Mutluluk denildiğinde akla çoğu zaman para, aşk, kariyer ya da başarı geliyor. Ancak yapay zekâ ve bilişsel psikoloji alanındaki çalışmalarıyla tanınan Nobel ödüllü bilim insanı Herbert Simon'a göre insanların mutsuzluğunun temelinde bambaşka bir neden yatıyor.
Simon'un yaklaşımına göre modern insan, sahip olduğu seçeneklerin fazlalığı nedeniyle sürekli daha iyisini arıyor ve bu arayış çoğu zaman mutluluğu elinden alıyor.
"EN İYİSİNİ ARAMAK" MUTSUZ EDİYOR
Psikologların "maksimizasyon" olarak tanımladığı davranış biçimi, her konuda en iyi seçeneği bulmaya çalışmayı ifade ediyor.
Ancak Simon'a göre sorun, hedefe ulaşmak değil; o hedefe ulaşmaya çalışırken geçirilen yorucu süreçte başlıyor. İnsanlar sürekli daha iyi bir ev, daha iyi bir iş, daha iyi bir ilişki ya da daha iyi bir hayat ararken sahip olduklarının değerini kaybedebiliyor.
"YETERİNCE İYİ" FELSEFESİ
Herbert Simon bu noktada "satisficing" yani "tatmin edici seçim" kavramını ortaya atıyor. Buna göre insan, sonsuz seçenekler arasında mükemmeli aramak yerine kendi kriterlerine göre yeterince iyi olanı seçmeli ve yoluna devam etmeli.
Simon'un hayatında da bu yaklaşımı uyguladığı belirtiliyor. Aynı marka çoraplar giymesi, yıllarca aynı evde yaşaması ve günlük rutinlerini sadeleştirmesi, küçük kararlar için enerji harcamamasını sağlıyordu.
ARAŞTIRMALAR DA AYNI SONUCU GÖSTERİYOR
Yapılan psikolojik araştırmalar, sürekli maksimumu hedefleyen insanların daha fazla pişmanlık yaşadığını, hayatlarından daha az memnun olduğunu ve kendilerini daha sık başkalarıyla kıyasladığını ortaya koyuyor. Buna karşılık "yeterince iyi" yaklaşımını benimseyen kişiler, verdikleri kararlardan daha fazla tatmin duyuyor ve daha mutlu hissediyor.
Uzmanlara göre sosyal medya da bu döngüyü güçlendiriyor. İnsanlar başkalarının yalnızca mutlu anlarını gördükleri için kendi hayatlarını eksik hissetmeye başlıyor. Bu durum da sürekli daha iyisini arama isteğini körüklüyor.
MUTLULUĞUN FORMÜLÜ
Herbert Simon'un yaklaşımına göre mutluluğun yolu, her konuda kusursuzu aramaktan vazgeçmekten geçiyor. İster iş, ister ilişki, ister günlük hayat tercihleri olsun; kişi kendisi için "yeterince iyi" olan noktayı belirleyip orada durabilirse hem zamanını hem de enerjisini gerçekten önemli olan şeylere ayırabiliyor.





