Türkiye’nin Suriye sahasındaki askerî varlığının geleceği yeniden tartışma konusu olurken, güvenlik kaynakları çekilme meselesinin bir takvime değil, sahadaki güvenlik gerçeklerine bağlı olduğunu vurguluyor. Son dönemde SDG ile Şam yönetimi arasında imzalanan mutabakat sonrası “Türk Silahlı Kuvvetleri çekiliyor” iddiaları gündeme gelmiş, ancak Milli Savunma Bakanlığı bu iddiaları net ifadelerle yalanlamıştı.

Ankara’nın pozisyonuna göre Suriye’deki varlık geçici nitelik taşıyor; ancak geri çekilme için üç ana başlıkta somut gelişme bekleniyor.

Uc Sart Saglanirsa Suriyeden Cekiliriz Turkiye Sara Yonetimine Net Sekilde Iletti 1767686 202601312352 20260131235244 2

ÇEKİLME İÇİN MASADAKİ 3 ŞART

Güvenlik birimlerinin değerlendirmelerine göre Türkiye’nin şartları özetle şöyle: Suriye genelinde devlet otoritesinin ülke çapında tam olarak tesis edilmesi, Türkiye sınır hattının kalıcı ve sürdürülebilir biçimde güvence altına alınması ve sınır ötesinden Türkiye’ye yönelen terör tehdidinin tamamen ortadan kaldırılması.

Bu üç başlıkta kalıcı istikrar sağlanması durumunda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sahadaki görevini tamamlayabileceği ifade ediliyor.

Uc Sart Saglanirsa Suriyeden Cekiliriz Turkiye Sara Yonetimine Net Sekilde Iletti 1767686 202601312352 20260131235244 1

SDG VE ENTEGRASYON TARTIŞMASI

Suriye’nin kuzeyindeki silahlı yapılarla ilgili değerlendirmelerde, bazı Arap aşiret unsurlarının Suriye Demokratik Güçleri’nden ayrıldığı, yapının ağırlıklı olarak YPG unsurlarından oluştuğu belirtiliyor. Güvenlik kaynakları, mevcut yapının kurumsal kimliğiyle devam etmesinin risk olarak görüldüğünü, entegrasyonun ancak bireysel temelde ve “tek devlet, tek ordu” yaklaşımıyla mümkün olabileceğini dile getiriyor.

Terör eylemlerine karışmamış kişilerin sisteme dâhil edilebileceği, ancak silahlı yapıların blok hâlinde varlığını sürdürmesinin kabul edilmediği vurgulanıyor.

MUTABAKATLAR SAHAYI NASIL ETKİLEDİ?

10 Mart’ta imzalanan mutabakatın entegrasyon hedefi taşıdığı ancak sahada tam karşılık bulmadığı, sürenin dolması sonrası Şam yönetiminin kamu düzeni gerekçesiyle operasyonlara yöneldiği ifade ediliyor. 18 Ocak’taki ikinci anlaşmanın ise askerî dengeler nedeniyle daha ağır şartlar içerdiği ve Şam’ın sahadaki pozisyonunu güçlendirdiği değerlendirmesi yapılıyor.

AFRİN MODELİ VE SAHADAKİ UYGULAMA

Türkiye’nin harekât bölgelerinde idari sorumlulukların kademeli biçimde yerel Suriye makamlarına devredildiği belirtiliyor. Afrin’de yerel güvenliğin devri sonrası geçici görevli Türk polis ve jandarma unsurlarının geri döndüğü, askerî birliklerin ise üs bölgelerinde konuşlu şekilde varlığını sürdürdüğü aktarılıyor.

Son tabloya göre Ankara, “çekilme” başlığını siyasî bir takvimle değil, sahadaki güvenlik denklemine bağlı bir süreç olarak görüyor. Şartların oluşmadığı değerlendirmesi sürdüğü sürece askerî varlığın devam edeceği mesajı veriliyor.

Muhabir: SAFA KAAN ÖZTÜRK