Reşit olmayan kız çocuklarına cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlamalarıyla bulunduğu cezaevinde ölü bulunan Jeffrey Epstein’in mağdurlarından biri olan Rina Oh, istismarın perde arkasına dair dikkat çeken ifadeler kullandı. Milliyet’ten Pırıl Cennet’e konuşan Oh, Epstein’in kendisini burs vaadiyle kandırdığını, ancak süreç içinde planlarının çok farklı bir yöne evrildiğini söyledi.

“BURSU KOŞULSUZ DEDİ, ŞARTLAR EKLEDİ”
Oh, Epstein ile eski model ve oyuncu bir arkadaşı aracılığıyla tanıştığını anlattı. Sanat koleksiyonerliği yaptığını duyduktan sonra görüşmeye başladıklarını belirten Oh, şu ifadeleri kullandı: “O dönemde kendisini birçok genç öğrenciyi üniversiteye gönderen, onların öğrenim ücretlerinin tamamını ödeyen bir hayırsever olarak tanıttı ve bana da bunu teklif etti. Jeffrey hem erkek hem de kız birçok öğrenciden bahsetti; çoğuyla çoğu zaman yüz yüze hiç görüşmediğini söyledi. Benim durumumda ise şunu ifade etti: Onu bir daha asla görmek zorunda değildim ve burs ‘hiçbir koşula bağlı değildi’. Ancak durum böyle çıkmadı ve o bursun arkasına birçok koşul ekledi. Taleplerine uymayı reddettiğimde bursu derhal geri çekti ve okula gitmememden beni sorumlu tuttu. Benden beklediği şeyler, benim içinde olmak istediğim şeyler değildi. Az çok beklentilerini tahmin edebiliyorsunuzdur.”

“KENDİSİNDEN ‘SULTAN’ DİYE BAHSEDİYORDU”
Epstein’in kendisine iki kitap hediye ettiğini belirten Oh, görüşmelerin kısa sürede farklı bir boyuta taşındığını anlattı: “Onunla tanışıp evinde buluşmamdan kısa bir süre sonra, bana incelemem için iki kitap verdi. Kitaplar yabancı bir dilde yazılmıştı. Bana planlarından bahsetti. Bir haremin parçası olacağımı ve onun ‘gözdesi’ olacağımı söyledi. Kendisinin benim ‘akıl hocam’ olacağını ifade etti ancak yaklaşık iki yıl süren konuşmalarımız boyunca kendisinden sürekli üçüncü tekil şahıs olarak, ‘Sultan’ diye söz ediyordu.”
Rina Oh, Epstein’in sık sık “Sultan, harem ve saray” kavramlarını kullandığını belirterek şu sözleri ekledi: “Sultan, harem ve saray gibi kavramlardan bahsediyordu. Dünyayı bu çerçevede görmem için beni tamamen bu düşünce sistemine inandırmaya çalıştı. Bu fikir hoşuma gitmiyordu; ben ise sadece onun ayrıntılı ve uzun planlarını dinliyordum. Bunu, aramızda geçen entelektüel ve kültürel bir sohbet konusu sanıyordum. Bu kadar ciddi olduğunu düşünmemiştim. Daha sonra ne kadar ciddi olduğunu bana gösterdi.”

TOPKAPI SARAYI’NA TAKINTILIYDI
Oh, Epstein’in Osmanlı İmparatorluğu’na ve özellikle Topkapı Sarayı’na özel bir ilgisi olduğunu söyledi: “Osmanlı İmparatorluğu’na takıntılıydı ve sürekli bundan bahsediyordu. Benden Osmanlı İmparatorluğu haremiyle ilgili tüm tabloları, mimari yapıları, sarayları ve haremdeki kadınlar tarafından yazılmış anlatıları incelememi istedi. Son dönemde harem hakkında başka kitaplar da okudum; ancak hiçbiri bana okumam için verdiği o iki kitaptaki bazı ayrıntılara değinmiyor. Topkapı Sarayı’na takıntılıydı ve mimarisini, kültürünü ve tarihini ayrıntılı biçimde incelememi istiyordu.”
“BENDEN ÇOCUK SAHİBİ OLMAK İSTEDİ”
Epstein’in çok eşli bir düzen kurma fikrini açıkça dile getirdiğini belirten Oh, şu ifadeleri kullandı: “Bana hayatımın geri kalanında bir ev, çalışanlar, para ve ihtiyacım olan her şeyle ilgilenileceğini söyledi. Harem içinde sistemin böyle işlediğini anlatıyordu. Beni, Sultan’ın birçok eşinden biri olmam ve çocuk doğurmam için adım adım yönlendirdi. Jeffrey kendisini çok eşli bir erkek olarak tanıtıyor ve birden fazla kadınla evlenmek istediğini söylüyordu. Aynı zamanda güçlü bağlantıları olan, muazzam servete ve güce sahip biri olarak bir profil çiziyordu. Hiçbir zaman onun eşi olmak istemedim. Ne açıkça kabul ettim ne de reddettim; sanırım sonunda bir bebek sahibi olacağımı varsayıyordu. Lisedeyken melek figürleri, çocuklu anneler heykelleri yapardım; Jeffrey bu sanat çalışmalarımı gördüğünde, sanırım beni bir bebek sahibi olmaya ikna etme fikrine hemen yöneldi.”





