Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, yatırım fonlarına ilişkin soruşturmalar hakkında, "Yatırımcı ile manipülatörü birbirine karıştırmadan titiz bir şekilde adli ve idari süreçleri hayata geçiriyoruz, geçirmeye devam edeceğiz. İnanıyorum ki mevcut sorunların aşılması ile sermaye piyasalarımız yoluna çok daha güçlü bir şekilde devam edecek, yatırımcılarına da ülke ekonomisine de kazandıracaktır." dedi.

Yılmaz, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2025 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin sunumunu gerçekleştirdi.

Kalkınma Planı ve Orta Vadeli Program ile uyumlu hazırlanan bütçenin kaynakların öncelikli alanlara yönlendirilmesini, üretken kapasitenin artırılmasını ve beşeri sermayenin güçlendirilmesini esas aldığını belirten Yılmaz, mali disiplinin korunması, kamu harcamalarında etkinliğin artırılması ve dezenflasyon sürecinin desteklenmesinin bütçenin temel dayanakları arasında yer aldığını söyledi.

TÜRKİYE EKONOMİSİ İÇİN BÜYÜME HEDEFLERİNİ AÇIKLADI

Türkiye ekonomisinin zorlu dış koşullara rağmen dayanıklılığını koruduğunu ve dezenflasyon süreciyle uyumlu büyüme performansı sergilediğini belirten Yılmaz, dünya ekonomisinin 2020-2025 döneminde toplam yüzde 19,3 büyüdüğünü, Türkiye ekonomisindeki büyümenin ise aynı dönemde yüzde 35,3'e ulaştığını bildirdi.

Yıllık ortalama büyümenin küresel ölçekte yüzde 3, Türkiye'de ise yüzde 5 olarak gerçekleştiğini aktaran Yılmaz, güncel tahminlere göre Türkiye'nin 2026 yılında dünyanın 16'ncı büyük ekonomisi olmasının beklendiğini ifade etti.

Satın alma gücü paritesine göre Türkiye'nin dünyanın 11'inci, Avrupa'nın ise 4'üncü büyük ekonomisi konumunu sürdürmesinin öngörüldüğünü kaydeden Yılmaz, ekonominin 2026'nın ilk yarısında yüzde 2,5 büyüdüğünü belirtti.

Yılmaz, büyüme oranının 2027'de yüzde 4,2'ye, 2028'de yüzde 4,6'ya ve program dönemi sonunda yüzde 5'e yükselmesinin hedeflendiğini söyledi.

MİLLİ GELİRİN 2026'DA 1,8 TRİLYON DOLARI AŞMASI BEKLENİYOR

Türkiye ekonomisinin ulaştığı büyüklüğe ilişkin hedefleri paylaşan Yılmaz, 2026 yılı sonunda milli gelirin ilk kez 1,8 trilyon doların üzerine çıkmasının ve kişi başına düşen gelirin 20 bin doları aşmasının beklendiğini bildirdi.

Yılmaz, 2028 yılı sonunda milli gelirin 2 trilyon doları aşmasının öngörüldüğünü belirterek, kişi başına düşen milli gelirin 2025'te 18 bin 103 dolar olarak gerçekleştiğini, 2026'da 20 bin 523 dolara, 2027'de 22 bin 285 dolara ve 2028'de 23 bin 419 dolara yükselmesinin beklendiğini kaydetti.

Program dönemi sonunda, 2029 yılında kişi başına düşen milli gelirin 25 bin dolara yaklaşacağının tahmin edildiğini ifade etti.

ENFLASYONLA MÜCADELE SÜRECEK

Enflasyon görünümüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, Eylül 2026 itibarıyla yıllık tüketici enflasyonunun yüzde 29,7 olarak gerçekleştiğini belirtti.

Yılmaz, 2026 yıl sonunda yüzde 28,4 olarak tahmin edilen tüketici fiyat artışının 2027 yıl sonu itibarıyla yüzde 21'e gerilemesini hedeflediklerini ifade ederek, tek haneli enflasyon oranlarına kalıcı biçimde ulaşılana kadar kararlı duruşun sürdürüleceğini vurguladı.

FON SORUŞTURMALARINDA ÖN ÖDEME SÜRECİ BAŞLAYACAK

Yatırım fonları piyasasında yaşanan gelişmelerin finansal sistemin sınırlı bir alanında ortaya çıktığını belirten Yılmaz, gerekli idari ve adli tedbirlerin alındığını, sorunlu fonların tasfiye sürecinin başlatıldığını ve yatırımcı haklarının korunmasının hedeflendiğini söyledi.

Başkanlığını yaptığı Fon Koordinasyon Kurulunun ilgili kurumlarla eş güdüm içinde çalıştığını aktaran Yılmaz, bugüne kadar 6 toplantı gerçekleştirildiğini bildirdi.

Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi'nin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildiğini hatırlatan Yılmaz, düzenlemeyle tasfiye işlemlerinin adil, şeffaf ve etkin şekilde yürütülmesinin, hukuka aykırı olarak fonlardan çıkarılan varlıkların geri kazanılmasının ve zararların sorumlularından tahsil edilmesinin amaçlandığını belirtti.

Yılmaz, kanun teklifinin yasalaşmasıyla ön ödemelere hızla başlanmasının öngörüldüğünü kaydetti.

SPK'NİN ERKEN MÜDAHALE YETKİLERİ GÜÇLENDİRİLECEK

Benzer sorunların tekrar yaşanmaması için yeni yasal düzenlemeler üzerinde çalışıldığını belirten Yılmaz, fon piyasalarındaki gelişmelerle ilgili kurum ve yetkililerin incelenmesi ve soruşturulması amacıyla Cumhurbaşkanı tarafından görevlendirilen Devlet Denetleme Kurulunun çalışmalarının da gelecekte atılacak adımlara ışık tutacağını ifade etti.

Sermaye Piyasası Kanunu'nda değişiklik yapılmasına ilişkin hazırlıkların sürdüğünü bildiren Yılmaz, düzenlemelerle yatırımcıların daha etkin korunmasının, kurumsal kapasitenin artırılmasının, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) erken müdahale yetkilerinin güçlendirilmesinin ve ihlallere yönelik yaptırımların caydırıcılığının artırılmasının hedeflendiğini dile getirdi.

Yılmaz, sermaye piyasalarının derinliğini artırmaya ve yatırımcı güvenini güçlendirmeye yönelik adımların sürdürüleceğini belirterek, "Yatırımcı ile manipülatörü birbirine karıştırmadan titiz bir şekilde adli ve idari süreçleri hayata geçiriyoruz, geçirmeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

"BÜTÇEYİ FAİZ BÜTÇESİ OLMAKTAN ÇIKARARAK HİZMET BÜTÇESİ HALİNE GETİRDİK"

2026 yılı merkezi yönetim bütçe giderlerinin 19 trilyon 660 milyar lira, gelirlerinin 17 trilyon 28 milyar lira olarak gerçekleşmesinin beklendiğini belirten Yılmaz, bütçe açığının 2 trilyon 632 milyar lira, faiz dışı fazlanın ise 193 milyar lira olarak tahmin edildiğini bildirdi.

2026 yılı sonunda bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3,1 olmasının öngörüldüğünü aktaran Yılmaz, 2027 yılı bütçesinde ise giderlerin 27 trilyon 276 milyar lira, gelirlerin 23 trilyon 408 milyar lira olarak planlandığını kaydetti.

2027 yılı bütçe açığının 3 trilyon 868 milyar lira olmasının ve bu tutarın Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'ya oranının yüzde 3,5 seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiğini ifade eden Yılmaz, mali disiplinin hükümetlerin temel önceliklerinden biri olduğunu söyledi.

Yılmaz, "Bütçeyi faiz bütçesi olmaktan çıkararak hizmet bütçesi haline getirdik. 2002 yılında milli gelire oranla yüzde 14,3 olan faiz giderlerini oldukça düşük seviyelere indirdik. Nitekim, 2027 yılı bütçesinde, faiz giderlerinin milli gelire oranının yüzde 3,6 seviyesinde olmasını öngörmekteyiz." dedi.

Kaynak: AA