Günlük hayatta hemen hepimiz şikayetçi olduğumuz durumlar yaşıyoruz ancak ne kadar dile getiriyoruz? İşte Ezgi Yen çoğumuzun yapmadığını yaptı… Pek çok kişi sosyal medyayı eğlence için kullanırken, o hakkını aramanın yollarına koyuldu. Yaptığı şikayet paylaşımları bir süre sonra kullanıcılar tarafından fark edildiğinde ise bir anda ülkenin en çok konuşulan konularından biri haline geldi. Biz de Yen ile yaşanan süreci, popülerliği sonrası yaşadıklarını ve daha bir çok şeyi konuştuk.

1) Kendinizi tanıtır mısınız? Kaç yaşındasınız, mesleğiniz nedir?

Ben Ezgi Yen. Yüksek lisans mezunuyum. 28 yaşındayım, bir finans sektöründe çalışmaktayım. Hayallerim ve hedeflerim doğrultusunda ilerlemekteyim. 14 Eylül ve sonrasında da her şey benim için olumlu olarak gelişti. Beni seven ve düşüncelerime hak veren binlerce güzel insanlarla gerekirse sosyal medyada gerekirse yüz yüze tanışma fırsatı buldum. Hepsi birbirinden değerli insanlar. Hepsine çok teşekkür ederim.

2) X (Twitter)'de yaptığınız şikayet paylaşımları çok konuşuldu. Kısa sürede adeta ülkenin en popüler insanı oldunuz diyebiliriz. Bu şikayet etme olayına ilk ne zaman başladınız? Twitter'ı açma amacınız bu muydu, yoksa kendiliğinden mi gelişti?

Benim ilk X (Twitter) platformuna katılım yılım 2013. İlk senelerde sadece X (Twitter) platformunu düşüncelerimi paylaşmak için kullanıyordum, ortalama 5-6 seneden beri %90, memnun kalmadığım ürün veya hizmetle alakalı durumları markayı da etiketleyerek durumu paylaşıyorum. Ve olumlu dönüşlerde aldım, sorunlarım çözüldü. X (Twitter) global bir sosyal medya ağı olduğu için, buradan sesimi duyurarak sonuca daha kolay erişebileceğimi biliyordum. Ayrıca hem kolay çözüm + zamandan tasarruf dersek benim için daha avantajlı bir durum haline geldi.

“BENİ BU HAYATTA EN ÇOK KIZDIRAN ŞEY YALAN KONUŞMAK”

3) Sizi hayatta en çok kızdıran ve rahatsız eden şey veya şeyler nedir? 3 tanesini sayabilir misiniz?

Beni hayatta en çok kızdıran şey ilk olarak yalan konuşmak, yalan konuşan insanları sevmem. Bu durum yakınlarım içinde geçerli. Bana dürüst olsunlar, her şey açık ve şeffafken daha güzel ve anlaşılır. İkincisi hakkımın yenmesi. Sonuna kadar mücadele ederim kim veya hangi kurum olursa olsun hakkımı yedirmem sonuna kadar mücadele ederim. Üçüncüsü, bir insanın beni durup dururken terslemesi. Terslenmekten de nefret ederim ve sonraki davranışım asla aynı olmaz. Ben insanlara karşı nazik olmaya çalışıyorum, kimsenin kalbi kırılsın istemem. Ben bu hassasiyet ile onları düşünürken karşımdaki kişinin bu şekilde düşünmemesini bencillik olarak nitelendiririm. Hayatta çoğu şey konuşularak düzeltilebilir. Kısa bir hayatta yalanlara, kalp kırmaya, insanların gereksiz yere hakkına girilmesine gerek yok.

“TERAZİ BURCUYUM AMA HAYATIMI BAŞAK GİBİ YÖNETİRİM”

4) Sosyal medyada hangi burç olduğunuz konusu da çok konuşuldu. Önce Başak burcu olduğunuz söylendi, ancak Terazi'ymişsiniz. Astrolojiye ve burçlara inanır mısınız? Ve eğer inanıyorsanız sizce burcunuzu yansıtıyor musunuz?

Evet ben bir Terazi burcuyum. Sosyal medyada aşırı şekilde Başak veya Oğlak olduğuma yönelik sorular ve duyumlar aldım. Her ne kadar yükselenime kadar Terazi burcu olsam da aslında hayatımı bir Başak burcu gibi yönetirim. Analitik düşünmeyi, düzeni, gerekli olduğu an utanmadan sıkılmadan müdahalede bulunmayı severim. En çok anlaştığım burç kendi burcum haricinde Başak, Oğlak ve Kova’dır. Akılcıl burçlara bayılırım. Kendi burcumdan da özellik taşıyorum tabii ki, en önemlisi adalet yönümün ağır olması 😊

“AMACIM SIKINTI ÇIKARMAK DEĞİL, FARKINDALIK”

5) Günlük hayatta da şikayetçi bir yapınız olduğunu düşünüyor musunuz? Yoksa bu yalnızca sosyal medyaya özgü bir olay mıydı? :)

Bu durumu herkes anormalleştiriyor ama ben insanların günlük hayatında farkında olmasalar bile çoğu şeyden şikayet edebileceğini düşünüyorum. Bende bir insan olarak elbette günlük hayatımda şikayet ettiğim durumlar oluyor. Sosyal medyada gerçekten önemli olan şikayetlerimi dile getiriyorum. Onun haricinde örneğin bir elbiseden bir ayakkabıdan memnun olmadığım an sosyal medyada paylaşmıyorum. Gidip mağaza üzerinden değişim veya iademi yapıyorum. Tüketici haklarımı biliyorum, bilinçliyim bu konuda. Bazen günlük hayatımda da ‘’ Bu neden öyle değil de böyle?’’ dediğim anlar olabiliyor, kendim düzeltmem gerekiyorsa düzeltiyorum, ya da aşırı önemli bir durum değilse o şekilde devam ediyorum. (Örneğin bir kahvenin akıttığını düşünelim o an imkanım varsa başka bir bardağa doldurur oradan içerim bu bir kereliğe mahsussa. Çoğu kez devam ederse zaten artık mekanda bunu dile getiririm, hem bir öneri olarak hem de müşteri memnuniyeti açısından) Çoğu kez markalara da öneri niteliğinde dönüşler yapmak kendilerini geliştirmeleri açısından mantıklı olabilir. Benim amacım sıkıntı çıkarmak değil, farkındalık.

6) Aşk acısı çekmek mi yoksa gerçek fiyatı 15 TL olan bir şişe suya 50 TL ödemek mi? Hangisini tercih ederdiniz?

Birisi maddi birisi manevi bir konu. Şöyle cevaplayayım 15 TL olan bir şişe suya 50 TL versem bile bunun hakkından gelebileceğimi biliyorum. Aşk acısı ise insanın tüm hayatını ve düzenini alt üst eden bir durum. Çünkü sevdiğin insan yanında olmadığı sürece bir suya 15 TL versem ne vermesem ne 😊 O yüzden ben 1 şişe suya 50 TL vermeyi tercih ederim (Nasılsa sonrasında ücret iade farkımı alabilirim… Alamasam da sorun değil, bir daha orayı tercih etmem. İnsanlar bir kere yanlış bir şeyi yaptığı an hatadır, sonrasında devam ederse zaten artık yanlıştır.)

“ADLİ BİLİMLER’DEN ÇOK ŞEY KAPTIM”

7) Okuduğunuz alan da aslında oldukça size uygun. Tweetlerinizden de anlaşılacağı üzere dikkatli ve araştırmacı bir insansınız. Bu kişilik özellikleriniz Adli Bilimler'de de işinize yarıyor mu?

Adli bilimlerden çok şey kaptım diyebilirim. Aslında ben lise dönemimde de bu kadar araştırmacı ve aynı zamanda ayrıntıcı bir insandım. Üniversite dönemimde de ağırlıklı olarak felsefe / psikoloji bölümleri de okuduğum için, aslında hepsinin katkısı var diyebilirim. Öncelikle bir insan hayatında kendisi için bunu yapmalı. Emin olun işe yarıyor ve kimse de kolay kolay size hiçbir konuda basit durumlarla gelmiyor.

“OLAYLAR YAŞANDIĞI AN BİR BEŞ GÜN KENDİME GELEMEDİM”

8) Sosyal medyadaki popülerliğinizi aileniz ve çevreniz nasıl karşıladı? Onlar da şaşırdılar mı?

Ailem ve çevrem ilk etapta çok şaşırdılar. Ailem normalde genel olarak şikayet durumumu biliyorlardı. Hatta çevremden “Şunu da şikayet edelim mi?”, “Nasıl edelim, ne yapabilirim?” diye gelenler de vardı. Burada bir şey belirtmek istiyorum; söylenilen, gelinen şikayetlerin hepsi haklı ve elinde kanıt olan durumlardı. Şikayet olmayacak bir konuyu kimsenin şikayete döktüğü yok zaten. Hepsinin zamanı, saati ve olay örgüsü bellidir. Arkadaşlarım da aşırı şaşırdı ve kimseye dememe gerek bile kalmadı, artık beni biliyorlardı… Bende bu olaylar yaşandığı an bir beş gün kendime gelemedim, çünkü sıradan bir hayatım varken tüm Türkiye tanıdı, X (Twitter) üzerinden ilk bire girdiğimi biliyorum. İçimdeki ses ‘’Ne oluyoruz ya, neler oluyor böyle’’ye döndü. 😊

9) Biraz da magazinsel gidelim. Çok fazla eleştirdiğiniz, sevmediğiniz veya sevdiğiniz halde "bunu böyle yapmamalı" vs. dediğiniz bir ünlü var mı? Varsa hangi ünlü ve ne konuda eleştirdiniz?

Ben bu konuda şöyle bir yorum yapmak istiyorum. Ünlülerden bu zamana kadar özellikle eleştirdiğim ve birebir sevmiyorum dediğim hiç kimse olmadı. Çünkü ben birebir kendilerini gerçek hayatlarında tanımadığım, işin özü sadece film / dizi, veya şarkılarını dinlediğim bir kişi olduğum için ancak o projelerle alakalı yorum yapabilirim. İnanın ki çoğu ünlü magazinde göründüğü gibi olmayabiliyor. Sizin dışarıdan soğuk gördüğünüz birisi iç dünyasında cıvıl cıvıl bir karakter olabilir. Kendilerinin işi de zor. Stresli bir yaşam, kendilerini sevmeyen insanların değişik laf ve sözleri gibi durumlara maruz kalıyorlar. Hem işi hem özel hayatı bu konuda idare etmek çok zor. Kendi içlerinde neler yaşıyorlar bilemeyiz. Ama unutmayalım ki hepimiz insanız, hepimizin bir hayatı var ve kimse kimseyi acımasızca yargılamamalı.

“KİMSENİN AÇLIKTAN ÖLMEDİĞİ BİR DÜNYA DİLERDİM”

10) Son olarak: Dünyada bir şeyi değiştirme gücünü size verseler, neyi değiştirmek isterdiniz?

Bana bu gücü verseler, öncelikle açlıkla mücadele veren insanlara çok güzel bir hayat sunmak isterdim. Dünyanın genelinde ne yazık ki bu problem mevcut. Adaletli olarak kimse yaşamını sürdüremiyor. İyiliğin olduğu, kimsenin açlıktan ölmediği ve yaşamaktan keyif duyduğu, insanlığa yakışan bir değişim yaratırdım. Nerede olursak olalım dil, din, ırk ne olursa olsun hepimiz insanız, hepimizin yaşamaya ve düzenimizi kurmaya hakkımız var.

Kaynak: Tuğçe Karataş