İBB Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasına giden sürecin başladığı gün olan 19 Mart'ın birinci yıl dönümünde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Büyük Saraçhane Mitingi düzenliyor. Mitingde CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş meydanı dolduran kalabalığa seslendi.
CHP'DEN SARAÇHANE'DE '19 MART' MİTİNGİ
Mansur Yavaş'ın ardından konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bir yıl önce başlayan süreç ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun iptal edilen diplomasıyla ilgili önemli açıklamalar yaptı.
CHP LİDERİ ÖZEL: "YÜZ BİNLERCE EKREM MEYDANDA"
CHP lideri Özel, "19 Mart devlet ile millet arasındaki sözleşmenin yırtılıp atıldığı gündür. Türkiye'yi kimin yöneteceğine millet karışmasın demektir. Millet vergisini versin askere gitsin trafik cezası ödesin ama kendi iradesiyle iktidarı değiştiremesin diye yapılmıştır. Bizim bir yıllık mücadelemiz parti mücadelesi değil bir demokrasi mücadelesidir." ifadelerini kullandı.

"EKREM BAŞKAN'IN 31 YILLIK DİPLOMASINI İPTAL ETTİLER"
Bir yıl önce, bir iftar vaktiydi. Ekrem Başkan'ın 31 yıllık diplomasını iptal ettiler. Hem de diplomayı veren fakülte direndiği halde, dekan 'olmaz' dediği halde, her sorulduğunda 'diploma geçerli' dedikleri halde... Zorlayarak, bastırarak, dekanı istifa ettirerek, en nihayetinde İşletme Fakültesi'nden değil; işi diploma vermek, denklik vermek değil, boya yapmak, ring seferlerini düzene koymak olan İstanbul Üniversitesi'nin Yönetim Kurulu'ndan diploma iptaline gittiler.
İşte o gün artık hiç kimsenin, hiçbirimizin elindeki devletin verdiği hiçbir kağıdın bir önemi, bir kıymeti kalmadı. Ne tapu tapuydu artık, ne evlendirme cüzdanının bir anlamı vardı. Bankada parası olan da güvenemezdi, hisse senedi alan da. İşte o gün birileri bu devleti devlet yapan toplum sözleşmesinin, anayasanın altına dinamiti koydular. O gün devlete olan güveni boşa çıkarıp milleti birilerinin elinde oyuncak etmeye çalıştılar.
Hemen ardından o akşamın sahur vaktinde, kapısına yüzlerce polisle birlikte dayandılar. Yalanlarla, iftiralarla dolu bir kumpası başlattılar. İşte o gün, Ekrem Başkan'ın kapısına gelenler onu Vatan Emniyet'e götürdüğünde; eşi Dilek Hanım, evlatları ve yol arkadaşları dimdik ayaktaydı. O gün hep beraber buradaydık. O gün 'Ne olacak?' sorusuna, 'Ne olacaksa bugün olacak!' dedik. Biz darbenin hedefinde olan kişinin Ekrem Başkan, hedefinde olan eylemin partinin iktidara yürüyüşü, hedefinde olan mekanın Saraçhane olduğunu biliyorduk.

ABB BAŞKANI MANSUR YAVAŞ: "BİR YILDIR DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK"
Mansur Yavaş'ın konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:
"Cumhuriyetin başkentinden sizlere selam getirdim. Başkentten dayanışma duygularıyla geldik. Belediye başkanlarımızın hepsinin arkasında olduğumuzu bütün dünyaya duyurmaya geldik. Hoş geldiniz, sizlerin hepinize saygılar sunuyorum.
Sevgili İstanbullular, iradenizin gasp edildiği bir yıl öncesinden bugüne kadar değişen hiçbir şey yok. Bir yıl önce ne söylediysek maalesef şimdi aynı durumdayız. Haksızlıklar, hukuksuzluklar aynen devam ediyor. Bizler ne istiyoruz? Belediye başkanları olarak, Ankara halkı beni, İstanbul halkı Ekrem Başkanı, diğer başkanlarımızı seçti kendilerine hizmet etmek için. Bizler doya doya hizmet etmek istiyoruz. Yaptığımız hizmetler sayesinde de halkın memnuniyetini artırıp en yakın yapılacak erken seçimde iktidarı değiştirmek ve bu ülkeyi daha iyi yönetmek istiyoruz.
"GÖKÇEK VE AİLESİ YARGILANMADAN HİÇBİR BELEDİYE BAŞKANINI YARGILAYAMAZSINIZ"
Eşit hukuk istiyoruz demiştim. 2019'da Ankara'da ben iş başına geldikten sonra, burada Ekrem Başkan iş başına geldikten sonra eski döneme ait dosyaları açtık. Kamu adına açtık, halk adına açtık ve yaptığımız şikayetleri adliye intikal ettirdik. Daha bu meşhur şahısları ifadeye dahi çağırmadılar. Televizyonlardan görüyorsunuz. Sayın Genel Başkanımızın bozuk tohum olarak ilan ettiği şahsın 600 milyon liralık villası var. Pişkin pişkin sırıtarak 600 yapmaz, 400'e veririm diyor. Hayatında bir gün çalışmamış, bir gün sigortalı çalışmamış, çalıştırmamış, vergi vermemiş insan 600 milyon liralık villa alıyor. Siyasiler servetlerin hesabını vermek zorundadır. Bunlara hiç kimse bir şey sormuyor. Kamu zararları söz konusuysa her gün televizyonlarda görüyoruz. Kasalarından kilolarca altın çıkanlar, yolsuzluk yaptıkları vakıflarla ilgili beyanları ortadayken ifadeye dahi çağrılmıyor. Nasıl hukuk? Cumhuriyet Halk Partiliysen derhal gel, yaka paça al, hapse at, verdikleri savunmanın hiçbirisini dikkate alma; diğer şahısların ifadesini dahi alma. Ben diyorum ki: Gökçek ve ailesi yargılanmadan hiç kimseyi yargılayamazsınız! Hiçbir belediye başkanını yargılayamazsınız!
Her şeyden evvel yine kendileri çıkarttıkları yasaya göre tutukluluğun sınırlarını kaldırdılar. Üst haddi şu kadar olmayan, alt haddi şu kadar olmayanlar tutuklanamaz hükmüne rağmen önüne geleni tutukluyorlar. Ayrıca tutuklama tehdidiyle birçok insanı da iftiraya zorluyorlar. Bunun hukukta asla yeri yoktur.
Bir diğer konu yargılamalarda şunu görüyoruz: 'Şunu dedi, bunu dedi'. Şimdi bir tarafta iddia eden var, bir tarafta karşısını söyleyen var. İddia eden suçlayan kişi çete lideri olarak ilan edilen kişi. Peki suçlanan kim? Hayatı boyunca karakola gitmemiş, halkın büyük çoğunluğu oylarıyla seçilmiş belediye başkanımız. Siz ne hakla o çete reisinin ifadesini bizim belediye başkanlarımızdan üstün tutup onları hapse atıyorsunuz? Bunun hukukta hiçbir yeri yoktur.
Ben mübarek günlerdeyiz. Hiç dinleyeceklerine inanmıyorum ama Maide suresinde şöyle diyor: 'Bir topluluğa olan kininiz asla sizi adaletsizliğe sevk etmesin' diyor. Belki bundan anlarsınız. Yaptığınız iş, duyduğunuz kin sonucu insanları suçsuz yere hapse atmak, adaletsiz davranmaktır. Bunun hesabını elbette öbür dünyada vereceksiniz. Evet, her cuma cumaya gidenler bilir, hutbede imam sözlerini tamamlar: 'Hükmettiğiniz zaman Cenabı Allah adaletle hükmetmenizi emreder' der. Nerede adaletle hükmetmek, nerede?






