BirGün muhabiri İsmail Arı, aile ziyareti için bulunduğu Tokat’ta gözaltına alındı. “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla adliyeye sevk edilen Arı’nın savcılıktaki ifadesine ilişkin ayrıntılar gün yüzüne çıktı.

‘Solcu Gazete’ isimli sosyal medya hesabından yapılan paylaşımın sorulması üzerinde Arı, ifadesinde şu yanıtı verdi:

'YAKLAŞIK 3 AY ÖNCE ÇEKİLEN BİR VİDEO NEDENİYLE GÖZALTINA ALINDIĞIMI VURGULAMAK İSTİYORUM'

“Ben Cumhurbaşkanlığının verdiği basın kartına sahip gazeteciyim, yaklaşık 7 yıldır Birgün Gazetesinde muhabir olarak çalışmaktayım. Bayram ziyareti için gittiğim Tokat'ın Turhal ilçesinde misafir olduğum evde dün akşam 22.00 da gözaltına alındım. Gece uzun bir kara yolculuğu yaptım, sabaha karşı Ankara'ya geldim, oldukça pis ve böceklerin gezdiği nezarethanede tutuldum, yani oldukça yorgun ve uykusuzum. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkımda defalarca soruşturma açıldı, ne zaman ifadeye davet edilsem hemen gittim, bu soruşturma kapsamında da ifadeye çağrılsam yine hemen giderdim. Ancak bir bayram günü gözaltına alınmam tercih edildi. Yaklaşık 8 aydır hakkımda Ankara Valiliğince verilmiş koruma kararı vardır, ben Ankara'da iken her gün bu devletin 2 Polisi ile birlikteyim. Bu 2 Polis koruma kararının icrası için bana eşlik etmektedir. Her gün yanında 2 Polis olan gazeteci hakkında gözaltı kararı verilmiş olmasına da ayrıca dikkat çekmek isterim Bana gösterilen dosyada yer alan video kaydı haftalar aylar önce çekilmiştir. Yaklaşık 3 ay önce çekilen bir video nedeniyle gözaltına alındığımı vurgulamak istiyorum. Video içeriğinde halkı yanıltıcı bilgi yoktur. Video da bahsettiğim vakıfların internet sitesi vardır, orada yöneticilerin ve mütevelli heyeti üyelerinin isimleri yer almaktadır. Aslında anlattıklarımın çok büyük bir kısmı her vatandaşın açık kaynak araştırması denilen internet araştırması ile ulaşabileceği bilgilerdir. Benim anlattıklarım hem yıllardır haber olmakta hem de neredeyse sokaktaki her insan tarafından bilinmektedir. Erdoğan ailesine ait vakıfları kamu kaynakları yıllardır seferber edilmektedir. Bunun en basit örneği belediyelerle imzalanan protokoller ve tahsis edilen binalardır, ayrıca bu vakıflara birçok giderinin de AKP li belediyelerce karşılandığını daha önce bizzat ben haber yaptım. Ve bu haberlerin hiçbirine soruşturma dahi açılmadı, bu gözaltı işlemi toplumun adalet sistemine olan güveni zedelemektedir, aynı zamanda basın ve ifade özgürlüğünü de zedelemektedir. Yatarı olmayan bir suçtan saatlerce gözaltındayım, derhal serbest bırakılmamı talep ediyorum. Ve hakkımda kovuşturmaya yer yok kararı verilmesini talep ediyorum.”

Arı, ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mezunu olduğu İmam Hatip Lisesi'nde tarihi yapılar ve kültür varlıkları gözden çıkarıldı’ paylaşımının Dezenformasyonla Mücadele Merkezi tarafından yalanmasına ilişkin sorulan soruya “Haberde bahsi geçen alan korunması gereken kültür varlığı olarak belirlenmiştir. Habere konu parsellerde daha önce tarihi yapılar yer almaktadır. Ancak ben haberimde bu alana imam hatip lisesi için yurt inşa edileceğini anlattım, korunması gereken kültür varlığı olarak belirlenen parsellerin ise taşınmasına karar verildiğini vurguladım. Bu haberi hazırlarken uzmanlarla görüştüm, uzmanlar bu tür tescilli yapıların mevcut olmasa bile veya metruk olsa bile yerinde yeniden inşaa edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu anlamda haberimde bir sorun görmemekteyim” cevabını verdi.

'BANA TEŞEKKÜR MADALYASI TAKMASI GEREKİRKEN...'

Arı “‘Son yılların en büyük soygunu... 630 milyon TL'lik bir vurgun hikayesi ve vurgunun en kritik noktalarında yer alan bazı siyasilerin eşleri, çocukları…’ paylaşımınızın altında Kültür ve Turizm Bakanı'nın fotoğrafı görülmektedir, paylaşımınız Kültür ve Turizm Bakanına hitaben mi yapılmıştır, bu bağlamda kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçu oluşmaktadır, ayrıca söz konusu soruşturma hakkında gizlilik kararı bulunmaktadır, yine bu bağlamda da soruşturmanın gizliliğini ihlal suçu oluşmaktadır, konu ile ilgili savunmanızı veriniz?’ şeklinde bir soru soruldu.

Arı buna cevaben “Yunus Emre Vakfı soygunu ile ilgili devletin bana teşekkür madalyası takması gerekirken bu meselenin bir soruşturmaya daha konu edinmesi karşısında oldukça şaşkınım. Çünkü kamu vakfı statüsündeki Yunus Emre Vakfının naylon faturalarla soyulduğunu Türkiye benim haberimden öğrendi. Haberimden çok kısa süre sonra bu konu ile ilgili vakıflar genel müdürlüğü tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunuldu. Hemen ardından bu olayla ilgili Ankara İl Emniyet müdürlüğü Mali Suçlar Şube Müdürlüğü tarafından operasyon düzenlendi. Ve bu vakfın soyulması ile ilgili 2 ayrı iddianame düzenlenip dava açıldı. Yunus Emre Vakfı soygunu haberleri nedeniyle Uğur Mumcu Araştırma Gazetecilik Avrupa birliği Araştırma gazetecilik ve Barış Selçuk gazetecilik ödülünü aldım. Bana göstermiş olduğunuz görseli ben oluşturmadım. Kaldı ki Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un fotoğrafının yer almasından daha doğal bir şey yoktur. Çünkü bu vakıf kendisine bağlıdır. Gizlilik kararına yönelik ise şunu ısrarla vurgulamak isterim, Yunus Emre Vakfına dair 2 ayrı dava kamuya açık bir şekilde yürütülmektedir ve hatta ben bu davalardan birine Ankara Adliyesinde bir gazeteci olarak takip ettim.

'BEN GAZETECİYİM VE GAZETECİLİK MESLEĞİM DIŞINDA HİÇBİR ŞEY YAPMADIM'

Genel olarak soruşturma dosyası kapsamında, şunu vurgulamak istiyorum. Bir video ile başlayan soruşturmaya sonradan 3 içerik daha eklendi, özellikle son 1 yıldır yaptığım haberlerin bazı bürokratlar ve siyasilerin oldukça rahatsız ettiğini biliyorum. Bana gösterilen bu 4 paylaşımın da saatlerce gözaltında tutulmamı gerektirecek nitelikte olduğunu düşünmüyorum. Bir bayram günü göz altına alınan gazeteci olarak adalete inanmak istiyorum. Ben gazeteciyim ve gazetecilik mesleğim dışında hiçbir şey yapmadım. Gözaltına alındığım saatten itibaren Emniyetin bodrum katındaki nezaretinde tutulurken hakkımda atılan binlerce tweet bunun göstergesidir. Bugün Ankara ve İstanbul da yüzlerce yurttaş Anayasal hakkı olan basın özgürlüğüne sahip çıkmak için ve benim biran evvel serbest bırakılmam için sokağa çıkmıştır. Bu da benim için en büyük şeref madalyasıdır.”

'İFADESİ ALINMADAN...'

Savcılık, gazeteci İsmail Arı’nın ifadesini almadan tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk ettiği ortaya çıktı.

Muhabir: SAFA KAAN ÖZTÜRK