İktisatçı Mahfi Eğilmez, blogu Kendime Yazılar’da yayımladığı “Zor Oyunu Bozar” başlıklı yazısında, artık eski projeksiyonları korumanın değil, değişen koşullara uygun yeni bir ekonomi çerçevesi oluşturmanın zamanının geldiğini vurguluyor.
Eğilmez’e göre ekonomi yönetimi, rüzgâr yön değiştirdiğinde eski planlara dayanmak yerine gerçekçi hesaplar yapmalı. Petrol fiyatlarındaki artış, faizler ve risk primlerindeki yükseliş, bütçe ve dış dengeyi kırılganlaştırıyor; başlangıçta öngörülen program artık geçerliliğini yitirmiş durumda.
Orta Vadeli Program’da (OVP) 2026 yılı için Brent petrol fiyatı 65 dolar öngörülmüştü. Bugün fiyatlar 110 doların üzerine çıkmış durumda. Eğilmez, her 10 dolarlık artışın cari açığı 3,5–4 milyar dolar ve enflasyonu 1–1,5 puan artırdığına dikkat çekiyor.
Türkiye’nin CDS primi mart başında 200 baz puan iken, bugün 275 baz puan seviyesinde seyrediyor. ABD 10 yıllık tahvil faizlerindeki artışla birlikte, dış borçlanma maliyetleri kamu ve özel sektör için yükselmiş durumda.
Mevcut koşullarda yıl sonu enflasyon tahmininin yüzde 16 veya 15–21 aralığında tutulması gerçekçi değil. Eğilmez, oranı yüzde 25 olarak revize etmenin ve para politikasını buna göre ayarlamanın gerekli olduğunu belirtiyor.
İlk bakışta bütçe açığında iyileşme görülse de bunun geçici olduğu vurgulanıyor. Kurumlar vergisinde peşin tahsilat etkisi ortadan kalktığında bütçe açığının GSYH’ye oranının yüzde 5’in üzerine çıkması olası. Artan petrol fiyatları, faizler ve ekonomik yavaşlama da bütçeyi baskı altında bırakıyor.
Döviz rezervlerindeki azalma, dış finansman koşullarının zorlaşması ve yurtiçi yerleşiklerin dövize yönelmesiyle açıklanıyor. Bu durum, ekonomik kırılganlığı artırıyor.
Sanayi üretimi ve kapasite kullanım oranındaki düşüşler, tarım ve hayvancılıktaki ivme kaybı, artan faizlerin tüketim ve yatırımlara olumsuz etkileri büyümeyi yavaşlatıyor. Dış talep zayıflığı ve ihracat pazarlarındaki daralma da eklendiğinde, OVP’de öngörülen yüzde 3,8 büyüme hedefinin aşağı yönlü revize edilmesi gerekiyor.
Petrol fiyatlarından risk primine, faizlerden sermaye akımlarına kadar tüm dengeler değişmiş durumda. Eğilmez’e göre, programı değiştirmemek artık bir tercih değil, bir hata anlamına geliyor.