Etimesgut Belediyesi hakkında Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın ardından başlayan tartışmaya Gökhan Günaydın da katıldı. Hakkındaki ihbarlar üzerine kan, idrar ve saç örnekleri alınan tutuklu Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu'nun uyuşturucu testinin pozitif çıktığı belirtilmişti.
Onlar TV'de Şule Aydın'ın sorularını yanıtlayan Günaydın, konuyu bir siyasetçinin özel hayatıyla sınırlı görmediğini söyledi.
"SİZ KAMU GÖREVİNİ NASIL YAPIYORSUNUZ?"
Beşikçioğlu üzerinden kamu görevi yürüten kişilerin sorumluluğuna işaret eden Günaydın, sözlerini oldukça sert ifadelerle dile getirdi: "Adam uyuşturucu kullanıyor. Başkanın kullanıyor, başkan yardımcın kullanıyor. Ne oluyor arkadaş? Siz kamu görevini nasıl yapıyorsunuz acaba?"
Günaydın, meselenin "özel yaşam" denilerek geçiştirilemeyeceğini savunarak, "Bu onun özel yaşamıdır diyemem" dedi.
"SİYASETE GİRDİYSEN SİYASETİN KOŞULLARI VAR"
Günaydın, siyasete giren kişilerin hem özel hem de kamusal yaşamlarında belirli bir sorumluluk taşıması gerektiğini söyledi. "Eğer siyasete girdiysen siyasetin koşulları var. Hele bugünkü siyasetin koşulları var. Ona uygun davranacaksın" diyen Günaydın, kamu görevindeki kişilerden özel hayatlarında da kendilerine çeki düzen vermelerini beklemenin toplumun hakkı olduğunu ifade etti.
"30 OYU VEREN MEMLEKETİN GELECEĞİNİ SATIYOR"
Programda yeni anayasa ve erken seçim tartışmalarına da değinen Günaydın, AK Parti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın iktidarını uzatmaya yönelik bir plan bulunduğunu ileri sürdü. Meclis'te yeni anayasa veya erken seçim kararı için 360 oya ihtiyaç olduğunu söyleyen Günaydın, AK Parti, MHP ve HÜDA PAR'ın toplam oyunun 330 seviyesinde kaldığını belirterek kalan 30 oya dikkat çekti.
Günaydın bu noktada, "Ona 30 oyu veren herkes, adı sanı ne olursa olsun, küçük yararları uğruna memleketin geleceğini satıyor anlamına gelir" ifadelerini kullandı.
YENİ Parti'ye yönelik hamlelerin yanı sıra ana muhalefeti çalışamaz hale getirecek girişimlerin de Türkiye'nin geleceğine yönelik siyasi mücadeleden bağımsız olmadığını savundu.





