İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmada, tutuksuz sanık avukat Süleyman Atik savunma yaptı.
2010 yılından bu yana ticaretle uğraştığını belirten Atik, turizm ve restoran işletmeciliği yaptığını, 2015'ten itibaren ise danışmanlık hizmeti verdiğini söyledi.
Özellikle Boğaziçi öngörünüm bölgesi ve eski eser yapılar konusunda uzmanlığı bulunduğunu belirten Atik, iddianameye konu eylemlerle ilgili savcılıkta verdiği ifadelerini tekrar etti.
ATİK, 250 BİN DOLAR İDDİASINI ANLATTI
Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan'ın iddianamedeki 55. eyleme ilişkin sorularını yanıtlayan Atik, 2020-2021 yıllarında Fatih Bey ile yaptığı görüşmelerde bölgedeki bazı taşınmazlarla ilgili kendisine sorular yöneltildiğini anlattı.
Atik, daha sonra söz konusu taşınmazdaki odalar ve yapılmış aykırılıklarla ilgili konuşmalar yapıldığını, bir bedel üzerinde anlaşıldığını belirterek, kendisine "tahsilat" konusunda yardımcı olmasının istendiğini ifade etti.
Kendisinin bir numarayı aradığını ve E-5'in üst tarafında bir yerde ödemenin yarısını aldığını belirten Atik, kalan taksitle ilgilenemediğini, bunun nasıl tahsil edildiğini ise bilmediğini söyledi.
Başkan Aylan'ın, iddianamede geçen 250 bin dolarlık paraya ilişkin sorusu üzerine Atik, söz konusu bedelin daha önce yapılmış aykırılıkların ortaya çıkarılmaması ve yapılacak işlemlere göz yumulması karşılığında verildiğini öne sürdü.
Atik, paranın yaklaşık 150 bin dolarını kendisinin aldığını söyledi.
"500 BİN DOLAR KARŞILIĞINDA KART TEMİN EDİLECEKTİ"
Atik, sanık Süleyman Çetinsaya'dan alındığı belirtilen 500 bin dolarla ilgili de savunma yaptı.
Fatih Bey'in kendisine Çetinsaya'yı tanıyıp tanımadığını sorduğunu belirten Atik, daha sonra Çetinsaya'dan "market kartları" alınmasının istendiğini söyledi.
Çetinsaya ile görüşerek durumu aktardığını belirten Atik, 500 bin dolar karşılığında kart temin edilmesi konusunda anlaşma yapıldığını ifade etti.
Atik, Çetinsaya'nın daha sonra parayı nakit olarak getirdiğini belirterek, "Ben kartla uğraşamayacağım. Bunu bu şekilde iletsen olur mu?" dediğini, kendisinin de parayı alarak ilgili kişiye ilettiğini anlattı.
PARA TESLİMATININ NASIL YAPILDIĞINI ANLATTI
Başkan Aylan'ın, Zafer Keleş'e para tesliminin yapıldığı Florya'daki Plevne Sokak'ın neden tercih edildiğini sorması üzerine Atik, Keleş'in kendisine Basınköy'de buluşmayı teklif ettiğini söyledi.
Atik, genellikle önceden belirlenen saatte buluştuklarını belirterek, "Tam 09.00'da oradayım abi derdim, 09.00'da buluşurduk." ifadelerini kullandı.
Para tesliminin ise araçtan araca yapıldığını anlatan Atik, ardından tarafların işlerine devam ettiğini kaydetti.
"KİPTAŞ'TAN 2 MİLYON LİRALIK İŞ ALDIK"
Tutuksuz sanıklardan Burak Karakuş da savunmasında uzun yıllar spor medyası sektöründe çalıştığını ve bir dönem Murat Ongun'un müdürü olduğunu belirtti.
Sektöre dönmek istediği dönemde Ongun'u aradığını ve Sütlüce'deki ofisinde görüştüğünü anlatan Karakuş, küçük çaplı çekimler yapabileceğini ve kamera kiralayabileceğini söyledi.
Ongun'un kendisine şirketinin olup olmadığını sorduğunu belirten Karakuş, daha sonra Emrah Bağdatlı'ya yönlendirildiğini ifade etti.
Bağdatlı ile görüştüğünü ve bir şirketinin olması gerektiğinin kendisine söylendiğini aktaran Karakuş, şirketi üzerlerine aldıktan sonra kendisine aylık 100 bin lira ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını söyledi.
Karakuş, "Ben sana bu işler olsa da olmasa da her ay 100 bin lira vereceğim." denildiğini ve her ay elden ödeme aldığını belirterek, şirketi üzerlerine aldıktan sonra KİPTAŞ'tan 2 milyon liralık iş aldıklarını kaydetti.
MEDYA AŞ İHALESİNE İLİŞKİN SAVUNMA
2027 Avrupa Oyunları'nın İstanbul'da düzenleneceğinin söylendiğini ve projenin başında kendisinin bulunacağının kendisine aktarıldığını belirten Karakuş, bu kapsamda Medya AŞ'de sunum yaptığını anlattı.
Karakuş, daha sonra Gümüşsuyu'ndaki ofiste bazı evraklar gördüğünü ve bunları kaşeleyip imzalamasının istendiğini belirtti.
Söz konusu evrakların Medya AŞ'nin 2025 ihalesine ilişkin olduğunu öğrendiğini aktaran Karakuş, belgelerde yaklaşık 67 milyon liralık bir bedel gördüğünü ve kendisinden kaşe ile imza atmasının istendiğini söyledi.
İhaleye kapalı zarfla teklif verildiğini belirten Karakuş, birkaç gün sonra ihalenin şirketlerinin uhdesinde kaldığına ilişkin e-posta aldığını ifade etti.
"İHALE SÜRECİNE DAHİLİM OLMADI"
Cumhuriyet savcısının sorularını da yanıtlayan Karakuş, Medya AŞ'den 64 milyon 700 bin liralık bir iş aldıklarını doğruladı.
İhale sürecine dahlinin olmadığını savunan Karakuş, yalnızca kaşe ve imza attığını, belgeleri kargoyla ilgili kişilere gönderdiğini söyledi.
İhale sonrasında Medya AŞ'nin merkezine gittiğini ve hak edişlerle ilgili imzalar attığını belirten Karakuş, yapılan işler ve ödemelerle ilgili detayları takip etmek istediğini ancak kendisine bunun mümkün olmadığının söylendiğini ifade etti.
Karakuş, firma kendisine ait görünmesine rağmen yapılan işleri tek tek kontrol etmesine izin verilmediğini, çekim yerlerine giderek işlerin nasıl yapıldığını görmek istediğini ancak bu talebinin kabul edilmediğini söyledi.
9 TUTUKSUZ SANIK DAHA SAVUNMA YAPTI
Duruşmada savunma yapan diğer bazı tutuksuz sanıklar da üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmeyerek beraat talebinde bulundu.
Bugünkü duruşmada 9 tutuksuz sanığın savunmasının alınmasıyla davada toplam 263 tutuksuz sanığın savunması tamamlandı.
Mahkeme, duruşmayı 28 Eylül Pazartesi gününe erteledi.





