İstanbul Fatih’te bir otelde gerçekleşen ilaçlama sonrası aynı aileden 3 kişinin hayatını kaybetmesine ilişkin "Böcek Ailesi" davasında kritik bir duruşma geride kaldı. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada sanıkların savunmaları ihmaller zincirini gözler önüne sererken, mahkemeden bir sanık için tahliye kararı çıktı.
OTEL SAHİBİNDEN "HASTAYDIM" SAVUNMASI
Duruşmada ilk olarak söz alan otel sahibi tutuklu sanık Hakan Oğlak, olay sırasında sağlık sorunları nedeniyle tedavi gördüğünü belirtti. İlaçlama talimatını kendisinin verdiğini kabul eden Oğlak, "İlaç şirketine baksınlar dedim. Onlar 'bir gün odaya girilmesin' dedi, ben 'garanti olsun diye iki gün girmesinler' dedim. Otel doluydu, diğer odalara bir şey olmadı. Bu olayda bir kusurum yok," diyerek tahliyesini talep etti.
"İLAÇLAMA HAKKINDA HİÇBİR BİLGİM YOK"
İlaçlama firmasının sahibi tutuklu sanık Zeki Kışı’nın savunması ise mahkeme salonunda şaşkınlık yarattı. İlaçlama işiyle ilgili hiçbir teknik bilgisinin olmadığını itiraf eden Kışı, "Ben sadece firma sahibiyim. İlaçların neye iyi geldiğini ustalar bilir, biz çalışanlara eğitim de vermedik," dedi. Mahkeme Başkanı'nın, "Eğitimsiz eleman çalıştırıp ilaçtan anlamıyorsun, bu facianın yaşanabileceğini öngöremedin mi?" sorusuna ise sanık Kışı yanıtsız kaldı.
RESEPSİYON GÖREVLİSİNE TAHLİYE KARARI
Duruşmada savunma yapan bir diğer isim olan resepsiyon görevlisi Muhammad Moeen Ud In Chıshtı, olay gecesi otelde ağır bir koku olduğunu ancak bunun kusma kokusu olduğunu düşündüğünü söyledi. Yemek için kısa süreliğine dışarı çıktığını ve geri döndüğünde ambulansları gördüğünü belirten sanık hakkındaki delilleri değerlendiren mahkeme heyeti, Chıshtı'nın tahliyesine karar verdi.
4 SANIĞIN TUTUKLULUK HALİ DEVAM EDİYOR
Mahkeme heyeti, davanın ara kararında resepsiyon görevlisini serbest bırakırken; otel sahibi Hakan Oğlak, ilaçlama firması sahibi Zeki Kışı, Serkan Kışı ve Doğan Cağferoğlu'nun mevcut delil durumu ve suçun niteliği göz önüne alınarak tutukluluk hallerinin devamına hükmetti.
DURUŞMA HAZİRAN AYINA ERTELENDİ
Tanıkların dinlenmesinin ardından mahkeme, dosyanın esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için duruşma savcısına gönderilmesine karar verdi. Eksik hususların giderilmesi ve mütalaanın sunulması amacıyla bir sonraki duruşma 26 Haziran tarihine ertelendi.
İDDİANAME
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Kadir Muhammet Böcek (6), Masal Böcek (3), anne Çiğdem Böcek ile baba Servet Böcek "maktul", 2 kişi "müşteki" ve 6 kişi ise "sanık" olarak yer alıyor.
İddianamede, Fatih'te 13 Kasım 2025'te yaşanan zehirlenme olayında Çiğdem Böcek, Kadir Muhammet Böcek ve Masal Böcek'in zehirlenme sonucu hayatını kaybettiği ve aynı olaydan dolayı tedavi gören baba Servet Böcek'in de 17 Kasım 2025'te yaşamını yitirdiği anlatılıyor.
Hayatını kaybeden maktullerin sağlık durumu nedeniyle beyanlarının alınamadığı, olayın ilk aşamada gıda zehirlenmesi sebebiyle olduğunun değerlendirildiği belirtilen iddianamede, mağdurların olay öncesi yemek yediği yerlerle ilgili olarak soruşturmanın genişletildiği, bu kapsamda mağdurların kokoreç, midye, lokum, unlu mamul yedikleri ve meşrubat içtikleri işletme sahiplerinin tespit edildiği belirtiliyor.
İddianamede, tespit edilen iş yerlerindeki ürünlerden alınan örneklerin İlçe Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğüne teslim edildiği, dosyaya gelen Adli Tıp İhtisas Kurulu Raporu'na göre maktullerin ölüm sebebinin kaldıkları oteldeki böcekleri öldürmek için uygulanan ilaca bağlı zehirlenmeden kaynaklandığı kaydediliyor.
Olayın yaşandığı oteli ilaçlayan sanık Doğan Cağferoğlu'nun, herhangi bir sertifika kaydına rastlanmadığı ve izinsiz olarak biyosidal ürün uygulaması yaptığı raporda anlatılıyor.
1. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan otopsi raporuna göre, kişilerin ölümünün kaldıkları otelde böcekleri öldürmek amacıyla uygulanan ilaca bağlı zehirlenme sonucu meydana geldiği iddianamede yer alıyor.
İddianamede yer verilen bilirkişi raporunda, yaşanan olayda ölümlerin gıda zehirlenmesi sonucunda gerçekleşmediği, bu nedenle dosyada adı geçen gıda işletmelerinin olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığı belirtiliyor.
Bilirkişi raporunda yanlış kimyasal (alüminyum fosfit) kullanılması, yetkisiz personel çalıştırılması ve gerekli güvenlik önlemleri alınmadan işlem yapılması nedeniyle sertifikasız ve izinsiz faaliyet gösteren ilaçlama firması yetkilileri sanıklar Zeki Kışı ve Serkan Kışı'nın asli kusurlu oldukları iddianamede kaydediliyor.
İddianamede, ilaçlama firması çalışanı sanık Doğan Cağferoğlu'nun ilaçlama konusunda herhangi bir sertifikası, bilgisi ve deneyimi olmamasına rağmen işlemi gerçekleştirdiği için asli kusurlu olduğu aktarılıyor.
Otelin sahibi sanık Hakan Oğlak'ın yetkisiz ve ehliyetsiz kişilerle çalışarak, uygun olmayan biyosidal ürünlerle, iş sağlığı ve güvenliği önlemleri alınmaksızın ilaçlama faaliyetinin yürütülmesine onay verdiği, kimyasal risk içeren ilaçlama işlemi sırasında oteli tahliye etmeyip acil durum personeli bulundurmayarak konaklayanların can güvenliğini sağlama konusundaki özen yükümlülüğünü ağır biçimde ihlal ettiğinden asli kusurlu olduğu iddianamede yer alan raporda belirtiliyor.
İddianamede, sanıklar Serkan Kışı, Zeki Kışı, Doğan Cağferoğlu, Hakan Oğlak ve Muhammad Moeen Ud In Chıshtı'nın, "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl altışar aya kadar hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor.
İddianamede, Rustemsha Batyrov hakkında ise "taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor.





