MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, il ve ilçe başkanlarının katıldığı iftar programında Orta Doğu’daki çatışmalara ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bahçeli, bölgedeki savaş zincirinin kırılması gerektiğini vurgulayarak, silahların susması ve acil ateşkes çağrısında bulundu.
ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü karşılıklı saldırıların sürmesi halinde olası kara harekâtının küresel bir savaşa dönüşebileceğini belirten Bahçeli, bu senaryonun büyük bir felakete yol açabileceğini ifade etti.
Ayrıca uluslararası hukukun işletilmesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, gerginliğin sona ermesi için Birleşmiş Milletler’in daha aktif rol üstlenmesini talep etti.
Bahçeli şunları söyledi:
"'Terörsüz Türkiye' hedefimiz zamanın ve çağın ibresini milletimiz lehine çevirecek güçlü bir hamledir. Bu hedef kalıcı barış ve huzurun müjdesidir. Bu hedef bin yıllık kardeşliğimizin hayat pınarıdır. Bu hedef karışan ve kaynayan, aynı şekilde artan risk ve tehditlerle kanayan ve karmaşıklaşan bölgesel ve küresel anafora karşı milletimizin kendi azim ve iradesiyle hamle üstünlüğü kazanmasıdır.
Pakistan ile Afganistan savaştadır. Rusya ile Ukrayna savaştadır. ABD-İsrail ortaklığı İran’la savaş halindedir. Enerji dengeleri, ticaret rotaları, ekonomik sistemler, stratejik ittifaklar, siyasi ve diplomatik ağlar bambaşka ve tehlikeli bir noktadadır.
"ULUSLARARASI KURUM VE KURALLAR YIKIM ALTINDA"
Geçtiğimiz ay yapılan Münih Güvenlik Toplantısı’nın sonuç raporunda; yaklaşık 80 yıl sonra ABD liderliğindeki 1945 sonrası uluslararası düzenin yıkıma uğradığı, ABD düzenin yine doğrudan ABD tarafından tahrip edildiği ifade edilmişti. Mevcut uluslararası kurum ve kuralların yıkım altında olduğu da belgelenmişti.
Yıkılanın ne olduğu bilinse de, bunun yerine ne konulacağı, kimlerin koyacağı belirsizdir. Afganistan-Pakistan arasındaki silahlı çatışmanın geri planında hakimiyet mücadeleleri vardır. İran’ın Siyonist-emperyalist şiddet tarafından abluka altına alınması da stratejik, ekonomik ve politik hedeflerle ilişkilidir.
"SAVAŞ ÇOK VAHİM DERECEDE TIRMANMAKTADIR"
Türkiye’nin de içinde bulunduğu geniş coğrafyalar artık her ihtimale açık haldedir. İran’ın farklı kentlerine isabet eden füzeler sonucunda, bu ülkenin yüksek misilleme yapmasıyla Katar’dan Kuveyt’e, Bahreyn’den Suudi Arabistan’a, Birleşik Arap Emirlikleri’nden Ürdün’e, Güney Kıbrıs’tan Umman’a kadar ABD üslerinin bulunduğu ülkeler havadan vurulmuştur.
Savaş çok vahim derecede tırmanmaktadır. Komşu coğrafyaların gökyüzü füze ve insansız hava araçlarının karşılıklı uçuşlarına ve müteakiben de tespit edilmiş nokta hedeflere ulaşmasına sahne olmaktadır.
Mezkur çatışmaların kontrolden çıkması, yaygınlık kazanması, hatta küreselleşmesi kaygı duyulan bir ihtimal haline gelmiştir. Bu haksız ve hukuksuz savaşı başlatan bellidir. İsrail’in tahrikleriyle, diplomatik namusun göz ardı edilmesiyle, süregelen müzakerelerin tek taraflı askıya alınmasıyla komşu coğrafyalar silah ve çatışmaların tasallutu altına girmiştir.
Bu savaşlar zinciri kırılmalı, bölgemizde barış dili hakim olmalıdır. Silahlar mutlaka susmalı ve ateşkes ilan edilmelidir. Şayet ABD-İsrail ile İran arasındaki karşılıklı hava saldırıları durmazsa, muhtemel kara harekatının neden olacağı kıvılcım 3. Dünya Savaşı’nın taşlarını birer birer döşeyecektir. Bu felakettir. Bu dehşet dengesi son bulmalıdır. Yanlıştan dönmek bir erdemdir. Uluslararası hukukun şemsiyesi altında biraz canlılık emaresi gösteren Birleşmiş Milletler derhal devreye girmelidir.
"ABD HALKI BU SAVAŞTAN NE KAZANACAK?"
Çatışmaların Rusya Federasyonu’na, Çin Halk Cumhuriyeti’ne, Avrupa ülkelerine çok boyutlu tesir etmesi halinde cehennemin kapıları beşeriyetin önüne açılacaktır. ABD Başkanı Trump, Kongre’den yetki almadan Venezuela’dan sonra başlattığı İran operasyonunun bedelini çok yönlü ödeme tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Amerikan Anayasası’nın I.Madde 8.Bölümü kapsamında; savaş ilan etme, ordu kurma ve destekleme, donanma sağlama ve sürdürme, askeri harcamaları finanse etme ve düzenleme yetkisi sadece ve sadece Kongre’ye aittir. Kongre’den böylesi bir karar çıkmadığına göre, ABD’yi yöneten karanlık üst akıl kim veya kimlerdir?
Siyonist lobi, dahası cani Netenyahu ABD yönetimini kafa kola nasıl alabilmiştir? Baştan ayağa çelişkiyle bezenmiş bu rezalet tablo evlatlarını haksız ve hukuksuz bir savaşta kaybeden ABD halkına saygısızlık değil midir?
ABD halkı bu savaştan ne kazanacaktır? Ne çıkarı olacaktır? Uzayan bir savaşta çok sayıda ölüm olması halinde bunun altından kim veya kimler nasıl kalkacaktır? 25 yıl boyunca devam eden Vietnam kabusu ne çabuk unutulmuştur? Doğrudur, kurallara dayalı uluslararası düzen yıkım altındadır.
Fakat bu yıkım bununla sınırlı kalmayacak, pek çok çatıyı da uçuracaktır. Türkiye olarak dost, kardeş ve komşu ülke İran halkının her zaman yanındayız. Barışı savunuyoruz, huzuru savunuyoruz, diplomatik görüşmeleri savunuyoruz.
"CUMHURBAŞKANIMIZIN YAPTIĞI TEMASLAR ÇOK DEĞERLİ VE YERİNDE"
Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı temasları da çok değerli ve yerinde buluyoruz. İran’ın dini liderine, ailesine, bunun yanında Savunma Bakanı’ndan Genelkurmay Başkanı’yla çok sayıda üst düzey devlet görevlisine yapılan suikastları bir kez daha kınıyoruz. İstihbarat operasyonlarıyla hazırlanan bu suikastların ahlaka, hukuka, insan haklarına temelden karşı olduğunu değerlendiriyoruz. Çevremizde bunlar olup bitiyorken, bizim içimizde barışmamız, eğer varsa kırgınlıkları gidermemiz, milli birliği tahkim ve takviye etmemiz binlerce yıllık devlet ve millet aklının muazzam bir iradesidir.
"TERÖRSÜZ TÜRKİYE, TÜRK MİLLETİNİN YENİ YÜZYILA AÇILAN HUZUR SANCAĞIDIR"
Şucular bucular rahatsızmış, onlar bunlar hoplayıp zıplıyormuş, hepsi fason iddia, hepsi fosilleşmiş söylemdir. Terörsüz Türkiye, Türk milletinin yeni yüzyıla açılan huzur sancağıdır.
Bu sancak düşmeyecek, Türkiye bölünmeyecek, şu mübarek günlerin mehabet ve muhabbet iklimi Allah’ın izniyle kökleşip kalıcı nitelik kazanacaktır. Gündüz vaktinin korkak gecelere, nezih ve serazat bir kalbin zalim bedenlere acıdığını en iyi bilen, en iyi gören Milliyetçi-Ülkücü Hareket’tir. Toprağına merhamet tohumu serpilmeyen ülkeler, nice fatihlerin matemi ve mezarı olmuştur.
Gönüller arasında karanlık uçurumlar açan anlayışsızlık, katılık, kötülük, sevgi kıtlığı ve bunlardan mülhem insani felaketler merhamet cevherinden mahrumiyetin çok soğuk esintisidir. Bu esintiye yüreğimizin sıcaklığıyla direniyoruz. İftira salgınına inancımızın şifasıyla karşılık veriyoruz. Biz merhameti de biliriz, mertliği de biliriz, mefkûreyi de biliriz, melanet emellerden hesap sormasını da mutlaka bileceğiz.
"BARIŞ, HUZUR VE KARDEŞLİKTEN BAŞKA BİR ALTERNATİFİMİZ YOK"
Biz bu ülke, bu vatan, bu bayrak uğruna, rahmetle ve hürmetle andığımız hilal kaşlı, kurt bakışlı binlerce şehit verdik. Şafağı ağarmayan nice zifiri karanlıkları yendik. Gideni gelmeyen, ağlayanı gülmeyen, feryadı dinmeyen, hüsranı bitmeyen, ancak imanlı mücadelesi de asla eksilmeyen zulmet dolu senelerde kendi yarasını iyileştiren bir aslan gibi doğrularak kükremesini bildik.
Bu kükreyişin semeresi ve mecmuu olarak barış, huzur ve kardeşlikten başka herhangi bir alternatifimiz olmadığının da bilincindeyiz."





