Gazeteci Ruşen Çakır, CHP’nin Kürt meselesine yaklaşımını son günlerde yaşanan Leyla Zana tartışmaları üzerinden ele aldı. Çakır’a göre, Bursaspor taraftarlarının Soma deplasmanında hep birlikte Leyla Zana’yı hedef alan küfürlü tezahüratları “kendiliğinden gelişmiş bir taraftar tepkisi” olarak görmek mümkün değil. Ortaya çıkan tablo, daha geniş bir siyasi iklimin yansıması.
“BU KENDİLİĞİNDEN GELİŞMİŞ BİR TEPKİ DEĞİL”
Çakır, tribünlerdeki küfürlerin arkasında politik bir atmosfer bulunduğunu vurguladı. Binlerce kişinin aynı anda aynı hedefe yönelmesinin spontane bir refleksle açıklanamayacağını belirten Çakır, yaşananların yalnızca spor sahalarıyla sınırlı olmadığını söyledi.

BOYKOT ÇAĞRILARI VE SİYASİ POZLAR
Leyla Zana’ya yönelik tezahüratların ardından Uludağ Gazoz’a dönük boykot çağrılarının gündeme gelmesini de hatırlatan Çakır, Ümit Özdağ’ın Uludağ gazozu içerken verdiği pozların açık bir siyasi mesaj taşıdığını ifade etti. Çakır’a göre bu görüntüler, yaşananlara dolaylı bir destek anlamına geliyor.
CHP İÇİNDEN GELEN MESAJLAR TEPKİ ÇEKTİ
Çakır’ın asıl eleştirisi ise CHP çevresinden gelen bazı açıklamalara yönelik oldu. Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı İbrahim Özkan’ın sosyal medya paylaşımını hatırlatan Çakır, bu tür mesajların Leyla Zana’ya yönelik saldırılara karşı net bir mesafe koymadığını söyledi.
Bu noktada rahatsızlığının kişilere değil, CHP’nin kurumsal refleksinin zayıflığına yönelik olduğunu vurgulayan Çakır, sessizliğin fiilen destek anlamına gelebileceği uyarısında bulundu.

ÖZGÜR ÖZEL’İN TUTUMU AYRI BİR YERDE
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Leyla Zana’ya yönelik saldırılara açık biçimde tepki göstermesini olumlu bir duruş olarak değerlendiren Çakır, Özel’in bir kadını ve bir anneyi hedef alan dili reddeden sözlerinin önemli olduğunu söyledi. Ancak parti içindeki bazı çıkışların bu net tavırla çeliştiğini de ekledi.
“KÜRT HALKI YOKTUR” SÖYLEMİ VE İNKAR TARTIŞMASI
Çakır, CHP’ye yeni katılan bazı milletvekillerinin “Kürt halkı yoktur, Kürt kökenli vatandaşlarımız vardır” yönündeki açıklamalarını da sert biçimde eleştirdi. Bu yaklaşımı açıkça bir inkâr ve reddiye olarak tanımlayan Çakır, CHP’nin Kürt sorununun varlığını kabul eden bir parti olmasına rağmen bu tür çıkışların süreci zorlaştırdığını ifade etti.
“BU SADECE SİYASİ DEĞİL, TOPLUMSAL BİR SORUN”
Yorumunun sonunda Çakır, yaşananları yalnızca siyasi bir tartışma olarak görmediğini vurguladı. Ona göre ortaya çıkan tablo, ırkçılık ve kadın düşmanlığının iç içe geçtiği daha derin bir toplumsal soruna işaret ediyor.





