Söz konusu sahneyi eleştiren Altaylı, “ATV dizisinin yaptığı çirkin bir oyundur. İyi niyetle alakası yoktur” ifadelerini kullandı.

"Sorun oyuncularda değil, senaryoyu yazan da, onaylayan da! Bunu başka bir kanal yapsa, muhtemelen haklarında 'halkı kin ve düşmanlığa tahrikten' dava açılırdı" diyen Altaylı, şunları kaydetti:

"Türkiye’de yaşayan, Türkiye’yi bilen ve kötü niyet taşımayan birinin böyle bir senaryo, böyle bir hikaye yazması mümkün değil. Ben seküler hayat tarzını benimsemiş, kültürel olarak muhafazakar ama inançlı fakat dinî muhafazakar olmayan bir ailede büyüdüm. Anneannem 5 vakit namaz kılar, sokağa çıkarken başını bağlardı, dedem ise her akşam iki kadeh rakı içerdi. Büyükbabamın ibadetlerle pek arası yoktu ama babaannem ciddi bir Müslümandı. Dış görünüş itibarıyla Batılı bir aile gibi görünürdük ama aslında tipik bir Türk ailesiydik. Yani ATV dizisinin 'laikçi aile' diye toplumun önüne atmaya çalıştığı aile türü.

Size yemin ediyorum, ben bizim eve domuz eti girdiğini görmedim. Sadece bizim eve değil, tanıdığımız hiçbir ailenin evinde domuz eti olmazdı, pişmezdi. Pişmemişi de, şarküterisi de yenmezdi. Zaten o yıllarda Türkiye’de domuz eti bulmakta pek kolay değildi. Şimdiki gibi ithalatı da serbest olmadığı için lüks şarküterilerde domuz jambonları, mortadellalar, Parma jambonları sıra sıra dizili olmazdı. Koca İstanbul’da iki, bilemedin üç yerde domuz eti satılırdı, onun da müşterileri ya İstanbul’da yaşayan ekalliyet ya da görevli yabancılardı.

Bugün bile İstanbul’da ya da Türkiye’nin başka bir büyük şehrinde Müslüman aileler domuz yemez hatta İslami ya da Yahudi yaşam tarzıyla alakası olmayan Türkler bile kültürel olarak domuz etinden uzak dururlar. 'Tadını sevmiyorum, bana fazla yağlı geliyor' gibi din olmayan gerekçelerle de olsa domuz eti yemeyi reddederler. Bu yüzden de ATV dizisinin yaptığı çirkin bir oyundur. İyi niyetle alakası yoktur."

Kaynak: HABER MERKEZİ