Nuray Babacan’ın yazısında aktardığı kulis bilgileri, Halep’te yaşananların yalnızca sahadaki gerilimle sınırlı görülmediğini ortaya koydu. AK Parti içinde bazı isimler, bu tabloyu “Halep kalkışması” diye tanımlıyor ve hedefin “süreci kesintiye uğratmak” olduğunu savunuyor.

AK Parti içinde yapılan değerlendirmelerde, Halep’teki olayların bir “deneme” olduğu ileri sürülüyor. Kulislerde konuşulan çerçeve net: hem Suriye’de hem Türkiye’de uzlaşma hattını baltalayacak bir provokasyon.

Bu nedenle olayın, siyasi hafızaya “Halep kalkışması” olarak yerleşeceğini düşünenler var.

“MAZLUM ABDİ’NİN HABERİ YOK”

Kulislerde en dikkat çeken başlıklardan biri de Mazlum Abdi detayı. AK Parti çevresinde dillendirilen iddiaya göre yaşanan hareketlilik, SDG yönetiminden bağımsız gelişti.

Parti içinde bazı isimler, bölgede Kandil kaynaklı bir sızıntıdan söz ediyor ve Abdi’nin bu adımı planlayan yapıdan habersiz bırakıldığını öne sürüyor.

“HENDEK GİBİ SABOTAJ”

Kulislerdeki bir diğer yorum daha sert bir benzetmeye dayanıyor. Bazı AK Partililer, süreci sabote etmeyi hedefleyen hamlelerin geçmişte Cizre ve Sur dönemindeki hendek olaylarına benzer bir zemin taşıdığını savunuyor.

Bu yaklaşıma göre, sahada “güçlü olunduğu” duygusunu yayarak süreci kesintiye uğratmak isteyen bir grup devreye sokuldu.

MÜZAKERELER İÇİN TEK ADRES ANKARA

Nuray Babacan’ın yazısında yer alan kulislerin en kritik mesajlarından biri de “müzakere zemini” tartışması. AK Parti içinde, sürecin artık başka başkentlerin ya da başka masaların gölgesinde değil, Ankara’nın ev sahipliğinde yürütülmesi gerektiğini düşünenlerin sayısının arttığı belirtiliyor.

Bu yaklaşımın gerekçesi ise güven duygusu üzerinden okunuyor: Halep’teki hamlenin, karşı tarafta “güven zedelenmesi” yarattığı konuşuluyor.

MHP’NİN SERT SÖYLEMİ STRATEJİ OLARAK OKUNUYOR

AK Parti içinde ayrıca MHP’nin son dönemdeki sert diline dair dikkat çeken bir okuma var. Parti içi yorumlarda bu ton, bir tutum değişikliğinden ziyade “müzakere sürecinde karşı tarafa sınır gösterme” stratejisi olarak değerlendiriliyor.

Yani bu sertlik “süreç bitti” anlamına değil, “şuraya kadar” mesajına bağlanıyor.

“HERKES ESVAP DEĞİŞTİRİYOR”

AK Parti kulislerinde, yaşanan sancının sadece siyasi değil, toplumsal dönüşümle de ilgili olduğu vurgulanıyor. Bu noktada sürecin “kolay olmadığı”, aktörlerin yıllardır taşıdığı siyasi elbiseyi değiştirmek zorunda kaldığı görüşü öne çıkıyor.

Kulislerdeki yaklaşım şu çerçevede kuruluyor: Her aktör kendi kitlesine hesap vermek zorunda. Kapalı görüşmeler sürerken sahada mücadele dili de korunuyor. Aynı anda hem müzakere hem gerilim yürütülüyor.

DEM PARTİ İÇİN “BÖLÜNMEMELİ” ANALİZİ

Babacan’ın yazısında aktarılan en ezber bozan noktalardan biri ise DEM Parti değerlendirmesi. AK Parti kulislerinde, DEM’in zaman zaman maksimalist taleplerle karşı tarafı zorladığı söyleniyor; ancak buna rağmen DEM’in zayıflatılmasının daha büyük riskler doğuracağı savunuluyor.

Kulislerde kurulan temel cümle net: DEM zor durumda kalırsa taban bölünür, boşluğu daha sert yapılar doldurur.

Bu nedenle DEM’in “bütün halinde kalması” gerektiği, hatta zaman zaman desteklenmesinin devlet açısından daha yönetilebilir bir denge ürettiği yorumu yapılıyor.

Muhabir: ERHAN ALVEROĞLU