ABD-İsrail ve İran arasındaki gerilimin artması küresel piyasalarda yeni bir belirsizlik dalgası yaratırken yatırımcıların gözü altın fiyatlarına çevrildi. Uzmanlar, altının henüz tam anlamıyla “savaş fiyatlamasına” girmediğini belirtse de tarihsel olarak çatışma dönemlerinde değer kazandığı biliniyor.
Ekonomist Mahfi Eğilmez, kaleme aldığı değerlendirmede küresel piyasaların savaş ve jeopolitik risklere verdiği tepkileri ele aldı. Eğilmez’e göre savaş dönemlerinde artan belirsizlik, yatırımcıları güvenli liman olarak görülen varlıklara yönlendiriyor. Bu süreçte altına olan talep yükselirken fiyatlar da yukarı yönlü hareket edebiliyor.
Piyasalarda risk algısının arttığı dönemlerde altın, değerini koruyan bir yatırım aracı olarak öne çıkarken, yatırımcıların portföylerinde daha fazla yer bulmaya başlıyor. Bu nedenle küresel gerilimler arttıkça altın fiyatlarının yükselmesi sıkça görülen bir piyasa refleksi olarak dikkat çekiyor.

Eğilmez şu ifadeleri kullandı:
'Kriz çıkar. Borsalar düşer. Altın ve dolar yükselir. Piyasaların bu refleksini artık herkes ezbere biliyor. Ne kadar alışılmış olursa olsun kriz halinde bir panik havası oluşur ve satışlar başlar. Ellerinde özellikle riskli piyasalara ait hisse senetleri bulunanlar bunları satmaya yönelir. Bu satışlar o piyasalarda borsaların gerilemesine yol açar.
Satıştan elde edilen paraların dolara çevrilip ülke dışına transfer edilmesi ise ikinci dalgayı oluşturur. Bu durumda o ülkede dolara talep arttığı için USD / yerli para kuru yükselir. Borsada yatırım yapmayan yurttaşlar bile dolardaki yükselişi görünce ellerindeki yerli parayı dolara ya da altına çevirmeye başlarlar. Bu da kurun ve altın fiyatlarının daha da yükselmesine yol açar.'
'Günümüz finans piyasaları krizlerden kaçamasa da onları hızla sindirip çoğu zaman fırsata çevirmeyi beceriyor. Savaş riski artınca algoritmalar anında havacılık hisselerinden çıkıp savunma sanayi hisselerine giriyor. Para sistemin dışına çıkmıyor, sadece kıyafet değiştiriyor. Eğer savaş uzun sürer ve daha da ciddileşirse kayıplar çok daha uzun süreli ve çok daha ağır maliyetli olabilir. Bu yatırımcıların faaliyetlerini terk etmeleri, en azından bu ortam devam ettiği sürece, kolay değildir.
Kastettiğimiz finansal yatırımcılar: mevduat, tahvil, hisse senedi, döviz, altın ve benzeri finansal varlıkların sahipleri. Bunlar arasında zamanında karar alıp yatırımlarının yerini ya da biçimini değiştiremeyenler ciddi zararlarla karşılaşabiliyor. Özellikle bir yükseliş eğiliminin doruk noktasında alım yapanlar ellerindeki varlıkları kolay kolay elden çıkaramazlar.
Piyasa bugün vicdanıyla değil, hesap makinesiyle hareket ediyor. Ölen insanlar veya yıkılan şehirler bir insanlık trajedisi olsa da, piyasa için bunlar sadece tedarik zinciri aksaması anlamına geliyor.'





