ABD’nin 2021’de Afganistan’dan çekilmesiyle birlikte savaş bitti denilse de ülke sürekli geriye gitti. Taliban yönetimi, sessizce hayata geçirdiği 119 maddeden oluşan ve kamuoyuna duyurulmadan yürürlüğe sokulan yeni Ceza Usul Kanunu ile, bireyi değil rejimi korumayı esas alan bir yapıyı hedefliyor.
KÖLELİĞİ GERİ GETİRDİLER
4 Ocak 2026’da il mahkemelerine gönderilen kanunun, tartışmaya açılmadan, toplumsal mutabakat aranmadan ve şeffaflık sağlanmadan uygulamaya konulduğu bildirildi. Kanun, toplumu açık biçimde sınıflara ayırıyor. Din adamları ve yönetici elitler ayrıcalıklı konumda tutulurken, yoksullar ve marjinal gruplar çok daha ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalıyor.
Yeni kanunun en korkunç yanı ise köleliği hukuken tanıması oldu. Metin, “özgür” ve “köle” bireyleri ayrı statülerde ele alıyor. Dinen tek mezhep esas alınıyor; Hanefi yorumu dışındaki inançlar kabul edilmiyor ve cezai yaptırıma bağlanıyor. Taliban liderine tanınan yetkiler sınırsız.
Kadınların eş izni olmadan dışarı çıkması suç sayılabiliyor, sosyal hayata katılım “ahlak” gerekçesiyle kısıtlanıyor. Kız çocuklarının eğitim hakkı tamamen ellerinden alındı. Çocuklara yönelik şiddet ise ancak ağır yaralanma halinde müdahale konusu yapılıyor. Günlük yaşamı kapsayan pek çok faaliyet, belirsiz tanımlarla yasak kapsamına sokulabiliyor.
İLAHİYATÇILAR NE DİYOR?
Hürriyet Gazetesi Afganistan'da kölelik uygulamasının İslamiyet referans gösterilerek meşrulaştırılmaya çalışılmasıyla ilgili ilahiyat uzmanlarına ne düşündüklerini sordu. İlahiyatçılar "İslamiyet’te kölelik diye bir müessese olmadığını, sınıfa dayalı hiçbir ayrım bulunmadığını" belirtiyor.





