Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın Fatih Altaylı ile gerçekleştirdiği son söyleşi, yalnızca bir sohbet değil; aynı zamanda şehirlerin ruhuna dair çarpıcı bir rehber niteliği taşıyor. Ortaylı, yılların birikimiyle farklı coğrafyaları değerlendirirken kimi şehirleri övdü, kimilerine ise mesafeli yaklaştı.

RUSYA VE DOĞU AVRUPA İÇİN ÇARPICI YORUMLAR

Ortaylı, Rusya denince akla ilk gelen şehirlerin ötesine geçilmesi gerektiğini vurguladı. Moskova’yı farklı bir yapı olarak tanımlarken, asıl ruhun Nijniy Novgorod ve Yaroslavl gibi şehirlerde bulunduğunu ifade etti.

Kiev ve Varşova için daha sınırlı yorumlarda bulunan Ortaylı, Kraków’un kendisinde daha güçlü bir iz bıraktığını dile getirdi.

AVRUPA’DA FAVORİ: BUDAPEŞTE

Avrupa şehirleri arasında dikkat çeken tercih ise Budapeşte oldu. Ortaylı, bu şehrin Prag ve Viyana’dan daha etkileyici olduğunu belirterek, komünist dönemde bile daha renkli bir atmosfere sahip olduğunu söyledi.

İtalya’ya ayrı bir parantez açan Ortaylı, ülkeyi “altın gibi memleket” sözleriyle tanımladı. Roma üzerinden yaptığı değerlendirmede ise İstanbul’a yönelik eleştirileri dikkat çekti.

Şehirleşme anlayışını sert sözlerle eleştiren Ortaylı, İstanbul’un potansiyelinin yeterince korunamadığını vurguladı.

İSTANBUL İÇİN SERT ELEŞTİRİLER

Ortaylı’nın İstanbul değerlendirmesi söyleşinin en dikkat çeken bölümlerinden biri oldu. Şehrin geçmişteki estetik yapısının zarar gördüğünü ifade eden tarihçi, gelecek nesillerin bugünü eleştireceğini söyledi.

Ortaylı’nın rotasında Japonya da vardı. Kyushu bölgesindeki Arita’yı anlatırken, burayı “sakin bir Anadolu akşamı” gibi tanımladı. Gürültüden uzak yapısıyla bu bölgenin kendisinde ayrı bir iz bıraktığını dile getirdi.

Muhabir: SAFA KAAN ÖZTÜRK