Ekonomik koşullar ve altın fiyatlarındaki durdurulamaz yükseliş, Türk halkının asırlık yatırım alışkanlıklarını değiştirdi. Eskiden "çeyrekten aşağısı kurtarmaz" diyen vatandaş, önce gram altına, şimdi ise bütçesi yetmediği için 0,10, 0,25 ve 0,50 gramlık "mikro" yatırımlara yöneldi. Kuyumcu vitrinlerinde bu minik paketlere ilgi patlasa da, madalyonun diğer yüzünde ciddi bir finansal kayıp riski var. Sektör temsilcileri, bu ürünlerin yatırım aracı olarak görülmemesi gerektiğini, alırken ödenen farkın satarken büyük bir zarara dönüştüğünü vurguluyor.
0,10 GRAMDA 'DARPHANE' SORUNU
Piyasadaki en büyük kafa karışıklığı ise 0,10 gramlık ürünlerde yaşanıyor. Kuyumcular, bu gramajdaki altınların büyük bir kısmının Darphane tarafından basılmadığını, özel rafineriler tarafından "hediyelik" statüsünde üretildiğini belirtiyor.
Resmi bir para birimi veya cumhuriyet altını statüsünde olmayan bu ürünler, bozdurulmak istendiğinde değer kaybı yaşıyor. Kuyumcu Resul Ayan, vatandaşın "Altın altındır" mantığıyla hareket ettiğini ancak 0,10 gramlık bir üründe maliyetin büyük kısmının altına değil, pakete ve işçiliğe gittiğini hatırlatıyor.
ALIRKEN PAHALI, SATARKEN UCUZ
Yatırımcının canını en çok yakan nokta ise "makas aralığı". Normal bir gram altında veya çeyrek altında alım-satım farkı belliyken, mini gramlarda bu fark tolere edilemeyecek seviyelere çıkıyor.
Üretim maliyeti, ambalaj masrafı ve kâr marjı, içindeki küçücük altın miktarının üzerine bindiğinde, vatandaş aslında astarı yüzünden pahalıya gelen bir ürün almış oluyor. Uzmanlar, "Eğer amacınız birikimse dişinizi sıkın, parayı biriktirip en azından 1 gramlık, işçiliği olmayan saf altın alın" tavsiyesinde bulunuyor.





