Seçil Erzan hakkında verilen kararın istinafta bozulmasının ardından gözler yeniden yapılacak yargılamaya çevrilirken Fatih Altaylı, tartışmayı bambaşka bir noktaya taşıdı. Cezaevinde Erzan ile karşılaştığını, daha sonra dosyayı incelediğini anlatan Altaylı, kamuoyunda yerleşen “futbolcuları dolandıran bankacı” anlatısına itiraz etti. Altaylı, Erzan’ın yaptıklarının suç teşkil edebileceğini ancak bunun dolandırıcılık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.

“DOLANDIRICI DEĞİL”

Altaylı’nın yazısındaki en çarpıcı bölüm, Seçil Erzan hakkındaki doğrudan değerlendirmesi oldu. Erzan için “sütten çıkmış ak kaşık” demediğinin altını çizen Altaylı, buna karşın “Ancak çok açık ki, ‘dolandırıcı’ değil” ifadelerini kullandı. Altaylı, Erzan’ın süreç boyunca mal varlığında bir artış olmadığını, aksine ödeme yapabilmek için kendi varlıklarını elden çıkardığını belirterek dolandırıcılık kastıyla hareket etmediğini öne sürdü.

FATİH TERİM'LE BAŞLAYAN SÜRECİ ANLATTI

Altaylı, olayların başlangıcını Fatih Terim ile Seçil Erzan arasındaki ilişki üzerinden değerlendirdi.

Yazısında, banka faizlerinin düşmesi üzerine Terim’in yıllardır çalıştığı Erzan’a parasından daha yüksek getiri elde edip edemeyeceğini sorduğunu anlatan Altaylı, Erzan’ın da parayı farklı yatırım araçlarında değerlendirmeye çalıştığını belirtti.

Altaylı’ya göre sorun, Erzan’ın Terim’in yaptığı ödemelerin elde edilen getiriyi aşmaya başlamasına rağmen bunu açıkça söylememesiyle büyüdü. Erzan’ın aradaki farkı başka kaynaklardan karşılamaya çalıştığını savunan Altaylı, daha sonra bazı futbolcuların da benzer getiri beklentisiyle para vermeye başladığını yazdı.

“HATASI ‘BU MÜMKÜN DEĞİL’ DEMEMEK OLDU”

Fatih Altaylı, Seçil Erzan’ın en büyük hatasının yüksek getiri beklentisine karşı çıkamamak olduğunu savundu. Erzan’ın futbolcuların beklentilerini karşılayamadığını, daha sonra ödeme yapabilmek için farklı kişilerden para bulmaya ve borçlanmaya başladığını ileri süren Altaylı, sürecin giderek içinden çıkılmaz hale geldiğini belirtti.

Gazeteci, bazı futbolcuların yatırdıkları paradan daha fazlasını geri aldıklarını da savunarak, dosyadaki mesajların futbolcuların işlemlerin banka dışında gerçekleştiğini bildiklerini gösterdiği görüşünü dile getirdi.

FUTBOLCULAR İÇİN ÇOK SERT İFADELER

Altaylı’nın yazısındaki en sert bölüm ise futbolculara yönelik değerlendirmesi oldu. Erzan’ın dolandırıcılık amacı taşımadığını öne süren Altaylı, tabloyu tersine çevirerek “Dolandırmamış, tam aksine uyanık ve paragöz bir futbolcu grubu tarafından dolandırılmış gibi görünüyor” ifadelerini kullandı. Altaylı ayrıca, dosyadan anladığı kadarıyla bu süreçte zarar eden tek futbolcunun Emre Belözoğlu olduğunu ileri sürdü.

MUSLERA DETAYINA DİKKAT ÇEKTİ

Dosyadaki bazı noktaları da sorgulayan Altaylı, Fernando Muslera örneğini verdi.

Seçil Erzan’ın Muslera ile hiç konuşmadığını ve bir araya gelmediğini belirten Altaylı, buna rağmen Erzan’ın Muslera’nın “iradesini fesada uğratmakla” suçlanmasını eleştirdi. Aracılık yaptığı ve komisyon elde etmek istediği belirtilen tercümana ise suçlama yöneltilmemesini de çelişkili buldu.

“OLSA OLSA GÜVENİ KÖTÜYE KULLANMAK”

Fatih Altaylı, hukuki değerlendirmesini de net bir ifadeyle ortaya koydu. Erzan’ın eylemlerinin cezasız kalması gerektiğini söylemeyen Altaylı, suçun niteliğinin yanlış belirlendiğini savundu.

Altaylı, “Kendisine yönelik suçlama en kabadayısından ‘güveni kötüye kullanmak’ olabilir, fazlası değil” görüşünü dile getirdi. Seçil Erzan hakkındaki önceki kararın Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozulduğunu hatırlatan Altaylı, yeniden yapılacak yargılamada mahkemenin toplumsal baskı altında kalmadan karar vermesi gerektiğini söyledi.

Yazısını ise dikkat çekici bir ifadeyle tamamladı: “Göründüğü kadarı ile o suç da dolandırıcılık değil, olsa olsa güveni kötüye kullanmak olabilir. Aslında kullanılan kendisi olsa da!”

META BAŞLIK

Muhabir: ERHAN ALVEROĞLU