Mevsimsel geçişlerle birlikte artan grip ve benzeri virüs kaynaklı enfeksiyonlar, iyileşme süreci tamamlanmış olsa bile bazı hastalarda kalıcı etkiler bırakabiliyor. Özellikle kış hastalıkları atlatılmasına rağmen haftalarca kesilmeyen inatçı burun akıntıları, vatandaşlar tarafından genellikle basit bir durum olarak algılanıp ihmal ediliyor.
ÜÇ HAFTAYI AŞAN AKINTILAR HAFİFE ALINMAMALI
Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Mazhar Çelikoyar, üç haftayı aşan burun akıntılarının önemsenmesi gerektiğini vurguluyor. Uzman, bu tür uzun süreli akıntıların altında yatan nedenlerin hayati risk taşıyabileceğine dikkat çekiyor.
BEYİN SIVISI KAÇAĞI RİSKİ
Uzmanlara göre, uzun süre devam eden burun akıntısının en tehlikeli sebeplerinden biri beyin sıvısı kaçağı ihtimalidir. Dr. Çelikoyar, beyin ile burun arasında oluşan bir açıklıktan sızan bu sıvının, dışarıdan bakıldığında sıradan bir akıntı gibi görünebileceğini belirtiyor. Ancak bu sızıntı, beyin zarının korumasız kalmasına ve menenjit gibi ağır, ölümcül enfeksiyonlara açık hale gelmesine yol açabiliyor. Erken fark edildiğinde tedavisi mümkün olan bu durum, gecikilirse geri dönüşü zor hasarlara neden olabiliyor.
TÜMÖRAL YAPILAR VE ALERJİLER
Beyin sıvısı kaçağının yanı sıra, burun boşluğunda gelişebilecek tümörler de inatçı akıntının ciddi sebeplerinden biri olarak gösteriliyor. Hastalar genellikle akıntıyı gribe bağlasa da, altta yatan nedenin tümör olabileceği ihtimali göz ardı edilmemeli. Bununla birlikte, daha sık görülen ancak yaşam kalitesini düşüren alerjik reaksiyonlar da süreci uzatabiliyor. Eğer akıntıya gözlerde ve burunda şiddetli kaşınma eşlik ediyorsa, tablonun alerjik kökenli olma ihtimali güçleniyor.
MİDE RAHATSIZLIKLARI DA ETKİLİ OLABİLİR
Dr. Çelikoyar, bazı vakalarda mide asidinin yemek borusu yoluyla genze kadar yükselmesinin burun içindeki dokuları etkileyerek akıntıya neden olabileceğini belirtiyor.
Uzmanlar, kaynağı ne olursa olsun geçmeyen burun akıntısı şikayeti yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmasının hayati önem taşıdığını vurguluyor. Erken teşhis, hem doğru tedavi hem de ciddi komplikasyonların önlenmesi açısından kritik bir rol oynuyor.






