Ankara’nın Washington’dan beklediği savunma ve güvenlik kararları, ABD ara seçimlerinin ardından daha güçlü bir Kongre denetimiyle karşılaşabilir. Başkan Donald Trump görev süresinin kalan iki yılına Demokrat çoğunlukla girerken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la kurduğu ilişkinin somut kararlara nasıl yansıyacağı yeniden önem kazandı.
Seçim sonucu, Türkiye’ye ilişkin dosyaların kapanacağı ya da çözüleceği anlamına gelmiyor. Ancak Beyaz Saray’ın tercihleriyle Kongre’nin yaklaşımı arasındaki denge, süreçlerin ilerleyişini etkileyebilir.
LİDERLERİN YAKINLIĞI KONGRE ENGELİNİ AŞMAYA YETECEK Mİ?
Erdoğan ve Trump arasındaki görüşmeler, iki ülke için doğrudan bir diplomasi kanalı oluşturuyor. Buna karşılık silah satışları, yaptırımlar ve savunma iş birliği yalnızca liderlerin mutabakatıyla sonuçlanmıyor.
Eski Beyaz Saray yetkilisi Mark Pfeifle’ın değerlendirmesi de bu sınıra işaret ediyor: İki liderin yakın ilişkisi, Kongre’den kaynaklanabilecek siyasi ve hukuki engelleri tek başına ortadan kaldırmayabilir. Demokrat çoğunlukla birlikte Türkiye’ye ilişkin bazı kararların daha sıkı incelemeye alınması mümkün.
F-35 DOSYASINDA S-400 KOŞULU SÜRÜYOR
Türkiye, Rusya’dan S-400 hava savunma sistemlerini almasının ardından 2019’da F-35 programından çıkarılmıştı. Ankara’nın programa dönüş ve en az 40 uçak satın alma hedefi, yeni dönemin önemli başlıklarından biri. Trump, Temmuz 2026’da F-35 satışının ve yaptırımların kaldırılmasının değerlendirilebileceğini söylemişti. Ancak programa dönüş için mevcut yasal koşulların karşılanması gerekiyor. S-400’lere ilişkin şartların yerine getirildiğinin ABD yönetimi tarafından Kongre’ye bildirilmesi, bu sürecin kritik aşamaları arasında bulunuyor.
Yeni Kongre’nin Türkiye’nin dönüşüne nasıl yaklaşacağı ise henüz netleşmiş değil.
CAATSA’DA ÇÖZÜM İÇİN YALNIZCA BAŞKANIN KARARI YETMİYOR
ABD’nin Aralık 2020’de uygulamaya koyduğu CAATSA yaptırımlarının kaldırılması, Ankara’nın öncelikli beklentilerinden biri olmayı sürdürüyor.
Bu dosyada başkanlık makamının yetkilerinin yanında Kongre’nin rolü ve yasal şartlar da önem taşıyor. Demokratların çoğunluğu kazanması, yaptırımların kesinlikle süreceği anlamına gelmiyor. Kaldırılacağına ilişkin bir güvence de oluşturmuyor.
KAAN İÇİN MOTOR TEDARİKİ DE YENİ DENGENİN İÇİNDE
Türkiye’nin milli muharip uçağı KAAN için F110 motorlarının tedariki de Washington’daki siyasi süreçle bağlantılı.
ABD Kongresi Araştırma Servisinin Temmuz 2026 tarihli değerlendirmesinde, Trump yönetiminin yaklaşık 80 F110 motorunun olası satışını Haziran 2026’da Kongre’ye bildirdiği bilgisi yer alıyor. Bazı Kongre üyelerinin itiraz ettiği satışta, yeni dönemin denetim ve ihracat izni süreçleri önem kazanacak.
SURİYE POLİTİKASI BİR SEÇİMLE DEĞİŞMEYECEK
Ankara ile Washington arasındaki görüş ayrılıklarının önemli başlıklarından biri Suriye ve SDG’ye yaklaşım. Kongre’deki çoğunluk değişimi, ABD’nin Suriye politikasının doğrudan değişeceği anlamına gelmiyor.
Buna karşılık bölgesel güvenlik kararlarında Kongre denetimi devam edecek. Türkiye’nin NATO içindeki konumu, Rusya’yla ilişkileri, enerji bağlantıları ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeler de ikili temasların gündeminde kalacak.
TRUMP’IN ELİNDE VETO YETKİSİ VAR
Seçimlerin ardından Demokratlarla çalışmaya hazır olduğunu açıklayan Trump, gerektiğinde veto yetkisini kullanabileceğini de belirtti. Kongre’nin başkanlık vetosunu aşabilmesi için hem Senato’da hem Temsilciler Meclisi’nde üçte iki çoğunluk gerekiyor. Dolayısıyla Demokratların seçim başarısı, Trump’ın yürütme ve veto yetkilerini ortadan kaldırmıyor.
Türkiye açısından yeni dönemin somut sonucu, F-35, yaptırımlar ve motor tedariki gibi dosyalarda Beyaz Saray ile Kongre’nin hangi kararlarda uzlaşabileceğiyle şekillenecek.





