İstanbul’da 19 Ağustos’ta meydana gelen peş peşe küçük depremlerin ardından Marmara’daki fay hareketliliği yeniden gündeme geldi. Yerbilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Büyükada’nın güneyinde kaydedilen sarsıntıların büyük bir depremin habercisi olup olmadığına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
“ADALAR FAYI İLE İLGİSİ YOK”
Üşümezsoy, Büyükada’nın güneyinde meydana gelen 2,3 ve 3,2 büyüklüğündeki depremlerin Adalar Fayı üzerinde gerçekleşmediğini söyledi. Sarsıntıların, Adalar Fayı’nı kesen kuzey-güney doğrultulu daha küçük fay kollarında meydana geldiğini savunan Üşümezsoy, bu iki fay sisteminin birbirinden ayrılması gerektiğini belirtti.
Üşümezsoy, 19 Ağustos’taki hareketliliğe ilişkin, “Bugün olan depremlerden biri birebir bizim haritamızı kanıtlayan olgudur” ifadelerini kullandı.
17 AĞUSTOS VE 23 NİSAN DEPREMLERİNE DİKKAT ÇEKTİ
Bölgedeki küçük depremleri 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi ve 23 Nisan 2025’te Marmara Denizi’nde meydana gelen depremin ardından oluşan stres değişimleriyle ilişkilendiren Üşümezsoy, ana faydaki hareketlerin çevredeki küçük fayları tetikleyebildiğini söyledi. Üşümezsoy’a göre Büyükada’nın güneyindeki son depremler de bu mekanizmanın sonucu.
“Buradaki küçük faylar 17 Ağustos’un ve 23 Nisan’ın bu bölgeye getirdiği stresle çalışan faylardaki oluşan küçük mikro depremler” diyen Üşümezsoy, söz konusu fayların kendi başlarına büyük miktarda stres biriktirmediğini savundu.
“BURADAN BÜYÜK DEPREM ÇIKMAZ”
Üşümezsoy’un en dikkat çeken açıklaması ise İstanbul’da yaşayanların merak ettiği büyük deprem ihtimaline ilişkin oldu. Adalar Fayı’nın bu bölgede “ölü fay” olduğunu savunan Üşümezsoy, Büyükada’nın güneyindeki küçük fayların büyük deprem üretme kapasitesinin bulunmadığını belirtti.
Üşümezsoy, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: “Yani tekrardan söylüyorum, bu küçük kolların stres biriktirerek orta veya büyük şiddette bir deprem üretme kapasitesi yok.”





