Mars ile Jüpiter arasındaki ana asteroit kuşağında, kendi ekseni etrafında yalnızca 1,88 dakikada dönen dev bir asteroit keşfedildi. Bilinen fizik sınırlarını aşan bu gök cismi, teorilere göre çoktan parçalanmış olması gerekirken hâlâ tek parça hâlinde dönmeye devam ediyor.

VERA C. RUBIN GÖZLEMEVİNDEN ÖNCÜ KEŞİF

Vera C. Rubin Gözlemevi, henüz ana gözlem programı başlamadan önce Güneş Sistemi’ndeki asteroitler hakkında bildiklerimizi sarsan bir keşfe imza attı. 2025 MN45 adlı gök cismi, yaklaşık 710 metre çapıyla dikkat çekiyor ve kendi ekseni etrafında sadece 1,88 dakikada bir tur atıyor.

MEVCUT TEORİLERLE ÇELİŞEN HIZ

Bu büyüklükteki bir asteroitin bu kadar hızlı dönmesi teorik olarak neredeyse imkânsız kabul ediliyordu. Çünkü mevcut modeller, böyle bir hızda gök cisminin kendi kendini parçalaması gerektiğini öngörüyordu. Ancak 2025 MN45 hâlâ tek parça hâlinde dönmeye devam ediyor.

340 BİN ASTEROİTİN ÖN GÖZLEMİ VE ANALİZLER

Rubin teleskobunun Nisan ve Mayıs 2025’te yaptığı ön gözlemler sırasında toplam yaklaşık 340 bin asteroit tarandı. Bunlardan dönüş hızı güvenilir şekilde ölçülebilen 76’sı detaylı analiz edildi.

TEORİK SINIRLARI AŞAN ASTEROİTLER

Analiz sonuçları bilim insanlarını şaşkına çevirdi: Bu 76 asteroitten 19’u, teorik “dönüş hız sınırını” aşmıştı. Bunların 16’sı çok hızlı dönerken, 3’ü beş dakikadan kısa sürede tam tur atan “aşırı hızlı” sınıfına giriyordu.

ASTEROİTLER SANILDIĞINDAN ÇOK DAHA SAĞLAM OLABİLİR

Yıllardır bilim insanları çoğu asteroitin “moloz yığını” gibi davrandığını düşünüyordu. Yani kaya, toz ve küçük parçaların zayıf bir kütleçekimiyle bir arada tutulduğu, çok hızlı döndüklerinde ise dağılan yapılar. Bu yüzden 150 metreden büyük asteroitlerin 2,2 saatten hızlı dönmesi beklenmiyordu. Oysa 2025 MN45 gibi örnekler bu sınırın ciddi biçimde aşılabildiğini gösterdi.

Araştırma ekibinin başındaki astronom Sarah Greenstreet, olağanüstü hızın ancak çok sağlam bir iç yapıyla mümkün olabileceğini söylüyor:

“2025 MN45 bu kadar hızlı dönerken dağılmamak için neredeyse katı kaya kadar güçlü bir yapıya sahip olmalı.”

Bu da bazı asteroitlerin Güneş Sistemi’nin erken dönemindeki şiddetli çarpışmalardan neredeyse bozulmadan çıkmış kaya çekirdekleri olabileceği anlamına geliyor.

GÜNEŞ SİSTEMİ’NİN GEÇMİŞİNE AÇILAN YENİ BİR PENCERE

Keşfin en heyecan verici yanı bunun tekil bir örnek olmaması. Rubin Gözlemevi’nin kısa süreli test gözlemlerinde bile bu kadar çok “aşırı hızlı” asteroit bulunması, ana kuşakta sanılandan çok daha fazla yoğun ve sağlam gök cismi olduğunu düşündürüyor.

Bilim insanlarına göre bu tür asteroitler Güneş Sistemi’nin nasıl oluştuğu ve gezegenlerin hangi kaotik süreçlerden geçtiği konusunda yeni ipuçları barındırıyor. Önümüzdeki yıllarda Rubin’in asıl 10 yıllık taraması başladığında, bu sıradışı cisimlerin sayısının hızla artması bekleniyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ