İran, ABD ve İsrail hattında tırmanan gerilim üzerinden yapılan değerlendirmelerde bu kez polemik başlığı açıldı. Fatih Altaylı, Ahmet Davutoğlu’nun aktif müdahale çağrısını ele alarak dikkat çeken ifadeler kullandı.
STRATEJİK DERİNLİK ELEŞTİRİSİ
Altaylı, Davutoğlu’nun geçmişte savunduğu dış politika yaklaşımına gönderme yaparak bu çizgiyi “stratejik hezeyan” olarak tanımladı. Türkiye’nin mevcut kriz ortamında mesafeli ve dengeli bir tutum sergilemesinin ülkeyi doğrudan çatışmanın parçası olmaktan koruduğunu ifade etti.
SAKİN GÜÇ...
Yazıda, Türkiye’nin nükleer kriz dönemlerinden bu yana geliştirdiği gerçekçi dış politika refleksinin korunması gerektiği savunuldu. Altaylı, hamasi çıkışların ülkeyi riskli bir pozisyona sürükleyebileceğini belirterek, “sakin güç” anlayışının önemine dikkat çekti.
Altaylı'nın köşe yazısından ilgili bölüm şöyle: "
İran ile ABD ve İsrail arasındaki “savaşımsı” çatışma sürerken, Ahmet Davutoğlu kendisinden beklenen açıklamayı yaptı.
“Türkiye’nin sessiz kalmaması lazım. Ben şu anda geç kalındığını düşünüyorum” dedi.
Ben de Ahmet Davutoğlu’nun şu anda Dışişleri Bakanlığı koltuğunda oturmuyor olmasına, hatta Başbakanlık koltuğundan kaldırılmış olmasına şükrettim.
Çünkü şu anda Türkiye’nin İran politikasının son derece doğru olduğunu ve bu şekilde devam etmesinin hem Türkiye’nin hem de bölgenin yararına olduğunu düşünüyorum. Şu anda Türkiye bu konuda konuşması gerektiği kadar konuşuyor, susması gerektiği kadar da susuyor.
Son derece doğru bir pozisyon almış durumda."





