Tutuklu bulunan Eski İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Sözcü yazarı Saygı Öztürk'e bir mektup gönderdi. İmamoğlu, gönderdiği mektupta, fon vurgununa ilişkin dikkat çeken açıklamalar yaptı.

Saygı Öztürk'ün bugünkü köşesinde paylaştığı mektubunda İmamoğlu, fon vurgunuyla İBB operasyonları arasında somut bir ilişki olduğunu öne sürdü ve "Ödenen bu ağır bedelin oluşumu bağlamında İBB'ye yönelik operasyonlarla somut ilişkisi vardır" dedi.

İBB operasyonu ve sonrasında CHP'ye yönelik mutlak butlan kararının açıklandığı tarihlerde borsadaki işlemler hakkında da konuşan İmamoğlu, söz konusu dönemlerde piyasadaki alt üst oluşa rağmen TERA hisselerinde ciddi miktarlarda alım yapıldığını söyledi ve ayrıca yükseliş olduğunu vurguladı.

İmamoğlu ayrıca mektubunda "Fon vurgunu süreci özel bir tasarımdır" ifadesini kullandı.

İşte Öztürk'ün İmamoğlu'nun mektubundan paylaştığı bölümler...

"FON VURGUNU SÜRECİ ÖZEL BİR TASARIMDIR"

“Fon vurgunu süreci özel bir tasarımdır. Siyaset, idare, bürokrasi ve yargı ayakları vardır.

Ödenen bu ağır bedelin oluşumu bağlamında ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik operasyonlarla somut ilişkisi vardır. Somut ilişkiyi ve iç içe geçmiş tanımlamaları sizinle paylaşacağım. Bir tarafta İBB, bir tarafta İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) aynı tarihlerde başlayan ikili yöntem ve uygulamaları anlatacağım. Bir yanda yılları aşan tutuklamalar, öbür yanda hiçbir işlem yapılmadan, gözaltı bile görmeden bir süreç yönetimi yaşandı.

16 milyon İstanbullunun belediye başkanı, evinden sahur sofrasından yüzlerce polisle gözaltına alındı. Ancak aynı tarihlerde bile görmezden gelinen, adeta üstü örtülen bu vurgunun detaylarını halkımızla paylaşıyorum.

BAŞSAVCILIĞIN TAKİBİNDEYDİ...

Asrın Soygunu Fon Vurgunu, başlangıç günlerinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın (İCBS) takibindeydi. Dönemin Başsavcısı, 26 Şubat 2025’te soruşturma kapsamında İMKB ile ilgili Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) müzekkere yollamış. Kendileri de bunu açıkladı.

Aynı başsavcı şimdi Adalet Bakanı. Başsavcılık döneminde 1 yıl, bakanlık döneminde 6 ay boyunca soruşturma yapmadı, tek bir ek talepte bulunmadı, operasyon başlatmadı.

Aynı dönemde İCBS bu tarihten iki gün önce 24 Şubat 2025’te İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’ne diplomamın iptali için tarihte görülmemiş bir içerikle yazı yazdı. Sadece 15 gün sonra 11 Mart 2025’te tenkit yazısıyla ‘Acele iptal et!’ notuyla ikinci bir yazı yollandı. Takip bununla da bitmedi.

BİR GÜN SONRA OPERASYON YAPILDI

18 Mart 2025’te İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’nden diploma iptalini görür görmez sadece bir gün sonra... 19 Mart 2025’te İBB operasyonunu gerçekleştirdi. Akabinde İCBS tarafından, 19 Mart darbesinden sonra 23 Nisan’da ikinci dalga, 30 Nisan’da üçüncü dalga, 23 Mayıs’ta dördüncü dalga, 31 Mayıs’ta beşinci dalga, 18 Temmuz’da altıncı dalga, 15 Ağustos’ta yedinci dalga, 27 Ekim’de sekizinci dalga, 31 Ekim’de dokuzuncu dalga operasyonları yapıldı.

İBB tarafında bunlar olurken İMKB tarafında ise uyarı yapan eski Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) yetkilileri, uzmanların yazdıkları yazılar ve paylaşımları için İCBS tarafından gözaltına alındı. Aynı dönemde Kasım 2025’te Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek uyarıcı sözler söylemişse de kimse kılını dahi kıpırdatmadı. Aksine çok dikkat çekici rantçı, yağmacı anlayış devreye girdi. 19 Mart darbesi ile birlikte tüm müdahalelere rağmen piyasalar alt üst oldu.

PİYASA ÇÖKERKEN KİMLER TOPLUYORDU?

İMKB iki günde yüzde 16.3 değer kaybetti. Bir haftada milletin 31.5 milyar dolar parası buharlaştı. Tam piyasa çökerken şimdi meşhur olan TERA’nın ağırlık verdiği hisselerden oluşan sepet tersine yükseldi ve zirve yaptı. Ne tesadüf değil mi? Gemi batarken yelken açabilen ne zeki insanlar var, değil mi?

Bir yıl sonra mutlak butlan kararı geldi. 21 Mayıs darbesi ile Borsa yine çöktü. Bu çöküş anında yine meşhur TERA, 1 milyar 870 milyon dolar alım yaptı. Piyasa çökerken kimler topluyordu? Kimin parasıyla? SPK biliyor, MKK biliyor bütün detaylarını.

Sonuçta Eylül ayında takke düştü, kel göründü. İki milyona yakın insan göz göre göre büyük bir çete ile siyasi ilişkilerle soyuldu. Yaklaşık 17 milyar dolarlık soygun... Kim bunlar? Vurguncular, eski bakanlar, Cumhurbaşkanı danışmanı, siyasiler, AK Partili kadrolar, bağlı bürokratlar, bakanlar, bakan yardımcıları, eş, dost ve akrabalar...

İMAMOĞLU’NDA FON VAR MI?

Bir hatırlatma yapayım: Bakın, fon meraklıları iddianameye ilk sayfada ne yazmış: ‘Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde örgüt liderinin aday gösterilmesi için fon oluşturulmasına matuf...’ Sayfa 730: ‘Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla kurulan yolsuzluk fonu sistem adlı yapıya aktarılmıştır.’ Sayfa 3290: ‘Sistem adı olarak adlandırılan Cumhurbaşkanlığı için kurulan fona...’

Peki Ekrem İmamoğlu’nda fon var mıymış? Evinde, tek bir bürokratında ya da yol arkadaşlarında, belediye başkanlarında para, fon vs. var mı?

Yazlıklarında, babasının evinin bağında, bahçesinde, kuyusunda altın var mıymış? YOK! YOK! YOK!

Ancak görüldü ki yolsuzluk fonlarını kurup milletin parasını İBB’ye operasyon yaparken aynı dönemde AK Parti zihniyeti ve temsilcileri çaldılar.

Milyarlarca dolarlık fon vurgunu onlarda… Yüzlerce, binlerce tapu, usulsüz vurgun Yahşihan’da… Para kuleleri, milyonlarca dolar Esenyurt’ta… Külçe külçe altınlar DHMİ daire başkanında…

Bunlar, buzdağının görünen kısmı. Denetleme yok, teftiş yok, hiçbir müdahale ve soruşturma yok!

ELBETTE HESAP VERECEKLER

Çünkü işin esası, Saray düzeni, AK Partili kadrolar, eski bakanlar, eş, dost, akraba vs. saymakla bitmez! İlave olarak da bunların yargıdaki destekçileri!

Emekli olmak, kaçmak, istifa etmek, görünmez olmak bu vurguncuları sizi kurtarmaz, kurtarmayacak. Milleti canından bezdirdiler!

Elbette hesap verecekler! Bu iddianameyi yazdıranlar, yazanlar... Bu iddianame yazılırken bize ‘Fon oluşturuluyor’ denildiği sırada, ‘Asrın Soygunu Fon Vurgunu’ ile ceplerini dolduranlar... Aynaya baktıklarında örgütü, suç örgütünü, vurguncuyu, yağmacıyı, rantçıyı, para kulelerini, gizli kasaları görecekler!

Biz ise ülkenin her yerine sirayet etmiş olan bu “VURGUN DÜZENİNİ” çözmek ve adalete kavuşturmak zorundayız. Milletimizin hakkını, hukukunu, vicdanını, sofrasını, cebini korumak ve kollamak zorundayız. Türkiye tarihinin milletçe en büyük sınavını ve tarihî bir mücadelesini veriyoruz.

Mutlaka kazanacağız. İhtiyacımız olan, azim, kararlılık, cesaret ve birlikte olmaktır!

Sevgi ve saygılarımla. Ekrem İMAMOĞLU”

Muhabir: Safa Kaan Öztürk