Mars’ın geçmişine dair su izleri giderek daha fazla ortaya çıkıyor. Nehir deltaları, suyla değişime uğramış mineraller ve farklı jeolojik yapılar, gezegenin bir zamanlar bugünkünden çok daha “ıslak” olduğunu gösteriyor. Ancak Mars’ın eski ikliminin tam olarak nasıl olduğu hâlâ bilim dünyasında tartışılıyor.

Soğuk ve nemli bir Mars mı hakimdi, yoksa daha ılıman ve sürekli suya sahip bir ortam mı vardı? Büyük ölçekte buz mu hâkimdi, yoksa uzun süre varlığını sürdüren dev bir okyanus mu? Tüm bu sorular yanıtsız kalırken, npj Space Exploration dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma dikkat çekici veriler sunuyor.

MARS’TAKİ KANYON SİSTEMİ ARAŞTIRMA KONUSU OLDU

Araştırma ekibi, Valles Marineris üzerinde çalıştı. Bu yapı, Güneş Sistemi’ndeki en büyük (ancak en uzun olmayan) kanyon sistemi olarak tanımlanıyor. Kanyon sisteminin 4.000 kilometreden uzun, yaklaşık 200 kilometre geniş olduğu belirtiliyor.

Çalışmada özellikle Coprates Chasma adlı bölgenin güneydoğusunda yer alan jeolojik oluşumlara odaklanıldı. Bu alanın geçmişte derin bir göle ev sahipliği yapmış olabileceği düşünülüyor.

Ekip, kanyon içinde “uçurum önü tortul birikimleri” (scarp-fronted deposits / SFD) olarak adlandırılan oluşumları inceledi. Bu tür birikimlerin, kanyon içine doğru akan nehirlerin varlığına işaret ettiği belirtiliyor.

Dikkat çeken bulgu, tüm SFD’lerin yaklaşık aynı yükseklikte bulunması oldu. Araştırmacılar, bu birikimlerin yaklaşık -3.750 ile -3.650 metre arasında bir kotta yer aldığını aktarıyor. Yaşanan durum, kanyon içinde belirli bir dönemde tutarlı bir su seviyesinin varlığına işaret ediyor.

Çalışmaya göre su bazı noktalarda yaklaşık 1 kilometre derinliğe ulaşmış olabilir. Bu senaryo doğruysa, kanyon içinden daha alçak yükseltiye sahip Mars’ın kuzey yarımküresindeki alçak düzlüklerin de su altında kalmış olması gerektiği belirtiliyor.

MARS’TAKİ EN DERİN VE EN ESKİ OKYANUSA DAİR KANITLAR

Bern Üniversitesi’nden lisansüstü araştırmacı Ignatius Argadestya, çalışmanın başyazarı olarak bulgularla ilgili açıklamasında şunları söyledi:

“Çalışmamızla, Mars’ta bugüne kadar belirlenen en derin ve en büyük eski okyanus için kanıt sunabildik. Gezegenin kuzey yarımküresine yayılan bir okyanus.”

Araştırmacılar, bu ölçekte bir okyanusun varlığının, Mars’ın geçmişte yaşanabilir koşullar barındırmış olabileceğine işaret ettiğini belirtiyor. Buna karşın gezegenin gerçekten yaşamı sürdürüp sürdürmediğinin hâlâ bilinmediği vurgulanıyor.

Metinde ayrıca, ABD’nin Mars Sample Return görevinin iptal edilmesinin bu tür soruların yanıtlanmasını zorlaştırabileceğine de değiniliyor.

Argadestya, Mars’ın geçmişine ilişkin çıkarımı şu sözlerle özetledi:

“Mars’ı kuru, kızıl bir gezegen olarak biliyoruz. Ancak sonuçlarımız, geçmişte Dünya’ya benzer şekilde mavi bir gezegen olduğunu gösteriyor. Bu bulgu, bir gezegende suyun değerli olduğunu ve belirli bir noktada ortadan kaybolabileceğini de ortaya koyuyor.”

DÜNYA’DA GELİŞTİRİLEN YAKLAŞIMLAR MARS’A UYGULANDI

Bern Üniversitesi’nde dış kökenli jeoloji profesörü Fritz Schlunegger ise çalışmanın bir diğer yazarı olarak yönteme dair şu açıklamayı yaptı:

“Bu proje, jeoloji alanındaki biz araştırmacılar için özellikle heyecan verici; çünkü Dünya üzerindeki çalışmalardan geliştirdiğimiz kavramları Mars gibi başka gezegenlere aktarabilmemizi sağlıyor. Bu çalışmada tortulbilimsel bir yaklaşım kullandık; yani Dünya ve Mars arasındaki birikim ortamlarını karşılaştırdık.”

SIRADAKİ ADIM: TORTULLARIN MİNERAL İÇERİĞİ ANALİZ EDİLECEK

Ekip, SFD’lerin mineralojisini incelemeyi ve bu birikimlerin hangi malzemelerden oluştuğunu belirlemeyi hedefliyor. Bu analizlerin, yörüngeden yapılacağı; bu amaçla Avrupa Uzay Ajansı’nın ExoMars Trace Gas Orbiter aracı ile Avrupa Uzay Ajansı’nın Mars Express ve NASA’nın Mars Reconnaissance Orbiter görevlerinden yararlanılacağı ifade ediliyor.

Argadestya, yeni hedefi de şu sözlerle dile getirdi:

“Artık Mars’ın mavi bir gezegen olduğunu bildiğimize göre, orada ne tür bir ayrışma süreçlerinin gerçekleştiğini de bilmek istiyoruz.”

Kaynak: HABER MERKEZİ