Basın Platformu olarak ziyaret ettiğimiz SamsaLand, Türkmen ve Orta Asya mutfağının yüzyıllardır süregelen yemek kültürünü, geleneksel pişirme teknikleriyle birlikte yaşatan özel adreslerden biri. Şirinevler'de mütevazı bir dükkânda başlayan hikâye, bugün yüzlerce kişiyi ağırlayan bir gastronomi merkezine dönüşürken, işletmenin kurucusu Abdullah Cumali ile bu başarının perde arkasını ve sofralara taşınan kültürel mirası konuştuk.

Yaklaşık sekiz yıl önce Bahçelievler Şirinevler'de mütevazı bir işletme olarak hizmet vermeye başlayan SamsaLand, ilk yıllarında daha çok Türkmenistan ve diğer Orta Asya ülkelerinden İstanbul'a gelen ailelerin buluşma noktasıydı. Zaman içinde farklı mutfaklar keşfetmek isteyen Türk misafirlerin ilgisinin artmasıyla işletme yeni bir vizyon belirledi.

Bugün Küçükçekmece Gölü kıyısındaki yaklaşık 350 kişilik yeni şubesinde hizmet veren SamsaLand, yalnızca Orta Asyalı misafirlerin değil, farklı lezzet arayışındaki İstanbulluların da uğrak noktalarından biri haline geldi.
İşletmenin kurucusu Abdullah Cumali, bu gelişimin tesadüf olmadığını belirterek, Avrupa'da büyüyen Türk restoranlarının hikâyesine benzer bir süreç yaşadıklarını söyledi.
"İlk hedefimiz kendi insanımızın özlediği tatları sunmaktı. Ancak zamanla Türk misafirlerin ilgisi arttı. Bu ilgi bizi daha büyük bir yatırımla Orta Asya mutfağını daha geniş kitlelere tanıtmaya yöneltti."
MİSAFİRLERİMİZİN YÜZDE 60'I TÜRK
Cumali, müşteri profilinin son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini belirterek bugün restoranı ziyaret edenlerin yaklaşık yüzde 60'ını Türk misafirlerin oluşturduğunu ifade etti.
Yeni bir mutfak deneyimlemek isteyenlerin tekrar tekrar gelmesinin kendileri için en büyük referans olduğunu söyleyen Cumali, "Bir kez gelen misafirimizin yeniden bizi tercih etmesi doğru yolda olduğumuzun en önemli göstergesi." dedi.
MENÜDE SADELİK, LEZZETTE GELENEK ÖN PLANDA
Türkmen mutfağı yüzlerce farklı yemek ve hamur işiyle oldukça geniş bir yelpazeye sahip olmasına rağmen SamsaLand'da bilinçli olarak daha seçilmiş bir menü hazırlanmış.
Abdullah Cumali, amaçlarının yalnızca memleket hasreti çeken Orta Asyalılara hitap etmek olmadığını belirterek şunları söyledi:
"İnsanların ilk kez deneyeceği bir mutfağı karmaşık hale getirmek istemedik. Herkesin rahatlıkla tadabileceği, damak tadına yakın ürünleri tercih ettik."
Restoranda bugün üç farklı mantı çeşidi, tandır samsası, fitçi, Türkmen pilavı ile çeşitli et yemeklerinden oluşan dokuz ana ürün servis ediliyor.
SAMSA, RESTORANIN İMZA LEZZETİ
Tadımın ilk durağı, adını da işletmeye veren samsa oldu.
İnce açılan hamurun içine iri kuşbaşı et yerleştiriliyor ve özel tandırın iç yüzeyine yapıştırılarak yüksek sıcaklıkta pişiriliyor. Dışı altın renginde çıtır bir doku kazanırken iç kısmında et, suyunu kaybetmeden yumuşaklığını koruyor.
İlk lokmada tandırın isli aroması hissedilirken ardından etin doğal lezzeti öne çıkıyor. Samsa, klasik böreklerden tamamen farklı pişirme tekniğiyle dikkat çekiyor.
Cumali, bu ürünün kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını belirterek,
"İşletmemizin adını samsadan aldık. Toplam satışımızın yaklaşık yüzde 40'ını bu ürün oluşturuyor. Bizim bayrağımızı taşıyan lezzet samsadır." ifadelerini kullandı.
FİTÇİ PAYLAŞMANIN SİMGESİ
Menünün dikkat çeken bir diğer ürünü ise taş fırında pişirilen fitçi. İncecik hamurun arasında kıyma ve soğanla hazırlanan harç, taş fırında nar gibi kızarana kadar pişiriliyor. Dışı hafif çıtır, içi ise yumuşak kalan fitçi, Türkmen sofralarında tek kişilik bir yemek olmanın ötesinde paylaşım kültürünün önemli simgelerinden biri olarak görülüyor.
ÜÇ FARKLI MANTI, ÜÇ AYRI LEZZET
SamsaLand'da mantı tek çeşitle sınırlı değil.
Buharda pişirilen mantı kalın hamuru ve bol etli iç harcıyla doyurucu bir seçenek sunarken, haşlama mantı Anadolu mutfağına daha yakın bir tat bırakıyor. Kızartılmış mantı ise dış yüzeyindeki çıtırlık sayesinde tamamen farklı bir karakter kazanıyor.
Aynı tarifin farklı pişirme teknikleriyle bambaşka lezzetlere dönüşmesi Orta Asya mutfağının zenginliğini ortaya koyuyor.
TÜRKMEN PİLAVI BÜYÜK KAZANLARDA HAZIRLANIYOR
Tadımın en dikkat çekici tabaklarından biri de Türkmen pilavı oldu.
Et, pirinç, havuç ve soğan büyük kazanlarda uzun süre pişirilirken sarımsak ve biberle lezzetlendiriliyor. Ortaya çıkan pilav, tane tane yapısı ve dengeli aromasıyla ağır olmayan, rahat tüketilebilen bir lezzet sunuyor.
Cumali, pilavın kökeninin Özbekistan'a dayandığını ancak kendi tariflerini Türk damak tadına göre yorumladıklarını belirterek,
"Bazı bölgelerde at eti, kuru üzüm ya da bıldırcın yumurtası kullanılıyor. Biz herkesin sevebileceği daha sade bir tarif oluşturduk." dedi.
KÖZ ATEŞİNDE PİŞEN ETLER MENÜYÜ TAMAMLIYOR
Menünün önemli bölümünü oluşturan Kuzu şaşlık ve ciğer şaşlık köz ateşinde hazırlanırken, lüle kebabı kıyma ve baharatların şiş üzerinde pişirilmesiyle servis ediliyor. Özellikle köz ateşinde pişen etler Türkmen pilavıyla birlikte servis edildiğinde Orta Asya sofralarının doyurucu yapısını tamamlıyor.
MEDOVİK, TATLI FİNALİN YILDIZI OLDU
Yemeğin finali ise 19. yüzyılda Rusya’da ortaya çıkan ve adı “bal” kelimesinden gelen Doğu Avrupa mutfağında da oldukça popüler olan ve mutfağının en sevilen tatlılarından biri olan Medovik ile yapıldı. İncecik kat kat hazırlanan kek tabanlarının özel süt kremasıyla buluştuğu bu geleneksel bal pastası, hafif dokusu ve dengeli tatlılığıyla öne çıkıyor. İçeriğindeki doğal balın verdiği kendine has aroma, her lokmada belirgin şekilde hissedilirken, uzun süre dinlendirilerek hazırlanan katmanlar pastaya yumuşacık bir kıvam kazandırıyor. Ağır tatlılardan hoşlanmayanlar için de ideal bir seçenek sunan Medovik, SamsaLand'da Orta Asya lezzet yolculuğunu zarif ve unutulmaz bir finalle tamamlıyor.
GELENEKSEL PİŞİRME KÜLTÜRÜ YAŞATILIYOR
Restoranın en dikkat çeken yönlerinden biri de açık alandaki tandır ve büyük kazanlar. Misafirler yemeklerin hazırlanışını izleyebiliyor; tandıra yapıştırılan hamurlar, ağır ağır pişen pilavlar ve közde hazırlanan etler adeta mutfağın bir parçası haline geliyor. Bu yönüyle SamsaLand yalnızca yemek yenilen bir restoran değil, geleneksel pişirme kültürünün canlı olarak deneyimlendiği bir gastronomi durağına dönüşüyor.
GÖL MANZARASINDA KAHVALTI KEYFİ
Restoran sadece Orta Asya yemekleriyle değil, zengin Türk kahvaltısıyla da misafirlerini ağırlıyor.
Sabah saatlerinde başlayan kahvaltı servisi özellikle hafta sonları göl manzarası eşliğinde uzun kahvaltı yapmak isteyen ailelerden yoğun ilgi görüyor.
Cumali, "Farklı bir kahvaltı konsepti oluşturmak yerine güçlü Türk kahvaltısı geleneğini yaşatmayı tercih ettik. İnsanlar burada sadece yemek yemiyor, sevdikleriyle kaliteli zaman geçiriyor." diye konuştu.
HEDEF TÜRKİYE'NİN DÖRT BİR YANINA ULAŞMAK
Sekiz yılda küçük bir işletmeden önemli bir gastronomi markasına dönüşen SamsaLand, büyümesini sürdürmeyi planlıyor.
Abdullah Cumali, hedeflerinin yalnızca yeni şubeler açmak olmadığını vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı:
"Öncelikle İstanbul'da, ardından Türkiye'nin farklı şehirlerinde Orta Asya mutfağını daha fazla insana tanıtmak istiyoruz. Gelecekte ise bu kültürü farklı ülkelerde de temsil etmeyi hedefliyoruz."











