Devletin iletişim hattında sessiz ama kapsamlı bir yeniden yapılanma yaşanıyor. Görev değişiklikleri tek tek sıralandığında bunun sıradan bir bürokratik rotasyon olmadığı görülüyor. Kurum içi dengeleri etkileyen bu hamleler, Ankara’da “yeni iletişim dili” tartışmalarını başlattı. Süreci değerlendiren gazeteci Barış Terkoğlu, yaşanan değişimin yalnızca kadro yenilemesi olmadığını, yaklaşım farklılığına işaret ettiğini aktardı.
Son dönemde İletişim Başkanlığı’nda gerçekleşen atamalar, sadece isim değişimi değil yöntem değişimi olarak yorumlanıyor. Başkanlık koltuğuna Burhanettin Duran’ın gelmesiyle birlikte kurumun reflekslerinin farklılaştığı konuşuluyor. Daha düşük tonlu, krizleri büyütmeden yöneten, polemik üretmek yerine gündemi dağıtan bir çizgi tarif ediliyor.
KRİTİK KOLTUKLARDA TOPLU DEĞİŞİM
Başkanlık bünyesindeki daire başkanlıklarında dikkat çeken bir tablo ortaya çıktı.
- Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörlüğü görevine Deniz Demir getirildi.
- Kriz Yönetimi Daire Başkanlığı koltuğunu Kasım İleri devraldı.
- Destek Daire Başkanlığı görevine Mehtap Kaya atandı.
- Basın Daire Başkanlığı görevine Zeynep Zelan getirildi.
- Strateji Daire Başkanlığı koltuğu Fatih Pekşen’e geçti.
Başkan yardımcıları ve koordinatörlük düzeyinde de değişim yaşandı. Kurumun alt yönetim katmanlarında da benzer bir yenilenme görüldü.

YENİ YAKLAŞIM FARKLI OLACAK
Yeni döneme dair yapılan değerlendirmelerde öne çıkan vurgu dikkat çekici. Devlet adına konuşmanın ağırlığını bilen bir anlayışın kurumsallaştırılmaya çalışıldığı belirtiliyor. Tartışmayı yükselterek değil, gündemin sertliğini düşürerek yönetme yaklaşımının tercih edildiği ifade ediliyor.
Barış Terkoğlu, yeni iletişim anlayışında daha kontrollü mesaj üretimi ve kurumsal dilin ön plana çıktığını belirtiyor. Kriz başlıklarının doğrudan polemik alanına taşınmaması, daha ölçülü bir strateji izlenmesi dikkat çeken başlıklar arasında.
MEDYADA YENİ DÖNEMİN EŞİĞİ
Sadece kurum içi yapı değil, medya ile kurulan temas biçiminde de değişim beklentisi dile getiriliyor. Devlet ile medya arasındaki ilişkinin daha sakin, daha planlı ve daha hesaplı bir çizgiye çekilmesi hedefleniyor.
Bu sürecin sonuçlarının kısa vadede değil, söylem değişimlerinde ve kriz yönetimi reflekslerinde netleşmesi bekleniyor. Kurumsal vitrin ve kamuoyuna yansıyan mesaj tonu, bu dönüşümün gerçek göstergesi olacak.




