MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye'nin yıllardır biriken sorunlarını çözerek daha müreffeh bir geleceğe ulaşma hedefiyle hareket ettiğini belirterek, son dönemde gündeme gelen yolsuzluk, usulsüzlük ve kayırmacılık iddialarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bahçeli, yazılı açıklamasında, Türkiye'nin terör, ekonomik yaptırımlar, 15 Temmuz darbe girişimi, 6 Şubat depremleri, bölgesel savaşlar, Suriye'deki çatışmalar, göç ve diğer jeopolitik riskler nedeniyle önemli ekonomik maliyetlerle karşı karşıya kaldığını ifade etti.

"TÜRKİYE EKONOMİSİ ÖNEMLİ MALİYETLERLE KARŞILAŞTI"

PKK terörünün Türkiye ekonomisine yıllar içerisinde yüksek maliyetler getirdiğini belirten Bahçeli, 6 Şubat depremlerinin de ülke ekonomisi üzerinde ağır bir yük oluşturduğunu kaydetti.

Bahçeli, ABD/İsrail-İran savaşı nedeniyle enerji ve akaryakıt maliyetleri, dış ticaret, turizm, finansal piyasalar ve enflasyon üzerindeki etkilerin Türkiye ekonomisine maliyet yüklediğini belirtti.

Küresel tedarik zincirlerindeki aksaklıkların da finansal koşulları sıkılaştırdığını ve dış ticaret dengesini olumsuz etkilediğini ifade eden Bahçeli, jeopolitik risklerin ekonomik istikrar açısından önemli bir sorun oluşturduğunu söyledi.

"TÜRKİYE GÜÇLÜ BİR EKONOMİYE SAHİP"

Bahçeli, küresel krizlerin Türkiye gibi kırılganlıkların daha yüksek hissedildiği ülkelerde daha fazla etki oluşturduğunu belirterek, tüm olumsuzluklara rağmen Türkiye ekonomisinin büyüklüğünü artırdığını savundu.

Türkiye'nin milli gelirinin 1,7 trilyon dolara, kişi başına düşen milli gelirin ise 18 bin dolara ulaştığını belirten Bahçeli, ülkenin ihracat kapasitesi, borç yönetimi, bütçe dengesi, bankacılık ve sermaye piyasaları açısından güçlü bir yapıya sahip olduğunu ifade etti.

Toplumun farklı kesimlerinin sorunlarının bulunduğunu da belirten Bahçeli, emekliden çiftçiye, esnaftan çalışanlara kadar vatandaşların sorunlarının süratle giderilmesi gerektiğini kaydetti.

BELEDİYELERDEKİ YOLSUZLUK İDDİALARINA DİKKAT ÇEKTİ

Bahçeli, Türkiye'nin küresel rekabette ilerlemeye çalışırken aynı zamanda yolsuzluk ve usulsüzlüklerin ortaya çıkarıldığı bir süreçten geçtiğini belirtti.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile başlayan soruşturma sürecinin farklı belediyelere de uzandığını öne süren Bahçeli, son iki yılda çok sayıda belediye hakkında rüşvet, irtikap, ihaleye fesat karıştırma ve örgütlü yolsuzluk iddialarıyla soruşturmalar yürütüldüğünü ifade etti.

Belediyelerin siyasi bir iktidar alanından önce kamusal bir emanet olduğunu vurgulayan Bahçeli, ihale, imar, ruhsat, taşınmaz, iştirak, personel ve kamu harcamaları gibi alanlardaki çıkar ilişkilerinin yalnızca ceza hukuku açısından değil, ahlak ve yönetişim açısından da ele alınması gerektiğini söyledi.

"KAMU ZARARI AÇIKÇA ORTAYA KONULMALI"

Yolsuzluk iddialarına ilişkin mali tablonun kamuoyu tarafından merak edildiğini belirten Bahçeli, yargı kararları ile Sayıştay ve ilgili denetim kurumlarının tespitleri doğrultusunda kamu zararının ortaya konulması gerektiğini ifade etti.

Bahçeli, yolsuzlukların mali faturasının kamuoyuyla paylaşılmasının önemine işaret ederek, oluşan kamu zararının geri alınarak emekliler ve dar ve sabit gelirli vatandaşların refahı için kullanılması gerektiğini belirtti.

FON SORUŞTURMASINDA "GÜVEN" VURGUSU

Fon soruşturması kapsamında yaşanan gelişmelerin, dar bir grubun kanunları ihlal ederek piyasayı manipüle ettiği yönünde olduğunu belirten Bahçeli, finansal sistemde güven ve istikrarın korunmasının önemine dikkati çekti. Bahçeli'nin açıklamasında fon piyasasına ilişkin değerlendirmeleri de yer aldı.

Vatandaşların bankalara veya sermaye piyasası araçlarına yatırım yaparken yalnızca finansal ürüne değil, sistemi yöneten ve denetleyen kurumsal yapıya da güvendiğini belirten Bahçeli, piyasa manipülasyonu iddialarının etkisinin yalnızca para kaybeden yatırımcılarla sınırlı kalmayabileceğini ifade etti.

"FON PİYASASI EKONOMİNİN GÜVEN VE İSTİKRARINI ETKİLİYOR"

Bahçeli, yüksek enflasyon ortamında vatandaşların tasarruflarının satın alma gücünü korumak istediğini belirterek, finansal sistemin güvenilirliğinin önemine vurgu yaptı.

Finansal piyasalarda vatandaşların tasarruflarını değerlendirmesinin doğal olduğunu ifade eden Bahçeli, asıl meselenin fonların yönetimi sırasında piyasa bozucu işlem, manipülasyon, dolandırıcılık veya güveni kötüye kullanma gibi hukuka aykırı faaliyetlerin bulunup bulunmadığının ortaya çıkarılması olduğunu söyledi.

Fon piyasasının yalnızca tasarruf sahiplerinin getiri aradığı bir alan olmadığını belirten Bahçeli, bu piyasanın ekonominin genel güven ve istikrarını da yakından etkilediğini kaydetti.

"GÖZETİM VE DENETİM MEKANİZMALARI GÜÇLENDİRİLMELİ"

Türkiye'de yaşanan sorunların kurallardan ziyade uygulamadaki eksikliklerden kaynaklandığını savunan Bahçeli, gözetim ve denetim mekanizmalarındaki aksaklıkların giderilmesi gerektiğini ifade etti.

Bahçeli, yatırımcıların güven duyacağı finansal sistemi oluşturmak ve sürdürülebilir hale getirmek amacıyla hukuki, idari ve yapısal tedbirlerin alınması gerektiğini belirtti.

"BUNLAR BİR ARINMA VE AKLANMA FIRSATI OLARAK DEĞERLENDİRİLMELİ"

Türkiye'nin yolsuzluk, usulsüzlük ve kayırmacılık iddiaları nedeniyle toplumsal güven erozyonu ve çürüme tartışmalarıyla karşı karşıya bırakılmaması gerektiğini belirten Bahçeli, bu gelişmelerin arınma, aklanma ve sorunların altında yatan nedenlerin ortaya çıkarılması için fırsat olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Bahçeli, yapısal sorunların bütüncül biçimde incelenmesi ve kalıcı çözümlerle ortadan kaldırılması gerektiğini belirterek, etkin bir hukuk sistemi ve güçlü kurumsal kapasitenin önemine işaret etti.

"KİŞİNİN KİMLİĞİNE BAKILMAKSIZIN ÜZERİNE GİDİLMELİ"

Yolsuzluk, usulsüzlük, kamu malının istismarı ve kuralların ihlali gibi suçların hukuk çerçevesinde soruşturulması gerektiğini belirten Bahçeli, suç isnadının yöneltildiği kişinin kimliğine bakılmaksızın gerekli işlemlerin yapılması gerektiğini ifade etti.

Bahçeli, "temiz siyaset, temiz yönetim ve müreffeh toplum" hedefinin somut bir zihniyet ve ahlaki reform programına dönüştürülmesi gerektiğini kaydetti.

Kaynak: AA