Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevine geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu, mutlak butlan kararının ardından katıldığı televizyon programında ve yaptığı yazılı açıklamalarda gündemdeki tartışmalara açıklık getirdi. Kılıçdaroğlu, özellikle geçmişte Selahattin Demirtaş’ın dokunulmazlığının kaldırılması sürecinde verilen "Evet" oyu nedeniyle pişman olmadığına dair sözlerine gelen tepkilere yanıt verdi.
"SİYASİ TUZAĞI BOZMAK İÇİN O OYU VERDİK"
Dokunulmazlık oylamasındaki tutumunu savunan Kılıçdaroğlu, o dönem aldıkları kararın arkasında stratejik bir amaç yattığını belirtti. "Biz, iktidarın bu algı operasyonunu ve kurduğu siyasi tuzağı bozmak, bütün milletvekillerinin hiçbir suçtan korkusu olmadığını göstermek adına o dönem 'Evet' dedik" ifadelerini kullanan Kılıçdaroğlu, bu süreçte büyük bir risk aldıklarını vurguladı.
"BAĞRIMIZA TAŞ BASTIK"
Kararı bir fedakarlık olarak nitelendiren Kılıçdaroğlu, "Bağrımıza taş bastık, risk aldık; bu karabasanı ve ülkenin tehlikeli bir biçimde kutuplaşmasını engelledik" değerlendirmesinde bulundu. Öte yandan, Demirtaş’ı cezaevinde defalarca ziyaret ettiğini ve kendisine yapılanın bir haksızlık olduğunu bildiğini de sözlerine ekledi.
TUTUKLULAR İÇİN MÜCADELE SÖZÜ
Selahattin Demirtaş, Can Atalay ve diğer Gezi tutuklularının yanında olduğunu yineleyen CHP Genel Başkanı, hukuksuzluklarla mücadele edeceğini vurguladı. Kılıçdaroğlu, "Haksız yere tutuklu bulunan bütün belediye başkanlarımızın ve bu milletin her bir üyesinin hakkını sonuna kadar arayacağımı bilmenizi isterim" diyerek konuya dair kararlılığını ifade etti.
Kemal Kılıçdaroğlu, son dönemde milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması süreci üzerinden yürütülen eleştirilere ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Dokunulmazlık ayrıcalığına karşı olan tutumunu yineleyen Kılıçdaroğlu, kürsü dokunulmazlığı dışında hiçbir dokunulmazlığı doğru bulmadığını belirtti.
"SİYASİ TUZAĞI BOZMAK İÇİN O OYU VERDİK"
2016 yılındaki süreci değerlendiren Kılıçdaroğlu, o dönem AKP’nin anayasa değişikliklerini referanduma götürerek ülke üzerinde bir "karabasan" oluşturmak istediğini ifade etti. Bu tehlikeli kutuplaşmayı engellemek amacıyla "bağrımıza taş bastık ve risk aldık" diyen Kılıçdaroğlu, o dönem "Evet" oyu kullanmalarının temel nedenini şu sözlerle açıkladı:
-
İktidarın kurduğu siyasi tuzağı ve algı operasyonunu bozmak.
-
Tüm milletvekillerinin hiçbir suçtan korkusu olmadığını göstermek.
-
İktidarın elindeki en büyük propaganda silahını elinden almak.
HUKUKUN ÇİĞNENMESİ VE SARAY REJİMİNE ELEŞTİRİ
Kılıçdaroğlu, o günkü yasal düzenlemelere göre dokunulmazlığı kalkan bir siyasetçinin tutuksuz yargılanması ve ancak ceza kesinleşirse gereğinin yapılması gerektiğini hatırlattı. Ancak iktidarın yargıyı bir "sopa gibi" kullanarak evrensel hukuk ilkelerini çiğnediğini ve milletvekillerini apar topar tutukladığını belirterek, bu noktada suçlanması gerekenin muhalefet değil, "hukuku katleden Saray rejimi" olduğunu vurguladı.
SİYASİ TUTSAKLAR İÇİN ADALET VURGUSU
Selahattin Demirtaş başta olmak üzere, haksız ve hukuksuz şekilde tutuklu bulunan tüm isimlerin özgürlüğü için ilk günden beri en gür sesi çıkardıklarını savunan Kılıçdaroğlu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması için Meclis’te ve Adalet Yürüyüşü’nde en ön safta mücadele ettiklerini hatırlattı. Açıklamasını kararlılık mesajıyla tamamlayan Kılıçdaroğlu şu ifadeleri kullandı:
-
Sayın Demirtaş, Selçuk Kozağaçlı, Can Atalay, Gezi tutukluları ve haksız yere tutuklu bulunan tüm belediye başkanlarının haklarını sonuna kadar arayacağını belirtti.
-
Tek bir adaletsizlik kalmayana dek, herkes için adalet ve hukuk demeye devam edeceğini ilan etti.






