İstanbul'da ev sahibi ve kiracı arasında tahliye talebi nedeniyle tam 10 yıldır içinden çıkılamaz bir hal alan ve adeta yılan hikayesine dönen kriz, yeni nesil arabuluculuk süreci sayesinde ezber bozan bir hızla çözüme kavuştu. Yıllarca mahkeme kapılarında uzayan ihtilaf, taraflar yüz yüze bile gelmeden, sadece 5 saat süren telefon trafiğiyle tatlıya bağlandı.
KANSER TEDAVİSİ İÇİN İSTENEN EV 10 YILLIK BİR HUSUMETE DÖNÜŞTÜ
Dudak uçuklatan uzlaşma hikayesinin temeli İstanbul Avcılar'da atıldı. Ev sahibi, eşine kanser teşhisi konması ve sahip oldukları evin tedavi görülecek hastaneye çok yakın olması sebebiyle kiracısından haklı olarak tahliye talebinde bulundu. Ancak kiracı evi boşaltmayınca taraflar arasında ilk gerilim hattı oluştu. Süreç içerisinde tahliye davası açılsa da bu dava yerel mahkemece reddedildi. Yaşanan büyük dram ve inatlaşma sürecinde ev sahibinin eşi ne yazık ki hayatını kaybetti; fakat taraflar arasındaki tahliye ve kira bedeli krizi tam 10 yıl boyunca kronikleşerek devam etti. Kira ilişkisi sürdükçe her yıl yeni artışlar ve yeniden tahliye talepleri gündemi meşgul etmeye devam etti.
YÜZ YÜZE GELMEDEN, SADECE TELEFONLA ORTAK PAYDADA BULUŞTULAR
Çözümsüz kalan konunun en nihayetinde adliyeye intikal etmesiyle birlikte dosya, yasa gereği arabuluculuk bürosuna taşındı. Dosyaya arabulucu avukat olarak atanan Fatma Bozkurt Saraç, tarafları bilgilendirmek ve bir araya getirmek adına süreci başlattı. Ancak tarafları fiziken bir araya getirmek yerine telefonla iletişim kurmayı tercih eden Saraç, yaklaşık 5 saat boyunca iki taraf arasında mekik dokuyan telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Tarafların birbirleri hakkındaki yasal ve maddi taleplerini doğru bir üslupla aktaran arabulucu avukat, tarafları yüz yüze getirmeye gerek bile kalmadan el sıkışmalarını sağladı. Görüşme sonucunda hem kira bedelinin güncel ve makul bir seviyeye artırılması hem de kiracının mağdur olmayacağı uygun bir zaman diliminde evi tahliye etmesi konusunda kesin anlaşmaya varıldı.
"BÜYÜKŞEHİRLERDE KİRA DAVALARI 4-5 SENEDEN ÖNCE KESİNLİKLE BİTMİYOR"
Sürecin ardından Anadolu Ajansı (AA) muhabirine önemli açıklamalarda bulunan arabulucu avukat Fatma Bozkurt Saraç, 10 yıllık inatlaşmanın 5 saatte bitmesinin iki tarafa da hem maddi hem manevi çok büyük bir konfor sağladığını belirtti. Eğer taraflar uzlaşmayıp yeniden klasik yargı yolunu seçselerdi ortaya çıkacak tabloyu özetleyen Saraç, şu uyarıları yaptı:
"Yerel mahkemelerde kira uyuşmazlıklarına ilişkin açılan davalar; İstanbul, İzmir, Ankara gibi büyük şehirlerdeki kalabalık nüfustan ve davaların aşırı yığılmasından ötürü çok uzun sürebiliyor. Zaten çok geç gelen bir adalet, günün sonunda kimi ne kadar tatmin edebilir? Yerel mahkemelerdeki ilk yargılama sürecinden sonra bir de bunun İstinaf ve Yargıtay aşamaları var. Bunları da göz önüne alırsak büyükşehirlerde 4-5 seneden önce sonuçlanan bir kira davası süreci yok. Her ne kadar taraflar başlangıçta inatlaşıp 'Tahliye etmiyorum, bu parayı kabul etmiyoruz.' deseler de bu durum herkes için yıllarca süren zihinsel bir meşguliyettir. İnsanların hayatlarına huzurla devam etmelerini tamamen tıkayan bir süreçtir."
Saraç, arabuluculuk sayesinde tarafların mahkeme masraflarından kurtulduğunu, hakim kararındaki gibi sadece tek bir tarafın kazanıp diğerinin kaybettiği bir senaryo yerine, her iki tarafın da kendi rızasıyla kazandığı ortak bir paydanın inşa edildiğini vurguladı.





