Netflix’in sevilen dizisi Stranger Things, iki saati aşan final bölümüyle hikâyesini tamamladı. Bölüm, ana karakterler için kapalı bir son sunarken, son dakikalarda yapılan yaratıcı tercihler izleyiciler arasında tartışma yarattı.
Finalin yayınlanmasının ardından Netflix’te kısa süreli teknik aksaklıklar yaşanırken, sosyal medyada yorumlar büyük ölçüde ikiye ayrıldı. Bazı izleyiciler, finali sezonun geri kalanına kıyasla tatmin edici ve güçlü bulurken, diğerleri bölümü öngörülebilir ve yorucu olarak değerlendirdi.

STRANGER THINGS FİNALİNDE ELEVEN’A NE OLDU?
Final bölümünün son dakikalarında önemli bir anlatı tercihi dikkat çekiyor. Mike karakteri, Eleven’ın Upside Down ortadan kaldırılırken gerçekleşen olaylardan sağ kurtulmuş olabileceğine dair bir hikâye anlatıyor. Ancak dizi, bu anlatının doğru olup olmadığına dair net bir yanıt vermek yerine bilinçli bir belirsizlik yaratarak son buluyor.

Dizinin yaratıcıları Ross Duffer ve Matt Duffer, bu tercihin bilinçli olarak yapıldığını Netflix’in Tudum platformuna verdikleri röportajda ayrıntılarıyla açıkladı.
Matt Duffer: “İki Olası Yol Vardı”
Matt Duffer, Eleven’ın hikâyesine yaklaşırken gerçekçi bir duygusal zemin kurmak istediklerini belirtti:
“Yapmak istediğimiz şey, tüm bunlardan sonra onun durumunun gerçekte ne olabileceğiyle yüzleşmek ve normal bir hayatı nasıl yaşayabileceğini sorgulamaktı. Eleven’ın önünde iki yol vardı: Daha karanlık ve kötümser bir yol ya da umutlu ve iyimser bir yol. Grubun iyimseri olarak Mike bu hikâyeye inanmayı seçti.”
ROSS DUFFER: “ELEVEN’IN AYRILMASI GEREKLİYDİ”
Ross Duffer ise finalin neden bu şekilde kurgulandığını şu sözlerle anlattı:
“Finalde Eleven’ın grupla birlikte takıldığı bir versiyon hiçbir zaman olmadı. Biz ve yazar ekibimiz için onun güçlerini elinden almak istemedik. Eleven, birçok açıdan büyüyü ve çocukluğun büyüsünü temsil ediyor. Karakterlerimizin yollarına devam edebilmesi ve Hawkins ile Upside Down hikâyesinin tamamlanabilmesi için Eleven’ın gitmesi gerekiyordu.
“Karakterlerimizin, bunun doğru olup olmadığını açıkça söylemesek bile daha mutlu bir sona inanmaya devam etmelerini istedik. Onların buna inanması, hikâyeyi bitirmek ve çocukluktan yetişkinliğe geçiş yolculuklarını temsil etmek için çok daha güçlü bir yol gibi geldi.”
“BU İNANÇ, ONU HAYATTA TUTMANIN TEK YOLU”
Matt Duffer, belirsizliğin anlatı açısından neden önemli olduğunu şu ifadelerle vurguladı:
“Gerçek şu ki, eğer Eleven hâlâ bir yerlerdeyse, onların ulaşabileceği tek şey bunun doğru olduğuna inanmak olurdu; çünkü onunla iletişim kurmaları mümkün değil. Aksi hâlde her şey çökerdi. Bu anlatı çerçevesinde, onu hayatta tutmanın en iyi yolu bu. Aynı zamanda Mike’ın ve diğerlerinin yaşananların ardından yollarına devam edebilme biçimiyle de ilgili.”






