Aziz Yıldırım, tam 8 yıllık bir ayrılığın ardından Şükrü Saracoğlu’nun anahtarını yeniden cebine koydu.

Bu sadece bir sandık zaferi falan değil. Arkasında derin bir hafıza, kronikleşmiş bir şampiyonluk özlemi ve en önemlisi "artık denenecek başka yol kalmadı" çaresizliği barındıran tarihi bir kırılma bu.

Açık konuşalım; bir Galatasaraylı olarak bu geri dönüş beni fena halde gülümsetiyor, yalan yok. Biz Ali Koç döneminin o bir türlü dikiş tutturamayan, kırılgan yapısına fazlasıyla alışmıştık, rahattık. Sadettin Saran’ı saymıyorum bile…

Şimdi karşımızda bambaşka bir aktör var artık. Ligin genetiğini, futbolun o pek de temiz olmayan arka sokak diplomasisini avucunun içi gibi bilen bir kurt. Takımı Aykut Kocaman gibi zamanında kulübün her türlü çilesini çekmiş bir isme emanet etme fikri ya da idari kadroya camianın ruhunu bilen eski tüfekleri monte etme hamlesi... Tam bir "fabrika ayarlarına dönüş" stratejisi.

FENERBAHÇE’NİN KADERİ ONA TESLİM

Aziz Yıldırım'ın seçim meydanlarında tekrar tekrar söylediği bir cümle var: "Takımı şampiyon yapıp bırakacağım."

İşte tam burada durup düşünmek gerekiyor.

Fenerbahçe zaten yıllardır şampiyonluk baskısıyla yaşıyor. Bu yeni bir şey değil. Yeni olan, koskoca bir kulübün geleceğinin neredeyse tek bir sezonun sonucuna bağlanması.

Diyelim ki şampiyonluk gelmedi.

O zaman ne olacak?

Bir kez daha sil baştan mı?

Peki ya geldi?

Bu kez de başka bir soru çıkacak ortaya:

Sonrası ne?

TEK SEZONLUK KADER

Çünkü futbolda asıl mesele bir kupayı kaldırmak değil, o başarıyı sürdürebilecek yapıyı kurmak. Altyapısı, planlaması, kadro mühendisliği, mali yapısı...

Sonuç olarak Aziz Yıldırım geri döndü ve Fenerbahçe camiası yeniden umutlandı. Açıkçası rekabetin tadı güçlü rakiplerle çıkıyor. O yüzden bir Galatasaraylı olarak bu dönüş beni tedirgin etmekten çok meraklandırıyor.

Önümüzdeki sezon bize şunu gösterecek: Aziz Yıldırım'ın alt etmesi gereken asıl rakip Galatasaray mı, yoksa bizzat kendi ağzıyla koyduğu o tek sezonluk hedef mi?

Kaynak: DEMET SAROVA