Uluslararası belgelerde yer alan iddialar ve Türkiye’de yaşanan büyük felaket sonrası ortaya atılan kayıp çocuk söylemleri, hassas bir başlığı yeniden gündeme taşıdı. Deprem sonrası yaşanan kaotik ortamda çocukların güvenliği konusu bir kez daha tartışmaya açıldı.
EPSTEIN DOSYALARI VE TÜRKİYE BAĞLANTISI TARTIŞMASI
ABD’de kamuoyuna açılan milyonlarca sayfalık belgede, insan ticareti ve çocuk istismarı iddialarına ilişkin çeşitli tanık beyanları yer aldı. Belgelerde bazı ülkelerden reşit olmayan kız çocuklarının taşındığı yönünde ifadeler bulunması, Türkiye’de de yankı buldu.
Bu çerçevede, felaket dönemlerinde kaybolan çocuklar konusu yeniden hatırlandı.

AHMET ERCAN’IN PAYLAŞIMI DİKKAT ÇEKTİ
Deprem bilimci Ahmet Ercan, yıllar önce yaptığı açıklamada, deprem bölgesinde kurtarılan bazı çocukların akıbetine dair endişelerini dile getirdiğini belirtmişti. Ercan, o dönem yaptığı bildirim üzerine resmi makamlara bilgi aktardığını, ancak sonrasında yanlış bilgilendirme gerekçesiyle hakkında işlem yapıldığını ifade etmişti.
Bugün yeniden dolaşıma giren sözlerinde, “6 Şubat depreminde 55 çocuğumuz kayıp” ifadesini kullanması, tartışmayı daha da büyüttü.
KAYIP ÇOCUKLAR SORUSU YENİDEN GÜNDEMDE
Deprem sonrası oluşan düzensiz ortamda kimliklendirme, kayıt ve aile eşleştirme süreçlerinin ne kadar sağlıklı yürütüldüğü sorusu kamuoyunda yeniden dile getiriliyor. Uzmanlar, böyle dönemlerde bilgi kirliliğinin de hızla yayılabildiğine dikkat çekiyor.
Çocukların korunmasına ilişkin süreçlerin şeffaf yürütülmesi gerektiği vurgulanırken, kayıp iddialarının resmi verilerle netleştirilmesi talep ediliyor.






