İktisatçı Mahfi Eğilmez, “Borçlanarak Yaşamanın Maliyeti” başlıklı yazısında Hazine’nin bütçe verilerini değerlendirdi. Eğilmez, faiz yükündeki azalışın ancak mali disiplinle mümkün olabileceğine dikkat çekti.

İşte Mahfi Eğilmez’in o yazısı:

“2026 yılı ocak ayında bütçe giderleri de gelirleri de yaklaşık yüzde 55 oranında artmış görünüyor. Buna karşılık bütçe açığı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 54,1 daha yüksek gerçekleşti.

İlginç olan nokta, faiz dışı dengenin fazla vermesidir. Bu durum, bütçe açığındaki artışın esas olarak faiz giderlerinden kaynaklandığını gösteriyor.

Aşağıdaki tablo faiz giderlerindeki gelişimi açık biçimde ortaya koyuyor (Hazine ve Maliye Bakanlığı verileri kullanılarak hazırlanmıştır):

Veriler, 2022’den itibaren bütçe giderlerinde belirgin bir ivmelenmeye işaret ediyor. Bu sıçramada, enflasyonla uyumlu olmayan düşük faiz politikasının ardından yaşanan kur ve fiyat artışları etkili oldu. 2023 ve sonrasında ise deprem nedeniyle zorunlu kamu harcamaları devreye girdi.

FAİZ YÜKÜ AĞIRLAŞTI

Faiz giderlerinin seyri daha çarpıcı bir görünüm çiziyor. 2022’ye kadar yıllık artış oranı yüzde 35’i aşmazken, 2022’de yüzde 72’ye, 2023’te yüzde 117’ye çıktı. 2025’te artış oranı gerilemiş olsa da 2026’nın ilk ayında faiz giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 180 arttı. Bu tablo, bütçe üzerindeki faiz yükünün ne ölçüde ağırlaştığını açıkça gösteriyor.

Bu artışı anlamak için borçlanma dinamiklerine bakmak gerekir. Çünkü faiz yükünün kaynağı, Hazine’nin bütçe açıklarını finanse etmek amacıyla yaptığı iç ve dış borçlanmadır.

FAİZ ÖDEMELERİ GELECEK AYLARDA HIZ KESEBİLİR

Borç stoku 2024’te yüzde 37,6, 2025’te ise yüzde 47,6 arttı. Özellikle iç borçtaki hızlı yükseliş dikkat çekiyor. Bu veriler, bütçe açıklarının yüksek borçlanma ile finanse edildiğini ve bunun faiz giderlerini kaçınılmaz biçimde yukarı ittiğini gösteriyor.

Dolayısıyla bugün karşı karşıya olduğumuz yüksek faiz ödemeleri, büyük ölçüde 2021 sonrasında izlenen para politikası tercihlerinin ve deprem sonrası artan kamu harcamalarının gecikmeli maliyetidir. Artan borçlanma, kaçınılmaz olarak daha yüksek faiz ödemeleri anlamına geliyor.

Hazine’nin borç ödeme projeksiyonları, anapara ve faiz ödemelerinin önümüzdeki aylarda hız kesebileceğine işaret ediyor. Buna karşın mevcut düzey bütçe üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaya devam ediyor.

FAİZ YÜKÜNÜ AZALTMANIN TEK YOLU

Borç anapara ve faiz ödemelerinin ilerleyen aylarda hız keseceği gerçeğine karşın mevcut düzey, bütçe üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor.

Gelir tarafında ise gelir ve kurumlar vergisindeki yüzde 71’i aşan artış ile dâhilde alınan KDV’deki yüzde 80’i aşan yükseliş dikkat çekiyor. Bu artışların bir kısmı enflasyondan, bir kısmı reel büyümeden, bir kısmı da kayıt dışılıkla mücadele kapsamında yoğunlaşan denetimlerden kaynaklanıyor.

Özetle, bütçede ulaşılan faiz yükü geçmiş politika tercihlerinin bugüne yansıyan maliyetidir. Bu yükü kalıcı biçimde azaltmanın tek yolu, borçlanma ihtiyacını düşürecek gerçek bir mali disiplin tesis etmektir. Aksi halde faiz ödemeleri bütçe üzerinde belirleyici olmaya devam edecek.”

Kaynak: HABER MERKEZİ