Galatasaray'ın Nijeryalı yıldızı Victor Osimhen The Players' Tribune’de yayımlanan yazıda çocukluk yıllarından başlayan zorlu yaşamını anlattı. Çok zor bir çocukluk geçiren Osimhen bu hayattan kurtulmak için spora sımsıkı sarıldığını belirtti.

TÜRKİYE'YE GİTME, DELİRDİN Mİ?

Galatasaray'da oynamayı sevdiğini anlatan Osimhen muhabire, Napoli’den ayrıldığımda kaç kişinin bana, ‘Türkiye’ye gitme. Delirdin mi?’ dediğini biliyor musun?" diye soruyor.

'HERHANGİ BİR KULÜBE GİDEMEZDİM'

Yıldız futbolcu daha sonra kendi sorusunu şöyle yanıtlıyor: "Eski bir menajerim bile bana, ‘Hayır, hayır, hayır. Oraya gitme. Akıllıca bir hamle değil.’ dedi. Ama ben kafamla değil, Kalbimle düşünürüm. Galatasaray’da oynamak istiyordum. Napoli’de yaşadığım o duygudan sonra, herhangi bir kulübe nasıl gidebilirim? İmkansız. Sıkıcı…"



"Türkiye'ye uçmadan önce her şeyi Tanrı'nın ellerine bıraktım." diyen Osimhen, Uçak indiğinde, gece yarısı özel bir havaalanında beni bekleyen 3.000 Gala hayranı vardı. Uçuşumu takip ediyorlardı! İnsanlar beni kollarını açarak karşıladılar. Bu duygu paradan daha değerli." sözleriyle kalbini dinlemesinin mükafatını aldığını belirtiyor.

"Bana inanmıyorsanız, Van Dijk'e sorun." diyen Osimhen, şunları söyledi: "Liverpool'la oynadığımız Şampiyonlar Ligi maçından sonra onunla konuşuyordum ve "Adamım, bu nasıl bir atmosfer!?" dedi. Abi, dürüst olmak gerekirse, buraya hiç gelmeseydim ve biri bana bunu anlatsaydı, inanmazdım," diye yanıt verdim."

KİMYASAL ATIK BÖLGESİNDE YAŞAM

Öte yandan Osimhen zorlu çocukluk yıllarına dair de şunları anlattı.:

"Ben, 6 kardeşim ve babam; Lagos’ta bir gecekondu mahallesinde, tek odalı bir evde yaşıyorduk. Mahallemin adı Olusosun, belki duymuş olabilirsin. Afrika’nın en büyüğü olan, meşhur bir atık alanının hemen yanında. Oraya günde 10.000 ton çöp döküldüğünü söylüyorlar. Kimyasal atıklar. Kırık televizyonlar. Aklına gelebilecek her şey."

"Mahallemizdeki çoğu insan atık alanında bulduğu çöpleri satarak geçiniyordu ama küçüklüğümde babam şoförlük yapardı. Annem öldükten sonra bu işi kaybetti ve bir karakolun mutfağında bulaşıkçı olarak çalışmaya başladı. Ama bu iş kiramızı ödemek için yeterli değildi."

'TANRI'YA BU NASIL HAYAT? DEDİM

"Yaklaşık 12 yaşındayken bir geceyi hatırlıyorum; Ev sahibi artık sabrını yitirmişti ve dairemizin elektriğini kesti. Tek bir odada, yedi kişi, televizyon yok, ışık yok, kapkaranlık. Dışarı çıktığımı hatırlıyorum; bir bataklığın yanına oturdum, gerçekten bir bataklık, ve ağlamaya başladım."

-Tanrı’ya sordum, ‘Bu nasıl bir hayat?'


"Drenaj kuyusu işi bile yapıyordum. Ne olduğunu biliyor musunuz? Avrupa’da pek yok. Ama Afrika’da, kazdığın kuru bir kuyu gibi bir şey. Birinin merdivenle kuyunun çok derinlerine inmesi gerekir. Bir diğeri de yukarıda, karanlık deliğin içine bakarak durur ve ‘Aşağıda her şey yolunda mı kardeşim?’ diye bağırır. Ben yukardaki adam değildim. Diğer adamdım. Pis iş."

"Ağabeyim Andrew en zor işi yapıyordu. Sabah 3’te kalkıp sokakta spor gazetesi satıyordu. Bazen eve gazete getirirdi. Kapağında Didier Drogba ya da Zlatan Ibrahimovic olurdu. Onlara hayranlıkla bakardım.
Sanki başka bir dünyada yaşıyorlardı. Benim için futbol, çalışmadığım zamanlarda yaptığım bir şeydi. Sorun şu ki… ben hep çalışıyordum."

YÜZLERCE ÇOCUK ARASINDAN SEÇİLDİ

"15 yaşıma geldiğimde Nijerya U-17 seçmeleri için Lagos’ta denemelere gittim. Yüzlerce çocuk vardı. Top bile yoktu. Sadece koşturuyorlar, yavaş olanı eliyorlardı. Hayatım için koştum. Aylar sonra son 30’a kaldım. 27 isim açıklandı. 3 kişi elendi. Ben o 3 kişiden biriydim. Hayalim ölmüştü. Tekrar denemeler olacağını öğrendim. Abuja 9 saat uzaktaydı. Param yoktu. Bir mahalle menajeri araba buldu. Babam sadece şunu söyledi:

- 'Gitmen gerekiyor.'

'O İKİ PARMAK HAYATII KURTARDI'

"Sırt çantam ve iki kıyafetle yola çıktım. Stadyumun önünde yüzlerce çocuk vardı. İlk gün sahaya çıkamadım. İkinci gün bir antrenör bağırdı:

- Yeşil forma! 15 dakikan var.

15 dakikada 2 gol attım. Ama ismim yine okunmadı. Tam arabaya binecekken birileri bağırdı:

“Yeşil formalı!”

Takım doktoru iki parmağını kaldırarak beni işaret etmişti. O iki parmak hayatımı kurtardı."



Kaynak: HABER MERKEZİ