“Alman otomobil devi Türkiye’ye geliyor” başlığıyla çok sayıda medya kuruluşunda yer alan haberler, Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici’nin incelemesiyle tartışmaya açıldı. Bildirici, Siegfried Marcus Automobile hakkında yayımlanan haberlerde yer verilen bazı bilgileri doğrulayacak yeterli veriye ulaşamadığını yazdı. Tartışmaya Tuncay Özkan da sert bir ironiyle katıldı.
“OLANLAR GELMEYİNCE OLMAYANI GETİRMİŞLER”
Bildirici’nin yazısını sosyal medya hesabından paylaşan Özkan, doğrudan gazeteciye seslendi. Ancak kullandığı ifadeler eleştiriden çok, iktidara ve söz konusu haberleri sorgulamadan yayımlayan medya kuruluşlarına yönelik ironik bir gönderme niteliğindeydi. Özkan, “Faruk Bildirici seni kınıyorum. Olanlar gelmeyince olmayanı getirmişler. İnsanımız sevinmesin mi?” ifadelerini kullandı.
Özkan daha sonra “yalan bilgiyi alenen yayma” tartışmasına da gönderme yaptı. Bildirici hakkında işlem yapılması ihtimali üzerinden ironisini sürdüren Özkan, ardından bunun şaka olduğunu belirtti.
“MEMLEKETTE NE GERÇEK Kİ?”
Tuncay Özkan’ın göndermeleri bununla sınırlı kalmadı. Bildirici’nin gazetecilikte doğrulama ve araştırma yapılması gerektiğine yönelik eleştirilerine atıfta bulunan Özkan, “Memlekette ne gerçek ki?” sözlerini kullandı.
Özkan ayrıca söz konusu haberleri yayımlayan medya kuruluşlarının özür dilemeyeceğini savundu.
“ALMAN OTOMOBİL DEVİ” HABERLERİNİ TEK TEK İNCELEDİ
Tartışmanın merkezindeki Siegfried Marcus Automobile, 14 Ağustos’ta yayımlanan haberlerle geniş kitlelere duyuruldu. Haberlerde şirketin Türkiye’de üretim ortaklarıyla görüşmeler yürüttüğü, Avrupa tip onaylarını aldığı ve binlerce araç ürettiği yönünde bilgiler yer aldı.
Faruk Bildirici ise bu bilgilerin peşine düştü. Yaptığı araştırmada Siegfried Marcus’un 19. yüzyılda yaşamış Avusturyalı bir mucit ve mühendis olduğunu, aynı isimle tanıtılan otomobil girişiminin geçmişi ve mevcut üretimine ilişkin haberlerde anlatılanları destekleyecek yeterli ve doğrulanabilir veriye ulaşamadığını aktardı.
BİLDİRİCİ’DEN MEDYAYA SERT ELEŞTİRİ
Bildirici, haberlerin kaynağının yeterince sorgulanmadığını savundu. Açıklamaların ve basın bültenlerinin araştırılmadan haberleştirilmemesi gerektiğini vurgulayan Bildirici, gazetecilik açısından şüphe etme ve bilgiyi doğrulama sorumluluğuna işaret etti.
Bildirici, ortaya çıkan tabloyu medyanın henüz doğrulanamayan bir otomobil projesinin pazarlanmasında kullanılması olarak değerlendirdi.





