Eski Hazine Müsteşarı ve ekonomist Mahfi Eğilmez, kendi internet sitesinde yayımladığı "Önümüzdeki Küresel Riskler" başlıklı yazısında, Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) 2026 raporuna dikkat çekti. Eğilmez, raporda öne çıkan jeoekonomik çatışmalar, dezenformasyon ve toplumsal kutuplaşmanın, artık sadece öngörü değil, günümüzde gerçekleşmeye başlayan gerçeklikler hâline geldiğini belirtti.
EKONOMİK SİLAHLAR
Devletlerin ekonomik araçları siyasal baskı aracı olarak kullandığı bir döneme girildiğine dikkat çeken Eğilmez, jeoekonomik çatışmaların artık askeri müdahale yerine ekonomik yaptırımlar ve tarifeler yoluyla yürütüldüğünü ifade etti.
Eğilmez’in dediğine göre; ABD’nin Çin ürünlerine uyguladığı yüksek gümrük vergileri ve teknoloji kısıtlamalarına karşın Çin’in kendi üretimini güçlendirmesi, küresel ticaret dengelerini sarsmaktadır. Öte yandan AB'nin hem Çin hem ABD ile ilişkilerinde "stratejik bağımsızlık" hedeflediğini belirten Eğilmez, bu çatışmaların sonucunun uluslararası ticarette yavaşlama ve tedarik zincirlerinde bozulma olacağını vurguladı.
RİSKLER NE
Eğilmez yazısında, dezenformasyonun bir devletin bir başka ülke toplumunun güvenini sarsmak için yaygın bir araç olarak kullanıldığına işaret etti. Eğilmez’e göre, bu yanlış bilgi bombardımanı ile beslenen toplumsal kutuplaşma; ekonomik eşitsizlikler ve popülizmle birleşerek toplum içindeki gerilimi artırmaktadır.
Raporda, çatışma, dezenformasyon ve kutuplaşma dünyanın önündeki riskler içerisinde ilk üçte yer aldı. Bu üç riskin birbirini besleyen bir döngü oluşturduğunu söyleyen Eğilmez, ekonomik krizlerin kutuplaşmayı, kutuplaşmanın ise yanlış bilginin yayılmasını kolaylaştırdığını belirtti.
ESKİ DÜNYA YOK
Yirmi birinci yüzyıla girerken hayal edilen küresel barış ve refahın tam tersi bir yöne savrulduğumuzu belirten Eğilmez, "Eski dünyayı arar olduk" ifadesini kullandı.
Trump’ın, ABD’nin gerçek yüzünü ortaya çıkardığını söyleyen Eğilmez, ABD’nin cezalandırma politikalarına karşı Çin’in gösterdiği direncin "soğuk savaş" iklimini geri getirdiğini vurguladı. Eğilmez’in en korkutan tespiti ise, bu ekonomik yaptırımların bir noktada "sıcak savaşa" dönüşme endişesi taşıdığı yönünde oldu.





