ABD’deki University of Utah ve Boston University araştırmacıları, binlerce kadının sağlık kayıtlarını ve yaşam sürelerini mercek altına aldı. Ortaya çıkan sonuç ise oldukça çarpıcı: Annelik yaşı ile uzun yaşam arasında güçlü bir bağ olabilir.
Araştırmaya göre son çocuğunu 33 yaşından sonra dünyaya getiren kadınların, son doğumunu 29 yaş civarında yapanlara kıyasla 95 yaş ve üzerini görme ihtimali yaklaşık iki kat daha fazla.
GEÇ DOĞUM UZUN ÖMRÜN NEDENİ Mİ?
Ancak bilim insanları burada önemli bir uyarı yapıyor. Bu sonuç geç doğum uzun ömür getirir anlamına gelmiyor. Doğum için bu yaşları beklemeye gerek yok.
Çünkü aslında tablo tam tersini söylüyor olabilir. Uzmanlara göre ileri yaşta doğal yollarla hamile kalabilmek ve sağlıklı bir doğum yapabilmek, kadının biyolojik sisteminin daha yavaş yaşlandığını gösteren bir işaret olabilir. Yani buradaki asıl mesele doğumun yaşı değil, vücudun yaşlanma hızının genetik ve biyolojik dayanıklılıkla ilişkili olması.
BİYOLOJİK SAAT NASIL ÇALIŞIYOR?
Araştırmada dikkat çeken bir başka unsur ise “telomer” uzunluğu. Hücrelerin yaşlanma sürecinde belirleyici rol oynayan telomerler, kromozomların uç kısımlarında yer alıyor. Telomerler ne kadar uzun kalırsa, hücreler o kadar geç yaşlanıyor. Üreme kapasitesinin ileri yaşlara kadar korunabilmesi de bu biyolojik direncin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Bilim insanları özellikle yanlış anlaşılmalara karşı şunun altını çiziyor. Genç yaşta doğum yapan kadınların daha kısa yaşayacağı gibi bir sonuç söz konusu değil. Panik yok. :) Bu çalışma bir tavsiye değil, sadece bir gözlem. Yani “geç anne olun, uzun yaşayın” şeklinde anlaşılmaması oldukça önemli.
Özetle; ileri yaşta anne olabilmek, bazı kadınlar için daha güçlü bir biyolojik altyapının göstergesi olabilir. Ama uzun yaşamın sırrı tek bir faktöre indirgenemeyecek kadar karmaşık hanımlar.





