Kemal Kılıçdaroğlu, dış politika anlayışlarının merkezinde Cumhuriyet'in ikinci yüzyılını inşa edecek stratejik vizyonun olduğunu dile getirerek, Türkiye'yi yalnızca bölgesel bir güç değil, stratejik merkez ülke olarak gördüklerini belirtti. Türkiye'nin görevinin, cepheleşmenin parçası olmamak, denge kurmak, güven üretmek ve istikrarın taşıyıcısı olmak olduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, "Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi'ni de işte bu anlayışla değerlendiriyoruz. Çünkü mesele yalnızca bir zirve meselesi değildir. Mesele Türkiye'nin yeni dünya düzeninde nasıl bir vizyon ortaya koyacağıdır" diye konuştu.
BAĞIMSIZLIK VE MÜTTEFİKLİK DENGESİ
Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin, NATO'nun güçlü ve güvenilir bir müttefiki olduğunu vurgulayarak, "Türkiye bu masaya kimseden onay almak için değil, tarihinden, coğrafyasından, devlet aklından, millet iradesinden ve Cumhuriyet'in bağımsızlık anlayışından aldığı güçle oturmaktadır. CHP olarak bakışımız açıktır: Türkiye NATO üyesidir ama NATO'nun ileri karakolu değildir. Avrupa güvenliğinin bir parçasıdır fakat Avrupa'nın çevresinde bekletilecek bir ülke değildir. ABD ile kurumsal müttefiklik ilişkisi yürütür fakat hiçbir büyük gücün stratejik taşeronu olmaz. Türkiye, Rusya ile de Çin ile de konuşur fakat hiçbir gücün yörüngesine giremez" ifadelerini kullandı.
GÜVENLİK BÖLÜNEMEZ: NATO’YA YENİ BAKIŞ
Ankara'daki zirvede Türkiye'nin NATO'ya hatırlatması gereken temel gerçeklerden birinin, "Güvenlik bölünemez" olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, NATO güvenliğinin yalnızca Baltıklar ve Doğu Avrupa'dan ibaret olmadığına dikkati çekti. Kılıçdaroğlu, "Türkiye açısından Suriye, Irak, İran, Doğu Akdeniz, Kafkasya, terör örgütleri, göç, enerji hatları, gıda güvenliği, su güvenliği ve devlet dışı silahlı aktörlerin de bu güvenlik mimarisinin parçalarıdır" diyerek, Türkiye'nin zirvede NATO'nun stratejik bütünlüğünü hatırlatan kurucu bir dil kullanmak zorunda olduğunu söyledi.
GÜNÜBİRLİK PAZARLIK DEĞİL, DEVLET AKLI
Dış politikada Türkiye'nin ihtiyacının "Cumhuriyetçi devlet aklı" olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye'nin ihtiyacı olan şey, günübirlik pazarlık değil, uzun vadeli stratejik vizyondur. Türkiye'nin ihtiyacı olan şey, iç politikaya dönük gösteri değil, dış politikada kurumsal sürekliliktir. CHP olarak bizim sorumluluğumuz da buradadır. Ne Türkiye'yi yalnızlaştırırız ne de 'Cumhuriyetçi stratejik özerklik' anlayışına gölge düşürürüz. Türkiye'yi kendi tarihine, kurumlarına, millet iradesine ve üretim kapasitesine dayanan saygın bir bölgesel güç haline getiririz. Türkiye masadadır ama 'Türkiye masada kendisine yer açıldığı için değil, tarihsel hakkı, stratejik ağırlığı ve Cumhuriyet'in bağımsızlık iradesiyle bu masadadır' mesajını vermemiz gerekiyor."





