Bilim insanları, galaksileri bir arada tuttuğu düşünülen karanlık maddenin şimdiye kadarki en yüksek çözünürlüklü haritasını oluşturdu. Nature Astronomy’de yayımlanan çalışmada, karanlık madde doğrudan görülemese de ışığı bükme etkisiyle dolaylı olarak izlendi. NASA’daki araştırmacı Diana Scognamiglio, “Karanlık maddeyi doğrudan göremiyoruz; ışığı nasıl büktüğünü izleyerek haritalıyoruz” dedi. Bu yöntem, evrenin görünmez iskeletini detaylı biçimde ortaya koyuyor.
KARANLIK MADDE HARITASINDA YÜZ BİNLERCE GALAKSİNİN DEĞİŞİMLERİ ÖLÇÜLDÜ
Ekip, James Webb Uzay Teleskobu (JWST) tarafından görüntülenen yüz binlerce galaksinin şekillerindeki çok küçük değişimleri ölçtü. Bu değişimler “zayıf kütleçekim merceklenmesi” olarak bilinen etkiyle ilişkili: Aradaki kütle (karanlık madde dâhil) ışığı az da olsa çarpıtıyor; bu çarpılma da haritalama için ipucu sağlıyor.
Veriler, COSMOS-Web gözlem programının yüksek çözünürlüklü JWST görüntülerine dayanıyor.

Araştırmacılar bu sayede, önceki Hubble Uzay Teleskobu temelli haritalara kıyasla daha fazla sayıda arka plan galaksisiyle çalışabildiklerini ve galaksi şekillerini daha hassas ölçebildiklerini belirtiyor.
KOZMİK AĞ GÖRÜNTÜLENDİ
Haritadaki parlak bölgeler, kütlenin (dolayısıyla karanlık maddenin de) yoğunlaştığı alanları işaret ediyor. Bu noktalar çoğunlukla büyük galaksi kümeleriyle ilişkilendiriliyor.
Parlak bölgeleri birbirine bağlayan ince, ipliksi yapılar ise galaksilerin oluşturduğu geniş “kozmik ağ”ın filamanlarını temsil ediyor. Daha koyu ve daha düzgün görünen alanlar, görece daha az maddenin bulunduğu bölgeler olarak yorumlanıyor.
KOZMİK GEÇMİŞE AÇILAN PENCERE
Araştırmacılara göre yeni haritanın çözünürlüğü, evrenin yapısını daha önceki çalışmalara kıyasla daha ayrıntılı görmeyi sağlıyor. Bu sayede, galaksilerin en yoğun biçimde oluştuğu ve yıldız oluşumunun zirve yaptığı dönemlere (kabaca 8 ila 11 milyar yıl önce) uzanan kozmik yapı hakkında daha güçlü testler yapılabilecek.
Ekip, haritanın mevcut kozmoloji modelleriyle uyumlu olduğunu; karanlık maddenin ağ benzeri bir yapı oluşturduğu ve galaksilerin bu ağın içinde büyüdüğü fikrini desteklediğini aktarıyor.
Daha keskin bir haritayla bu öngörülerin daha hassas sınanabileceği ve küçük sapmaların yeni fizik ihtimallerine işaret edebileceği belirtiliyor.
SIRADAKİ ADIM: 3 BOYUTLU KÜTLE HARİTALARI
Araştırmacılar, bu verilerin ileride evrenin kütle dağılımını üç boyutlu olarak çıkarmaya yönelik çalışmaların önünü açabileceğini ifade ediyor.
Ekip, daha geniş gökyüzü alanlarını yüksek ayrıntıyla taraması beklenen yeni nesil görevlerin (NASA’nın Nancy Grace Roman teleskobu ve Avrupa Uzay Ajansı (ESA)’nın Euclid görevinin) bu tür çalışmalar için kritik veri sağlayacağını vurguluyor.
JWST’nin çok yüksek çözünürlükte nelerin mümkün olduğunu gösterdiği, yeni görevlerin ise bu yaklaşımı daha geniş kozmik ölçeklere taşıyabileceği değerlendiriliyor.






