişti. Limanlarda savaş gemileri vardı, Ege’de ise Yunan askerleri ilerliyordu. Halkın büyük bölümü artık Osmanlı’nın sona erdiğine inanıyordu.

İSTANBUL HÜKÜMETİ İŞGALLER KARŞISINDA ETKİSİZ KALDI

O dönemde İstanbul Hükümeti’nin işgallere karşı güçlü bir tavır ortaya koyamadığı görülüyordu. Bazı yöneticiler işgalci devletlerle yakın ilişki kurarken, Anadolu’da ise halk kendi imkanlarıyla direniş oluşturmaya çalışıyordu. Ancak bu hareketler örgütsüzdü ve ortak bir liderlikten yoksundu.

Damat Ferit Paşa hükümeti, Karadeniz’de yaşanan olayları kontrol altına almak amacıyla Mustafa Kemal Paşa’yı 9. Ordu Müfettişi olarak görevlendirdi. Ancak Mustafa Kemal’in planı çok farklıydı. Bu görevi, milli mücadeleyi başlatmak için tarihi bir fırsat olarak gördü.

S Dfa57921F409Fc255B99759214D8993A09Ee762C

BANDIRMA VAPURU İLE TARİHİ YOLCULUK BAŞLADI

Mustafa Kemal Paşa, 16 Mayıs 1919’da beraberindeki 18 kişiyle birlikte İstanbul’dan Bandırma Vapuru’na bindi. Gemide askerler, doktorlar ve farklı görevlerde isimler bulunuyordu. Karadeniz üzerinden Samsun’a doğru başlayan yolculuk, dönemin şartlarında büyük risk taşıyordu. Çünkü İngilizlerin dikkatinin bu hareketin üzerinde olduğu biliniyordu.

Bandırma Vapuru’nun 19 Mayıs sabahı Samsun’a ulaşmasıyla birlikte artık yeni bir dönem başladı. Bu gelişme yalnızca bir şehre varış değildi; işgale karşı örgütlü direnişin ilk somut adımıydı.

AMASYA GENELGESİ İLE MİLLİ MÜCADELENİN TEMELİ ATILDI

Mustafa Kemal Paşa, Samsun’daki faaliyetlerinin dikkat çekmemesi için kısa süre sonra Havza’ya geçti. Burada ilk direniş çağrılarını yaptı. Ardından Amasya’ya geçerek 22 Haziran 1919’da tarihe geçen Amasya Genelgesi’ni yayımladı.

Genelgede yer alan “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” sözü, milli mücadelenin temel yaklaşımını ortaya koydu. Bu süreçten sonra Erzurum ve Sivas kongreleri toplandı. Anadolu’nun farklı bölgelerinden gelen temsilciler, bağımsızlık hedefi etrafında birleşti.

Kongrelerde alınan “manda ve himaye kabul edilemez” kararı, tam bağımsızlık hedefinin açık ilanı olarak tarihe geçti. Temsil Heyeti’nin kurulmasıyla birlikte Anadolu’da yeni bir siyasi irade oluşmaya başladı.

S A8968D0D48F78Ffe76C0F853Aa227A852Fc0Ea57

MUSTAFA KEMAL GÖREVİNDEN VE ASKERLİKTEN İSTİFA ETTİ

İstanbul Hükümeti, yaşanan gelişmelerin ardından Mustafa Kemal’i görevden almak istedi. Ancak Mustafa Kemal Paşa bu süreci önceden öngörmüştü. Hem görevinden hem de askerlik mesleğinden istifa ederek mücadeleyi doğrudan halkın içinde sürdürmeye başladı.

27 Aralık 1919’da Ankara’ya geçen Mustafa Kemal ve Temsil Heyeti, burada büyük bir coşkuyla karşılandı. Ankara artık milli mücadelenin merkezi olacaktı. Ardından 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı ve bağımsız yönetimin temelleri atıldı.

S 3611487106308Bf31E6858E13F4735Fb67Deab5A

19 MAYIS’I GENÇLİĞE ARMAĞAN ETTİ

Mustafa Kemal Atatürk, milli mücadelenin başladığı bu tarihi kendi “doğum günü” olarak gördüğünü birçok kez dile getirdi. 19 Mayıs’ı gençliğe armağan eden Atatürk, geleceğin gençlerin omuzlarında yükseleceğine inanıyordu.

Atatürk’ün yıllar sonra söylediği şu sözler ise bugün de hafızalardaki yerini koruyor:

“Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.”

Muhabir: HİLAL SİNA DENİZ