Merhaba,

Bu sayfayla, hayatlarımızın içinde yer eden gürültünün, hızın ve günün, gündemin dayattığı aceleciliğin biraz dışına; söze, sese, renge ve düşünceye ayrılmış bir alana adım atıyoruz. Burası, kültür ve sanatın yalnızca olan bitenini değil, bu olan bitenin bizde bıraktığını konuşacağımız bir alan olacak.

Resimden edebiyata, müzikten tiyatroya uzanan bu sayfada; yorumlar, denemeler, söyleşiler ve röportajlar yer alacak.
Burada, usta isimlerle yapılmış söyleşilerin yanı sıra, genç seslere, kenarda kalmış işlere, gözden kaçan ayrıntılara da yer açmak istiyoruz. Çünkü kültür ve sanat, ancak çoğaldıkça ve paylaşıldıkça canlı kalır.

RAGGA OKTAY’LA RİTMİ YAKALAMAK

Bu çoğul sesler arasında, ritmi hayatının merkezine yerleştirmiş o usta isimlerden biriyle, Sevgili Ragga Oktay’la birlikteyiz. Müziği sadece üreten değil, onunla yaşayan; sesi, sözü ve duruşuyla yıllardır farklı kuşaklara temas eden Ragga’yla, ritmin insan hayatındaki karşılığını, yolculuğunu ve bugüne bıraktıklarını konuşuyoruz.

- Ragga Oktay’la ritmi yakalamak için hiçbir zaman geç değil. Ragga Muffin Style modunu açalım mı Raggacığım?
Tabii, açalım Ahmetciğim, sağ ol.

Ragga Oktay I Love You Adli Yepyeni Single Calismasini 19 Nisan Da Sevenlerinin Begenisine Sunuyor 67379 600X315H

REGGAE’DEN ANADOLU EZGİLERİNE

- Şarkılarında reggae, rap, pop ve Anadolu ezgilerini doğal bir şekilde harmanlıyorsun. Bu fikir nasıl ortaya çıktı? Bilinçli bir arayış mıydı, yoksa kendiliğinden mi gelişti?
Aslında bu bilinçli olarak yapılan bir şey değildi. Yaşadığım ortamdan dolayı bu şekilde geliştiğini düşünüyorum.

- Bu tarzı geliştirmende ve müzikal kimliğini şekillendirmende Hollanda’da büyümenin etkisi de vardır mutlaka.
Elbette. Yani etrafımda çok farklı kültürel yaşam formları vardı. Siyahiler, Kabardiyanlar, Jamaikalılar, Surinamlılar, Hollandalılar, Marukanlar, Hindistanlılar… aslında hepsinin müziğinden bir şeyler kaptım ve onların sayesinde tarzımı bir şekilde zenginleştirdim. Tek yapmam gereken şey, bunları kendi müzikal zevkimle harmanlayıp kendime bir tarz oluşturmaktı. Müzikal yeteneğim de buna müsaitti zaten. Çünkü ben sadece Rap değil, Reggae de yapıyordum, Reggaeton da. Ki bu tarzlar o zaman neredeyse hiç yoktu. Ama bunu Türk motifleriyle harmanlayarak aslında Ragga Oktay tarzını tam olarak buldum diyebilirim. Tabii bu sadece bir şeyleri bir araya getirerek yeni bir şey ortaya çıkarmakla da olmuyor. Yaşıyorsun. Yaşayarak aslında bunu hissediyorsun ve nihayetinde o müzik içine işlediğinde, o ritim içine vurduğunda, zengin ve güzel melodilere dönüşüyor. Bu da artık kendi kabiliyetinize kalmış bir şey tabii ki…

“RAGGA MUFFIN STYLE” KAVRAMI NASIL OLUŞTU?

- “Ragga Muffin Style” bugün seni tanımlayan bir kavram.
Ragga Muffin Style aslında kendimi bulduğum bir tarz. Çünkü artık o yıllarda tarzları birbiriyle o kadar harmanlıyordum ki, slow ve rap, rap ve Reggae, Reggae ve Reggaeton. Tüm bunların içine Türk motifleri ve arabesk. Aslında Ragga Oktay tarzı böyle oluştu ve bu türü bir şekilde isimlendirmem gerekiyordu ben de bunun ismini Ragga Muffin Style koydum. Yani aslında az önce söylediğim gibi Ahmet. Tamamen sokaktaki yaşantı, getto‘daki yaşantı belirleyici oldu. Farklı kültürlere sahip insanların içine gire-çıka böyle bir sistem oluştu bende. Ragga Muffin Style’da üstüme yapıştı diyebiliriz.

Ekran Resmi 2026 01 11 16.45.18

90’LARDA ALTERNATİF BİR TARZLA SAHNEYE ÇIKMAK

- 90’larda Türkiye’de pop müzik büyük bir patlama yaptı. Sen o dönemde Çukulata Kız, Amano gibi şarkılarla ‘Ragga’ tarzı bir türle bambaşka kulvar açtın müzikte. Pop’un böylesine hızlandığı bir dönemde seni müzikal anlamda zorlayan bir şey oldu mu?
Tabii ki çok zorlandım. Çünkü benim yaptığım müzik neredeyse günah gibi bir şeydi o zamanlar. Yani ‘sen nasıl oluyor da böyle müzik yapıyorsun?’na getiriyorlardı işi aslında. Fantezi, arabesk ve pop müziğin lider olduğu bir dönemdi 90’lar. Benim yaptığım tür ya da diğer alternatif müziklere Türkiye açık değildi. Rock müzik yine bir şekil kabul görüyordu ama sanırım benim yaptığım o kadar yeni bir şeydi ki, insanlar bunu bir müzik türü olarak görmek yerine, eğlenceli ve komik bir şey gibi algıladı. Tabii ki ben bununla da savaşmak zorunda kaldım. Ama hep bu çizgide ısrar ettim. Bana hep, ‘Amano tutmaz, Çukulata Kız da tutmaz’ dediler.

- Direkt böyle mi dediler gerçekten?
Tabii. Hatta reklamlarda kullandığım melodilere bile ‘tutmaz’ diyenler oldu. Ama ben hiçbir akıma, furyaya ya da bir modaya uymadım. Her zaman kararlı bir şekilde kendi yolundan gitmeye çalıştım. Çünkü benim anlatacağım şeyler vardı. Ben insanlara kendi sözlerimle, kendi melodilerimle bunları anlatamadıktan sonra müzik, şan, şöhret vesaire hiçbir şey ifade etmez benim için. Nitekim inandığımı yaptım ve çok şükür insanlarımıza kendi tarzımla güzel bir şekilde ulaşabildim.

Ahmet Ince

“BUGÜNÜN MÜZİĞİNİ O ZAMAN YAPTIM”

- Pop müziğin hızla tüketildiği bir dönemde, senin şarkıların yıllar sonra bile karşılık buluyor. Sence bunun sırrı ne?
Bence bugün günümüzde nasıl her şeye rap diyorlarsa, eskiden de her şeye pop diyorlardı. Ama bunların çoğu içinde bulunduğumuz dönemden dolayı. Yapılan güzel ve kaliteli şarkıları söyleyeceklerimin dışında tutuyorum ama bugünkü kalitesiz müzik 90’larda da yapılıyordu. Yani anında tüketilebilecek, başarıyı hızlı yakalayabilecek, sanatçıları konserlere taşıyabilecek şarkılar… Neredeyse o zaman da birbirlerinin aynısı çok fazla şarkı vardı.

- Hafızalara kolay yer eden, kaliteden yoksun şarkılar.
Evet. Bence benim müziğimi bugün halen karşılığı olmasının sebebi, aslında bugünün müziğini de o günler yapmış olmamda yatıyor. Yani ben eskiden bile bugünün müziğini yapıyordum. Çünkü bugün bakarsan, Rap, Reggae, Reggaeton, bunlar zaten benim yaptığım müzik türleriydi. İçim, az önce bahsettiğim bu zengin melodilerle dolu olduğu, değişik ve farklı yorumlar bulabildiğim için insanlar halen bende onlara dokunan güzel bir şeyler bulabiliyorlar. Yine aslında az önceki soruna verdiğim cevaba dönüyoruz. Müzikal zenginliğim sayesinde, yeteneğim ve yaratıcılığımdan kaynaklanan şeylerle, bugün çok farklı bir tarz olarak, çok güzel karşılık alabiliyorum. Hit şarkılar yapabiliyorum ve bu tabii ki çok güzel bir şey. Bazen bana ‘acaba bugün mü kariyerin başlasaydı’ diyenler oluyor. Buna katılmıyorum. Çünkü 90’lı yıllarda bu müziği yapmam, benim için daha değerli ve zaten bu işi yıllar önceden yaptığımı gösterebildiğim bir şey aslında.

5 9

“YENİDEN”İN İKİNCİ HAYATI

- ‘’Yeniden’’ son zamanda dillerden düşmüyor. Hatta bazı sabahlar uyandığımda durduramadığım bir şekilde kafamın içinde senin bu şarkın çalıyor. O ritim hepimizin içine işledi. Tabii şarkının yeniden patlamasında katkısı olan bir de dizi var. Şarkın, dizideki karakterin dansıyla birlikte viral oldu. Çok sevildi ve neredeyse her alanda çeşitli versiyonları oluşturuldu. İnsanlar çeşitli formlarda yaşadığı sevinçlerini hep bu şarkıyla dile getirdiler.
Kesinlikle dizinin çok büyük etkisi oldu. Ama bu demek değil ki dizilerde çalan her şarkı viral olacak. Ya da viral olmayı bırak, viral olduktan sonra da dinlenmeye devam edecek. Ancak bunda bütün dizi ekibinin, yönetmenin, senaristin ve ‘Yeniden’i bulan kişinin de aynı Sevgili Görkem Sevindik kadar büyük katkısı var tabii ki. Çünkü şarkıyı çok doğru yerde, çok doğru biçimde kullanmışlar ve gerçekten inanılmaz keyifliydi.

- 10 yıl önce yaptığın bir şarkının, günümüzde farklı kuşaklar ve çok geniş bir kitle tarafından bu kadar sahiplenilmesini nasıl yorumluyorsun?
‘Yeniden’ bundan önce de birkaç kez daha viral olmuştu ve çok dinlenmeye başlamıştı aslında. ‘Zamanın önünde yapılan bir şarkı’ diye düşünüyorum ben bunu. Yani zamanında hak ettiğini bulamamış bir şarkı. Ama tabii ki güzel etkileşimler bunlar. Bir de doğru yerde kullanıldığı zaman ister istemez şarkının reklamı da oluyor. Bunun en güzel tarafı da diziden ziyade, insanların çeşitli platformlarda dizideki karakterin dansının aynısını yapması. Bu dansla birlikte şarkıyı o kadar benimsediler ki, ‘maaşımı alınca ben, eşimle sinemaya gidince ben, çocuğum mamasını yiyince ben’ gibi versiyonları oluştu. İnsanlarımız bunu olumlu yönlere çekerek çok eğlenceli bir hale getirdiler. Aslında 7’den 77’ye, anneler, teyzeler, babalar, amcalar, çocuklar, gençler, kızlar, erkekler, herkes bu şarkıyı benimsedi ve bu şarkıyla eğlendi. Benim için en önemlisi şarkımı kabul ettiler ve dinlemeye devam ettiler. Sokaklarda küçücük çocuklar ‘içime içime vursun ritim içime’ diye şarkımı söylüyorlar.

- Bunu bazen ben de yapıyorum. (Gülüyoruz.)
Bu aslında benim taa Çukulata Kız’dan, Amano’dan ve oynadığım reklamlarda yaptığım müziklerden beri, her zaman yaptığım bir şey. Çok şükür bugüne kadar hep kendi akımımı yaratabildim. Hep kendimi taklit ettirebildim, sevdirebildim. Bu benim için çok önemli. Demek ki ben kendi müzik tarzımla, ne olursa olsun iyi ya da kötü, bazen gündemde kalarak bazen hiç olmayarak kabul gördüm. Her şeye rağmen yine de her zaman kendi müzik tarzımı yapmayı tercih ettim. Bugün de bu nedenlerden dolayı yine halkımız tarafından bu güzel duyguların içine çekildim. Çok mutlu hissettiğim bir yeni yıla taşıdılar beni. İnsanları böyle neşeli görmek beni çok mutlu ediyor. Dolayısıyla da bir kez daha bu duyguları yaşamak benim için çok güzel bir olay.

69396711586197A571Cd329C

GÖRKEM SEVİNDİK’LE TANIŞABİLDİN Mİ?

- Peki, sonrasında dizideki karaktere hayat veren Görkem Sevindik’le görüşme fırsatın oldu mu?
Sevgili Görkem Sevindik’le maalesef henüz tanışma fırsatımız olmadı, ama olacaktır mutlaka. Hepimiz çok yoğunuz. Benim Türkiye’nin dört bir yanında konserlerim var. Onun da dizi çekimleri. İnanılmaz başarılı bir performans sergiledi, süper dans etti ve tabii ki şarkıya da büyük katkısı oldu. Şarkının da diziye. Bu aslında birbirini bulan güzel ve pozitif unsurlardan kaynaklandı. Birbirini tamamladı. Dediğim gibi, dizinin senaristinden tut, şarkıyı oraya yerleştireni, montajcısı vesaire, ustalar bir araya gelince, doğru şarkıyla ortaya böyle güzel şeyler çıkabiliyor. Çok güzeldi.

YENİ ŞARKILAR GELİYOR MU?

- “Yeniden” bir zaman yolculuğu gibi. İkonik bir şarkı. Daha önce birilerine ait şarkıların, bir başkası tarafından cover’landığında popülerlik kazandığını gördük ama senin şarkın yine seninle zirveye çıktı. Şarkı ikinci hayatını yaşıyor bi’nevi.
Haklısın. Benim amacım, 7’den 77’ye herkese ulaşmak. Hayranım olsun ya da olmasın. Fark etmez. Benimsedikleri tarz ve dinledikleri sanatçıların dışında, benim tarzıma uzak olan insanlar da ‘mutlaka bir-iki Ragga Oktay şarkısı dinleyebilir’ amacıyla çıktım ben. Çünkü benim hedefim, mümkün olduğunca çok insanlara ulaşmaktı. Bu tarzı dinlemeyenler de dahil. Ben aslında oluşturduğum bu tarzı, herkesin dinleyebileceği bir seviyeye taşımaya, halktan aldığım enerjiyi, onlara pozitif bir enerjiyle yeniden sunmaya çalıştım. Çok şükür aynı Çukulata Kız’daki gibi, Amano gibi ya da reklam filmlerindeki gibi ‘Yeniden’de herkesin diline dolandı. Şarkı beğenildi. Bu çok zor bir iş. Rap dediğiniz an, bugün birçok rapçi yaptığı müziğin sadece belirli bir kesime hitap ettiğini bilir ve öyle davranır. Ama benim hedefim her zaman daha büyük kitlelere ulaşmak. Çünkü benim tarzım rap’ten de öte… ve ben bunun için bütün hayatımı verdim. Karşılaştığım bütün insanlardan, bütün hikayelerden, bütün kültürlerden bir şeyler aldım, emdim ve bunu müziğe dönüştürerek yeniden sundum. Dolayısıyla bu konuda da çok mutluyum.

- Sana da yeni bir motivasyon sağladı bu durum. “Yeniden”in yakaladığı bu rüzgar yeni şarkıların da habercisi diyebilir miyiz?
Tabii ki bana bir motivasyon sağladığı Ahmet. İnanılmaz mutlu oldum. Düşünsene, kim olmaz ki yani? Şarkınız bütün Türkiye’de dinleniyor, konuşuluyor, taklit ediliyor. Sadece bir anlık olmuyor ama. Şarkınız herkes tarafından seviliyor. Bu tabii ki her zaman çok sevdiğim bir şey. Beni yaşatan şeyler bunlar. Ben her zaman bunun için müzik yaptım. Bazen geri çekildiğim de oldu. Şan, şöhret gerçekten benim hiçbir zaman umurumda olmadı. Mesela insanların benimle fotoğraf çekmesinin ya da meşhur olmamın benim hayatıma hiçbir katkısı yok. Bunlar başka şeyler ama melodilerle, şarkılarla, sözlerimle onları mutlu ettiğim zaman dünyalar benim oluyor. Benim için hayatın anlamı bu demek. Dolayısıyla da bu nedenle yeni şarkılar yapmaya her zaman devam ediyorum. Bazen gündemde olarak, bazen kendimi geri çekerek… ama şarkılar her zaman olacaktır. Elimden geldiği kadarıyla kendimi iyi hissettiğim her zaman müziğimle, şarkılarımla bir şeyler yapmaya çalışacağım. Bunun dışında zaten her zaman piyasada olmayı tercih eden bir insan değilim.

Ekran Resmi 2026 01 11 16.28.48-1

HİT BASKISI VAR MI? “YİNE TUTAR MI?” SORUSU

- ‘Yeniden’ çıtayı biraz yükseltti. Şarkının bu başarısından sonra, ‘yine böyle bir şarkı yapabilir miyim acaba?’ dediğin oldu mu? Bir baskı oluşturuyor mu?
Tabii bir şarkı patlayınca insanların beklentisi aynı tarzda yeni bir şarkı, ama bu maalesef böyle istek üzeri olmuyor bu. Mesela Amano’da da böyleydi, Çukulata Kız’da da. Yine yeni bir Çukulata Kız beklediler. Ama ben tam tersi, ‘Gitme Kal’ gibi slow bir şarkı yaptım. Yazdım, besteledim sonra Yıldız Tilbe’yle birlikte okudum. O da mesela çok slow bir şarkı. Dolayısıyla bir baskı oluşturmuyor. Ben aslında daha çok, bu hayatıma ya da bu yaşıma göre kendimi nasıl hissediyorum, neler yaşadım, bunlardan yola çıkarak şarkı yapıyorum. Çok da ticari bakamıyorum bu olaya. Evet, ‘böyle bir şarkı tuttu, hemen böyle bir şarkı daha yapayım’ diyemiyorum yani. Bu bana çok basitmiş gibi geliyor. Ben daha çok, ‘kendim ne istiyorum, bu sefer ne yapabilirim, hangi şarkılarım şimdi halka ulaşabilir’ gibi maddeleri ön planda tutarak, bunları ölçerek, kendi sevdiğim şarkılar nedir, bunları düşünerek yeni şarkıma odaklanıyorum. Bakalım bundan sonraki şarkım hangi tarzda ve nasıl olacak göreceğiz.

HIZLI OKUMAK, TEKERLEMELER VE ÖNCÜLÜK

- Şarkılarında sözler genellikle çok hızlı akıyor ve dolayısıyla bazı sözcükleri yakalamak zorlaşıyor. Bir dönem şarkıların sözlerini anlayanlara ödül vereceğin konuşulmuştu.
Tabii kimse şarkı sözlerimi çözemedi o aralar. Ben bile ne söylediğimi bilmiyordum bazen. (Gülüyoruz) Gerçekten Türkiye’de ilk en hızlı okuyan kişi bendim. Çok hızlı okuyordum.

- Hala öylesin.
Hızlıydım. Tekerlemelerim de ona göreydi. Yani aslında bu sözlerimle melodik rap diyebiliriz buna. Melodik şarkılarım da oluyordu ve bunlar da benim çok hoşuma gidiyordu. Tabii ki benden sonra bunu yapanlar da oldu, ama ben bunun öncülüğünü yaptım. Benim müziğimi dinleyen insanlardan ziyade birçok komedyen de taklit etti beni. Çok eğlenceliydi, çok komikti. Ben değişik formüller bulduğuma inanıyorum. O yaşlarda onlar güzeldi, bu yaşımda da yine farklı metotlar, ‘Yeniden’ gibi farklı stiller yaratıyorum. Bunları hep kendimi aşmak için yapıyorum. Eskiden yaptığım şeyi şimdi bir daha yapmamaya çalışıyorum. Çünkü bu beni tatmin etmiyor. Gelişmek, geliştirmek lazım. Bu yüzden hep böyle, yeni bir arayış içindeyim. Senin de dediğin gibi ‘Yeniden’ aslında on sene önce yaptığım bir şarkıydı, bugün değil. Ama ne mutlu ki, on sene sonra da olsa sadece şarkı olarak değil, bu tarzla da gençlere örnek oldu. Bugünün Rap’inde kullanılan o okuma tarzından çok daha farklı olduğunu görebiliyor gençler. Çok daha akıcı ve çok daha yetenek gerektiren bir şey aslında.

Ekran Resmi 2026 01 11 16.29.30

SAHNE DIŞINDA RAGGA OKTAY NASIL BİRİ?

- Biraz müziğin dışına çıkalım, magazinsel bir soru sorayım şimdi sana. Sahnede oldukça hareketli, enerjik ve neşelisin. Ben biliyorum ama, bilmeyenler için sahne dışında Ragga Oktay nasıl biri?
Ragga Oktay, hayatı seven biri… insanları seven, selamlaşmayı seven biri. Paradan, şandan, şöhretten etkilenen biri değilim. Ben en kötü zamanlarımda da aynıyım, en iyi zamanlarımda da. Sıradan zamanlarda olduğu gibi, en meşhur, en popüler zamanlarımda da yine aynı şeyleri yapıyorum. Aynı şeyleri yiyorum, aynı yerlere gidip oturuyorum. Hiç kimseden kaçmıyorum, her zaman insanların içindeyim. Çünkü ben her zaman insanlardan besleniyorum. Hayatımı günden güne yaşayan ve her gününü çok güzel değerlendirmeye çalışan biriyim. İster param olsun ya da olmasın, önemli değil. Hiçbir şeyim yoksa bile, pencereden dışarı bakıp, güzel şeyler düşünmeye çalışan bir insanım aslında.

“MC DANDİK” VE EKRAN SERÜVENİ

- 2013 Yılında kendi film ve reklam şirketini kurduğun dönemler çoğunlukla reklamlarla karşımıza çıktın. Dizilerde oynadın ve “MC Dandik” adlı bir de komedi türünde sinema filmini yazdın, yönettin ve başrolünde de oynadın. Film, özellikle ‘’Sabunum düştü’’ repliğiyle hafızalara kazındı. Biraz da bu oyunculuk yönünden bahsetmek istiyorum.
- Filmle ilgili bir şeyler söylemek ister misin? Biliyoruz, müzik hayatının vazgeçilmezi ama oyunculuk?
‘MC Dandik’ benim ilk defa kendi yazıp yönettiğim bir filmdi. Oyunculuğu çok sevdim. Tabii bu da bir GSM operatörü için çektiğimiz reklamlardan sonra başladı. Biraz da şarkılarıma çektiğimiz video kliplerden sonra. Ama reklam filmleriyle inanılmaz bir başarı yakaladıktan sonra ‘Mert ve Gert,’ ‘Tadımız Kaçmasın’ gibi birkaç dizide baş rol oynadım. Bu gerçekten çok hoşuma giden bir şeydi. Çünkü insanlarımızın beni oyunculuk alanında görmekten de keyif aldığını fark ettim ve gerçekten çok güzel geri dönüşler oldu.

- Oyunculuk alanında gerçekleştirmek istediğin projelerin var mı?
Her ne kadar benim birinci planım müzik olsa da, yine de arada reklamlarda, dizilerde ve filmlerde oynamak isterim tabii. Oyunculuk yapmak hoşuma gidiyor. Ama bunu yaparken daha çok kendime yakın rollerde olmaya ya da bu yönde yazmaya çalışıyorum. Yani yine ‘Ragga Oktaylık’ bir proje olduğu zaman o projenin içinde olmak isterim. Sıradan bir karakterle bir dizide rol almak istemiyorum. Reklam filmlerinde yaptığım gibi, yine Ragga Oktay tarzı. İnsanlarımızın karşısına yine kendi tarzıma sadık kaldığım bir projeyle çıkmak hoşuma gider. Aklımda bir şeyler var Ahmet, önümüzdeki kısa bir zamanda olursa, çok mutlu olacağım. Bekleyip göreceğiz.

Ekran Resmi 2026 01 11 16.29.13

FUTBOLCULUK HİKAYESİ: GALATASARAY’LA KESİŞEN YOL

- Bir de Ragga Oktay’ın hayatında, pek az kişinin bildiği futbolculuk kariyeri de var. Hatta öyle ki, Rotterdam’da oynarken ikinci lige kadar yükseliyor ve o dönemler Galatasaray seçmeleri için İstanbul’a davet ediliyorsun. Fakat Ragga Oktay, kariyerine müzikle devam etme kararı alarak, futbol sahalarının yerine sahneleri tercih ediyor. Bu kararını alırken en önemli etken ne oldu?
Ben direkt böyle bir karar almadım aslında. Biraz da hayatım bu yönde gelişmesini sağladı. Benim için zaten her zaman bir numarada müzik vardı. Benim yolum Galatasaray’a çağrıldığımda Türkiye’yle kesişti ve bir anda plak şirketiyle anlaşma yaptığımda, otomatik olarak futbolu bırakmak zorunda kaldım. Çok gençtim ve hep içimde uhde kaldı bu.

- Futbol hayatının neresinde?
Futbolu seviyorum ama şimdilerde sadece bir taraftarım. Bunu da ön planda tutarak bazı kesimlerde daha sevimli görünmeye çalışmadım. Çünkü ben Ragga Oktay olarak şarkılarımı tüm insanlara yapıyorum ve bir futbol takımıyla kendimi ön plana çıkarmak istemiyorum. Gerekirse bütün takımların sahnelerinde yer alıp, onları eğlendirebilirim, hiç fark etmez. Benim amacım insanları ayrıştırmak değil bir araya getirmek. Onların müzikte birleşmesini sağlamak. Dolayısıyla futbolu iyi bilirim ve yapabileceğim çok şey vardı. Futbolda çok iyiydim. Müzik zaten benim hayatım, ama futbolun yeri de başka. Futboldan önce müzik anlaşması yapınca maalesef futboldan vazgeçmek zorunda kaldım. Ama hiçbir şeyden pişman değilim. Hiçbir zaman ‘keşkelerle’ yaşamadım. Ne mutlu bana ki, müzikte Ragga Oktay olarak ülkemizde böylesine güzel şeyler yaşayabildim. İnsanlar bana her zaman çok sıcak ve samimi davrandılar, beni sevdiler. Benimle güldüler. Sarıldılar. Kendi ailelerinden biri olarak gördüler. Bu nedenle her zaman bunun mutluluğunu yaşıyorum.

GENÇ MÜZİSYENLERE TAVSİYE: “SEVDİĞİN ŞEYE VAKİT AYIR”

- Az önce de konuştuğumuz gibi, müzikte kendine has bir tarz oluşturdun. Ragga Muffin Style çok sevildi. Genç müzisyenlere, özellikle kendi tarzını yaratmak isteyenlere neler tavsiye edersiniz?
Müzikte tavsiye verilmez. Müzik bir insanın içinde ya vardır ya yoktur. Bir de tabii ki burada vizyon da önemli. Şimdi müzik o kadar açık bir konu ki, kimileri sadece popüler olmak için yapar, kimileri müziğini dinletmek için yapar. Kimileri de müzikal anlamda hiçbir yeteneği olmamasına rağmen inanılmaz popüler olabilir. Hatta kimileri vardır, çok iyi müzisyen olmasına rağmen parasızlıktan sürünebilir. Maalesef müziğin şekli budur, acımasızdır. Bu yüzden hiçbir tavsiye veremem, çünkü herkes kendi yolunda, kendi yaşadıklarıyla, kendi tecrübeleriyle bir yere varır ya da varamaz. Bu nedenle tavsiye vermek çok riskli bir iş, ama şunu söyleyebilirim, sistem bizi öyle bir hale getirdi ki, insanlar sevdikleri insandan daha çok sevmedikleri insanlarla uğraşıyorlar. Bence bu da insanları hayallerinden uzak tutan bir unsur. İnsanlar, sevmedikleri insanlara vakit ayıracaklarına, sevdikleri insanlara ya da şeylere vakit ayırsınlar. Bu kendileri adına en sağlıklı adım olur. Bu sayede ileride daha doğru karar verebilir ve daha kaliteli seçimler yapabilirler. Benim genç müzisyenlere söylemek istediklerim bu kadar.

- Pekala, çok teşekkür ederim o hal. Son olarak söylemek istediğin bir şeyler var mı Ragga?
Bu röportaj için sana da çok teşekkür ediyorum Sevgili Ahmet. Bizi okuyan herkese sevgilerimi, saygılarımı iletiyorum. Herkese sağlıklı, mutlu, güzel bir yıl diliyorum. Kendinize çok iyi bakın. Sevgiler, selamlar.

Kaynak: AHMET İNCE