Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, “Süleymancılar üzerine notlar” başlıklı yazısında cemaatin geçmişi, yapılanması ve Alihan Kuriş’e yönelik operasyon hakkında dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Süleymancılar’ın uzun yıllardır “kapalı kutu” olduğunu belirten Hakan, 1970’lerin sonunda eski bir imamın “Ben Bir Süleymancı İdim” isimli bir kitap yazıp camilerde dağıttığını hatırlattı.
Hakan, kitabın amacının Süleymancılar’ın gizli ajandalarını ifşa etmek olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Süleymancılar, hep kapalı kutu oldu. Gündemleri, ideolojileri, hedefleri hiçbir zaman tam olarak bilinemedi. Bu nedenle ifşa edilmeye her zaman uygun oldu bu hareket.”
“KLASİK BİR TARİKAT DEĞİL”
Hakan, Süleymancılar’ın klasik anlamda bir tarikat olmadığını savunarak yapının liderlik sistemini şöyle anlattı: “Bu hareket, klasik bir tarikat değil. Yani bir şeyhleri yok. Bu akım, daha çok kapalı bir cemaat yapısı. Damattan toruna doğru uzanan bir liderlik yapısı var.”
Cemaatin en bilinen faaliyetinin yurtlar olduğunu belirten Hakan, “Süleymancılar’ın bilinen tek bir faaliyeti var: Yurt yapmak. İşleri güçleri yurt yapmaktır bu hareketin. Güçlü finansal yapının temel amacı da bu” dedi.
Hakan, hareketin Antalya, Adana, Isparta, Burdur ve Manisa gibi şehirlerde daha aktif olduğunu yazdı.
“DİYANET’İ, İMAM-HATİPLERİ VE MÜFTÜLERİ HİÇ SEVMEZLER”
Ahmet Hakan yazısında Süleymancılar’ın Diyanet ve imam-hatiplere yaklaşımına ilişkin de şu ifadeleri kullandı: “Diyanet’i hiç sevmezler. İmam-hatipleri hiç sevmezler. Müftüleri hiç sevmezler. Çünkü devletin resmi din öğretimine alternatif bir model geliştirdiklerini düşünürler. İmam-hatipleri ve ilahiyatları, kendileri açısından bir tehdit olarak görürler.”
Cemaatin idealleri ve dünya görüşünün tam olarak bilinmesinin mümkün olmadığını savunan Hakan, bunun nedenini ise “açık, şeffaf, net” olmamalarıyla açıkladı.
KEMAL KACAR'DAN ALİHAN KURİŞ'E
Hakan, hareketin başlatıcısının Süleyman Hilmi Tunahan olduğunu, Tunahan’ın damadı Kemal Kacar’ın ise hareketi Türkiye çapında büyük ve örgütlü bir yapıya dönüştürdüğünü yazdı.
Kemal Kacar’ın Milli Görüş’e uzak durduğunu ve Demirel’e yakın olduğunu belirten Hakan, Kacar’ın Adalet Partisi’nden milletvekili olduğunu hatırlattı.
Kacar’ın ardından Tunahan’ın torunu Ahmet Arif Denizolgun’un hareketin liderliğine geçtiğini aktaran Hakan, Denizolgun’un Refah Partisi’nden Antalya Milletvekili olmasının Süleymancılar ile Milli Görüş arasındaki buzların erimesi olarak yorumlandığını ancak Refah Partisi’nin kapatılmasının ardından Denizolgun’un Milli Görüş’ten uzak durmayı tercih ettiğini belirtti.
“KURİŞ'E İLK CİDDİ İTİRAZLAR CEMAATİN İÇİNDEN GELDİ”
Ahmet Arif Denizolgun’un ölümünün ardından liderliğe Alihan Kuriş’in geçtiğini belirten Hakan, şu ifadeleri kullandı: “Kuriş, Denizolgun’un ablasının oğlu. Kuriş’e yönelik ilk ciddi itirazlar, cemaatin içinden geldi. Denizolgun’un kardeşi Mehmet Beyazıt Denizolgun ile Mehmet Beyazıt Denizolgun’un oğlu Fatih Süleyman Denizolgun, kamu önünde Kuriş’i çok sert eleştirdiler.”
Hakan, Kuriş hakkında ortaya atılan iddialara da değindi: “Alihan Kuriş’in liderliğe gelmesinde çeşitli dümenlerin çevrildiği iddiaları var. Ahmet Arif Denizolgun’un ölümünde Kuriş’in rolü olduğu iddiaları söz konusu. Kuriş’in cemaatin yönetim biçimini ve yönünü değiştirdiğine yönelik iddialar ise son dönemde hep gündemde.”
“BU BİR ALİHAN KURİŞ OPERASYONU”
Operasyonun cemaatin manevi tarafına değil finansal yapılanmaya yönelik olduğunu yazan Ahmet Hakan, “Bu bir Alihan Kuriş operasyonu” başlığı altında şu noktaları sıraladı:
İnançlı taban, bu operasyonun dışında.
Operasyon, hareketin manevi tarafıyla ilgilenmiyor.
Yurtlarda kalanların endişe etmesine mahal yok.
Örgüt “Alihan Kuriş Suç Örgütü” olarak nitelendiriliyor.
İlgilenilen konular: Alihan Kuriş şebekesinin mali yapılanması.
Alihan Kuriş’in çıkarlarını “Süleymancılık” ile perdelediği söyleniyor.
Yani örgütün suç ve finansal ayaklarına yönelik bir operasyon bu.
“100 MİLYAR LİRAYI AŞAN PARA HAREKETLERİ SAPTANMIŞ”
Hakan’ın yazısındaki en dikkat çekici bölüm ise operasyonun mali boyutuna ilişkin oldu. Hakan, operasyonun gerekçelerini şöyle aktardı:
100 milyar lirayı aşan para hareketleri saptanmış.
Almanya’da devasa bir bina yapıyorlarmış.
Şirketlerine kaynağı açıklanamayan yüksek miktarda nakit girişleri yapılmış.
Sahte faturalaşma, ticari kayıtlarla uyumsuz döviz transferleri inceleniyormuş.
Ardından şu soruları yöneltti: “Özgün bir Kuran eğitimini hedefleyen bu cemaatin elinde milyarların ne işi var? Almanya’daki o devasa yapının amacı ne? Kaynağı açıklanamayan nakit girişlerinin Kuran eğitimiyle ne alakası var?”
Hakan, “Süleymancılar operasyonu, bu soruların sorulmasını sağlarsa bir işe yarar” ifadelerini kullandı.
“MAVİ TAKKELİLER”
Süleymancılar’ın lacivert ve mavi tonlarında sade, yuvarlak bir takke kullandığını da yazısına taşıyan Hakan, takkenin geçmişini şöyle anlattı: “Öğrendiğime göre... Kemal Kacar, bu takkeyi takarmış. Onun döneminde yaygınlaşmış. Zamanla da hareket içinde sembolleşmiş.”
Hakan, “Ben küçükken Süleymancılar’a ‘Mavi Takkeliler’ denirdi. Hâlâ deniliyor mu? Bilmiyorum” dedi.
ALADAĞ YANGININI HATIRLATTI
Ahmet Hakan yazısının sonunda 2016 yılında Adana’nın Aladağ ilçesindeki Süleymancı yurdunda çıkan ve 11 kız çocuğunun hayatını kaybettiği yangını da hatırlattı.
Hakan, “Bina yangına uygun değildi. Yangın merdiveni yoktu. Elektrik tesisatı sakattı” ifadelerinin ardından o dönem gösterilen tepkiyi şöyle aktardı: “Bu nasıl bir yurt böyle? 11 kız çocuğunun hesabını kim verecek? Bu resmen bir cinayet.”
Hakan, o günlerde sorulan soruyu da yeniden gündeme getirdi: “Süleymancı yurtları neden denetlenmiyor?”





