Bir vakıf yöneticisi tarafından istismar edildiğini iddia etmekte olan Fatma Nur Çelik ile kızı H.İ.Ş.'nin önceki gece İstanbul Zeytinburnu'nda cansız bedenleri bulundu. Anne Çelik'in 'istismar' iddiasıyla vakıf yöneticisinin ceza alması için adalet nöbeti tuttuğu bilinmekteydi. Peki Fatma Nur Çelik kimdir, neden öldü?
FATMA NUR ÇELİK KİMDİR, NEDEN ÖLDÜ?
İstanbul'da Fatma Nur Çelik, bir vakıf yöneticisi tarafından seneler önce çocuk yaşta istismara uğradığını, daha sonra bu kişiyle evlendiğini, kızı H.İ.Ş'nin de 3 yaşından itibaren istismara maruz kaldığı ileri sürmüştü. Açılan dava devam ederken Çelik, bir süredir İstanbul Kartal'daki Anadolu Adliyesi önünde adalet talebiyle nöbet tutmayı sürdürmekteydi ve ayrıca kamuoyuna destek çağrısında bulunmuştu.
Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, sosyal medya hesabından yaptığı duyuruda "İstismara karşı yürüttüğümüz mücadelede davasını üstlendiğimiz müvekkillerimiz anne Fatma Nur Çelik ve kızı H.İ.Ş'nin ölüm haberini bugün derin bir üzüntüyle almış bulunuyoruz" açıklamasında bulundu.
"HESABINI SORACAĞIZ"
Derneğin paylaşımında, "Müvekkillerimiz gericilerin kuşatmasına ve kendilerine yaşatılan bu ağır acıya daha fazla dayanamadılar. Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği olarak söz veriyoruz, kaybettiğimiz her bir canın hesabını sonuna kadar soracağız" denildi.
BAKANLIK'TAN DA AÇIKLAMA GELDİ
Aile Ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından da "Zeytinburnu sahilde anne ve kızının cesedi bulundu" haberlerinin ardından açıklama yapıldı. Öz babasının istismarına uğradığı iddia edilen çocuk hakkında İstanbul Anadolu 2. Çocuk Mahkemesinin kararıyla Sağlık ve Danışmanlık Tedbiri uygulandığı belirtilen açıklamada, çocuğun sağlık kontrollerinin düzenli yapılmadığının anlaşılması üzerine, tedavi sürecinin aksamaması için gerekli çalışmalar yürütüldüğü fakat bu süreçte annenin reddedici tutumları sebebiyle yönlendirmelere pozitif yanıt alınamadığı ifade edildi.
Çocuğun 13 Şubat tarihinde özel bir vakıf hastanesine yatırıldığı bilgisinin alındığı ve tedavi sürecinin takip edildiği söylendi ve açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Sağlık kurulu raporunda çocuğun yatılı psikiyatrik tedavisinin gerekli olabileceği belirtilmiştir. Buna rağmen annenin önerilen tedavi ve sevkleri kabul etmediği uzmanlarca bildirilmiştir. Çocuğun sağlık durumunun risk altında olması nedeniyle 2 Mart tarihinde acil koruma kararı çıkartılmış ve konu adli makamlara intikal ettirilmiştir. Aynı gün adrese gidilmiş ancak kimseye ulaşılamamıştır. Akşam saatlerinde gelen ihbar üzerine anne ve çocuğun hayatını kaybettiği bilgisi alınmıştır. Yaşanan elim olay hepimizi derinden üzmüştür. Konu adli makamlarca soruşturulmaktadır. Öte yandan süreç boyunca, bazı medya organları ve sivil toplum kuruluşlarının süreci çarpıtarak, Bakanlığımızın anne ve çocuğu korumaya yönelik girişimlerini 'anne ile çocuğu ayırma çabası' şeklinde yansıtması sorumsuz ve gerçek dışıdır. Çocuğun üstün yararı doğrultusunda atılan adımların kamuoyu nezdinde farklı bir algı oluşturacak şekilde sunulması kabul edilemez. Bu üzücü olay vesilesiyle bir kez daha tüm medya mensuplarını ve STK'ları bu tür konularda yetkililerin yönlendirmesi doğrultusunda hassas ve titiz davranmaya davet ediyoruz."





