İzmir’de diri fayların geçtiği ilçelere ilişkin tartışma yeni bir boyut kazandı. MTA haritası üzerinden yapılan değerlendirmelere karşı çıkan Paleosismolog Dr. Ramazan Demirtaş, bir fayın kentten hatta bir binanın altından geçmesinin tek başına o bölgedeki deprem tehlikesini ortaya koymadığını vurguladı.
“FAY GEÇİYOR” DEMEK YETERLİ DEĞİL
Demirtaş’a göre gerçek tehlikeyi ortaya koyabilmek için fayın kayma hızı, büyük deprem üretme aralığı ve son büyük depremin tarihi birlikte değerlendirilmeli.
Özellikle yapıların yaklaşık 50-100 yıllık ekonomik ömrü içinde 6,5 ve üzeri büyüklükte deprem meydana gelme ihtimalinin bilimsel veriler üzerinden incelenmesi gerektiğini savunan Demirtaş, İzmir’deki fayların 6,5 ve üzeri depremleri yaklaşık bin ila 3 bin yıllık aralıklarla ürettiğini ifade etti.
İZMİR’DEKİ 5 FAYA DİKKAT ÇEKTİ
Demirtaş; Tuzla, İzmir, Seferihisar, Gümüldür ve Gülbahçe faylarının ayrı ayrı ele alınması gerektiğini söyledi. Bu fayların deprem tekrarlanma süreleri ile son deprem tarihlerinin ortaya konulmadan yalnızca “diri fay” tanımı üzerinden risk değerlendirmesi yapılmasına karşı çıktı.
EMLAK PİYASASI İÇİN DE UYARDI
Tartışmanın yalnızca deprem endişesiyle sınırlı kalmayabileceğine işaret eden Demirtaş, “İzmir’de 11 ilçe diri fay hattı üzerinde veya yakınında” şeklindeki açıklamaların gerekli bilimsel veriler olmadan paylaşılmasının emlak piyasasında spekülasyona ve mağduriyetlere yol açabileceğini savundu.
“İNSANLARI MAĞDUR ETMEYE KİMSENİN HAKKI YOK”
Demirtaş, fay ve paleosismoloji konusunda uzman olmayan kişilerin yaptığı değerlendirmelerin yanlış algı oluşturabileceğini ifade etti. Yerel yöneticilerin de bu tür açıklamaların bilimsel doğruluğunu sorgulaması gerektiğini söyledi.
İzmir’deki diri fayların değerlendirilmesinde haritadaki konumdan çok deprem üretme potansiyeli ve tekrarlanma sürelerinin esas alınması gerektiğini vurguladı.





