Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ile Berlin'de gerçekleştirdiği kritik baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından ortak basın toplantısında kameraların karşısına geçti. İki ülke arasındaki köklü ilişkilerin yeniden ivme kazandığını belirten Fidan; ekonomiden savunma sanayisine, terörle mücadeleden küresel enerji koridorlarına kadar pek çok stratejik başlıkta Ankara'nın vizyonunu ve beklentilerini paylaştı.
12 YIL ARADAN SONRA BİR İLK: STRATEJİK DİYALOG MEKANİZMASI YENİDEN HAYATTA
Karşılıklı ziyaretlerin Türkiye-Almanya arasındaki güçlü siyasi iradenin en somut göstergesi olduğunu ifade eden Bakan Fidan, ilişkilerde tarihi bir eşiğin aşıldığını duyurdu. Fidan, "Bakanlar olarak başkanlık yaptığımız, 12 yıl aradan sonra ilk defa topladığımız stratejik diyalog mekanizması tekrar hayata geçti. Sayın Cumhurbaşkanı'mız ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz'in ortaya koyduğu irade doğrultusunda birlikte çalışmayı sürdüreceğiz" dedi. Başbakan Merz tarafından da kabul edildiğini aktaran Fidan, liderler arasındaki karşılıklı mesajların doğrudan iletildiğini belirtti.
TİCARETTE HEDEF 60 MİLYAR DOLAR VE SAVUNMA SANAYİSİNDE YENİ ADIMLAR
Almanya’nın, Türkiye'nin Avrupa'daki en büyük, dünyada ise ikinci büyük ticaret ortağı olduğunu hatırlatan Bakan Fidan, ekonomik entegrasyonu daha ileri taşımakta kararlı olduklarını vurguladı. Mevcut 52 milyar dolarlık ticaret hacmini yakın vadede 60 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini belirten Fidan, bilhassa yenilenebilir enerji projelerine ve bağlantısallık alanına odaklandıklarını söyledi. Savunma sanayisindeki ortaklığın çeşitlenmesine ayrı bir önem atfettiklerini dile getiren Fidan, "Bu alandaki işbirliğimizin artması ilişkilerimizin stratejik niteliğini daha da pekiştirecektir" diyerek müttefiklik ruhuna uygun, sonuç odaklı bir terörle mücadele zemini çağrısında bulundu.
"TÜRKİYE İLE EKONOMİK ENTEGRASYON AB İÇİN STRATEJİK BİR GEREKLİLİKTİR"
Türkiye’nin Avrupa Birliği’nden (AB) temel beklentisinin, adaylık sürecinin siyasi mülahazalardan bağımsız şekilde yürütülmesi olduğunu net bir dille ifade eden Dışişleri Bakanı, zamanın ruhunun gerçekçi ve sonuç odaklı bir yaklaşımı zorunlu kıldığını belirtti. Türkiye’nin yer almadığı bir Avrupa mimarisinin krizlerle başa çıkma kapasitesinin zayıf kalacağını vurgulayan Fidan, şu değerlendirmeyi yaptı:
"AB'nin ekonomik geleceği, rekabetçi kapasitesini güçlendirmesine ve tedarik zincirlerini yakın bölgelerde yeniden yapılandırabilmesine bağlıdır. Türkiye ile derinleştirilmiş bir ekonomik entegrasyon, AB için bir stratejik gereklilik haline gelmiştir. Bu entegrasyonun ilk ve en büyük somut adımı ise Gümrük Birliği'nin yeniden güncellenmesidir. Keza vize serbestisi diyaloğunun bir an evvel somut bir neticeye ulaşması, ortaklığımızın ruhunu zedeleyen bir meseleyi ortadan kaldıracaktır. Türkiye'nin savunma sanayisi alanında katettiği mesafe, AB'nin kendi stratejik duruşunu hayata geçirebilmesi bakımından elindeki en değerli imkandır."
AVRUPA'NIN KALBİNDEKİ SAVAŞ: BEŞİNCİ YILINDA KABUL EDİLEMEZ BİR DURUM
Rusya ve Ukrayna arasında devam eden ve Avrupa'ya ağır bedeller ödeten savaşa da değinen Bakan Fidan, "Avrupa'nın kalbinde beşinci yılına giren bir savaşın varlığı artık kabul edilebilir bir durum değildir" diyerek diplomatik çözümün aciliyetine vurgu yaptı. Son dönemde ilan edilen kısa süreli ateşkeslerin, kalıcı bir çözüm için diplomatik zeminin halen mevcut olduğunu gösterdiğini ifade eden Fidan, Türkiye'nin savaşı durdurmak adına her platformda elinden gelen tüm çabayı sergileyeceğini yineledi.
ABD-İRAN GERİLİMİ VE NÜKLEER DOSYADAKİ ENKAZ DETAYI
Bölgesel güvenliği tehdit eden ABD-İran gerilimine ilişkin Pakistan'ın ara buluculuk faaliyetlerine Türkiye olarak güçlü destek verdiklerini belirten Fidan, tarafların savaşa geri dönmeme konusunda yeterli motivasyona sahip olduğuna inandıklarını dile getirdi. İran'ın nükleer dosyası ve zenginleştirilmiş uranyum sorununa dair teknik ve çarpıcı bir ayrıntıyı paylaşan Fidan, şunları kaydetti:
"İran ile ABD arasındaki müzakerelerin merkezinde, Hürmüz Boğazı'nın açılması ve nükleer silah yapacak derecede uranyumun bulunmamasının sağlanması var. Zaten 2025 hazirandaki nükleer tesislere yönelik saldırıdan sonra bu yüksek miktarda zenginleştirilmiş uranyumlar şu anda enkaz altında. Büyük tünellerin yıkılması sonucunda, yani pratikte de buna şu anda herhangi birisinin ulaşma imkanı yok. Bunlar uzaydan da Amerikalılar tarafından gözetlenmekte. Şu anda pratikte aslında tehdit oluşturan bir durum yok ama ileride bunun devam ettirilebilmesi için tarafların kendi aralarında bir nükleer müzakereye varmaları gerekiyor."
İSRAİL'İN KÜRESEL SUMUD FİLOSU'NA SALDIRISINA SERT TEPKİ: "LİTERATÜRDEKİ ADI KORSANLIKTIR"
Gazze'deki insani dramın son bulması için 20 maddelik Gazze Barış Planı'nın aşamalandırılarak hayata geçirilmesinin Ankara'nın bir numaralı önceliği olduğunu vurgulayan Bakan Fidan, İsrail'in yayılmacı politikalarının küresel bir tehdide dönüştüğünü ifade etti. Gazze'ye insani yardım götüren Küresel Sumud Filosu'na İsrail tarafından yapılan askeri müdahaleyi en güçlü şekilde kınayan Fidan, şu ifadelerle sözlerini tamamladı:
"Uluslararası hukuku, deniz güvenliğini ve seyrüsefer serbestisini açıkça ihlal eden bu eylemi lanetliyoruz. Şu anda 25 gemiye müdahale edildiği tahmin edilmekte; bunun literatürdeki adı korsanlıktır. Gemilerde yaklaşık 40 ülkeden 400'den fazla katılımcı bulunmaktaydı. Vatandaşlarımızın ve tüm aktivistlerin can güvenliği her şeyden önce gelmektedir. İlgili ülkelerle temas halindeyiz ve vatandaşlarımızın en kısa sürede, güvenli bir şekilde serbest bırakılması için gerekli girişimleri kararlılıkla sürdürmekteyiz."





