Ahmet Hakan, "Yazarının sildiği ama akıllardan silinmesi imkansız bir yazı" başlıklı köşe yazısında, Bulgar gazeteci Sophia Pronekos'un NATO Zirvesi sırasında kaleme aldığı ve daha sonra sosyal medya hesabından kaldırdığını belirttiği yazıyı okurlarıyla paylaştı. Hakan, söz konusu metnin kısa sürede büyük ilgi gördüğünü ancak neden silindiğinin bilinmediğini ifade etti.

NATO ZİRVESİNDE EN ETKİLEYİCİ AN OLARAK MEHTERİ GÖSTERDİ

Ahmet Hakan'ın aktardığı yazıda, Ankara'daki NATO Zirvesi'nin en çarpıcı anının müzakere masası değil, liderlerin Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne mehter takımı eşliğinde giriş yaptığı an olduğu vurgulandı.

Yazıda, 21. yüzyılın en güçlü askeri ittifakının liderlerinin, kökleri 13. yüzyıla uzanan mehter geleneğinin ezgileriyle karşılanmasının güçlü bir tarihsel süreklilik hissi oluşturduğu değerlendirmesine yer verildi.

Metinde mehterin yalnızca bir askeri bando olmadığı, Osmanlı ordularında psikolojik üstünlüğün önemli unsurlarından biri olarak kullanıldığı anlatıldı. Avrupa ordularının zaman içinde Osmanlı'nın davul ve zil geleneğini benimsediği, bu etkinin Mozart, Haydn ve Beethoven gibi bestecilerin eserlerine kadar uzandığı da ifade edildi.

Yazıda ayrıca, "Bazen tarih bir medeniyeti kılıçla fethetmez. Bir ritim yeter." cümlesi dikkat çeken ifadeler arasında yer aldı.

"GEÇMİŞ BİR YÜK DEĞİL, BİR DİLDİR"

Paylaşılan metinde Türkiye'nin tarihi mirasını törenlerle dünyaya anlatma biçimine de vurgu yapıldı. "Geçmiş bir yük değildir, bir dildir ve o dili konuşmayı bilen uluslar tarihlerini sadece nutuklarla anlatmazlar. Çünkü bazen birkaç davul vuruşu yeter." ifadeleriyle bu yaklaşım özetlendi.

AHMET HAKAN'DAN DİKKAT ÇEKEN TEŞEKKÜR

Köşe yazısının sonunda Ahmet Hakan, NATO Zirvesi organizasyonunda öne çıkan bazı ayrıntılar için teşekkür mesajı yayımladı.

Hakan; dünya liderlerinin mehter eşliğinde karşılanması, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Kütüphanesi'nin dünya basınına açılması, Türkiye'nin imparatorluk mirasının vurgulanması ve liderlere Anadolu Türk mutfağından lezzetler sunulması fikrini ortaya koyanlara teşekkür etti.

Bulgar yazar Sophia Proneikos, paylaştığı yazı:

Tarih, beni şaşırmaktan asla vazgeçmeyen bir alışkanlığa sahiptir. Neredeyse hiç kaybolmaz. Sadece kendini o kadar zarif bir şekilde sunmayı öğrenir ki, modern insanlar buna törensel protokol demeye başlar. Tam da bu yüzden, Ankara'daki NATO Zirvesi'nin en büyüleyici sahnesi, müzakere masasının etrafında gerçekleşmedi. Bu sahne, ilk el sıkışmadan hemen önce yaşandı; yirmi birinci yüzyılın en güçlü askeri ittifakının liderleri, dünyanın en eski askeri bandosu olan "Mehter"in sesiyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne hoş geldin derken, önlerinde Osmanlı İmparatorluğu'nun farklı yüzyıllarını temsil eden tarihi üniformalı askerler duruyordu. Ne muhteşem bir tarihsel süreklilik hissi: Savaş sonrası dünyanın sembolü olarak 1949'da kurulan bir askeri ittifak, kökenleri on üçüncü yüzyıla uzanan bir askeri geleneğin müziği eşliğinde bir Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na giriyor. Mehter asla sıradan bir askeri bando değildi, bir silahtı. Osmanlı orduları Belgrad'a, Konstantinopolis'e, Rodos'a, Mohaç'a veya Viyana'ya doğru ilerlerken duyulan ilk şey, devasa "kös" davullarının gök gürültüsüydü; ardından "zurnalar"ın keskin sesi, sonra pirinç trompetler ve çarpan zil sesleri geliyordu; çünkü müzik sadece orduyu eşlik etmiyordu, ordunun bir parçasıydı; amacı askerleri eğlendirmek değil, savaştan çok önce düşmana bir imparatorluğun bizzat onlara doğru geldiğini söylüyordu. Avrupa'nın Osmanlı İmparatorluğu ile karşılaşmalarından sonra Batı ordularının kademeli olarak Osmanlı davullarını, zillerini ve sözde "Türk usulü"nü benimsemesi tesadüf değildir; bu usul daha sonra Mozart, Haydn ve Beethoven'ın müziğine bile yolunu bulacaktı, çünkü bazen tarih bir medeniyeti kılıçla fethetmez. Bir ritim yeter. Ve tam da bu yüzden bu töreni bu kadar büyüleyici buldum; kimse Osmanlı İmparatorluğu'nu canlandırmaya çalışmıyor diye değil, Türkiye'nin büyük medeniyetlerin her zaman anladığı bir şeyi anladığını fark ettiğim için: Geçmiş bir yük değil, bir dildir ve o dili konuşmayı bilen uluslar tarihlerini sadece nutuklarla anlatmazlar, çünkü bazen birkaç davul vuruşu yeter.

Muhabir: ERHAN ALVEROĞLU